MARAZ

1.Evre 14.Bölüm: Çekim

Yazar:

MARAZ – Merve Korkmaz kitap kapağı
MARAZ – Merve Korkmaz kitap kapağı

14.Bölüm: Çekim Altan’ın sesli bir nefes vererek güldüğünü işittiğim anlarda kilitlenen adımlarım sanki bunu bekler gibi çözülmüştü, hızla bir alt kata inmeye başladım. Adımlarımın seslerini duyan Altan, “Dur, dur,” diye seslendi peşimden. “Beni bekle.” Söylediklerini duymazdan gelerek merdivenleri hızla inmeye devam ettim ve zemin kata ulaştım. Ana giriş kapısının camından sokağa baktığımda içimi tedirginlik kaplamıştı çünkü dışarısı neredeyse adım atamayacak kadar yoğun bir marazlı sürüsü vardı. Az önceki kurşun sesleri onları çekmiş olmalıydı. İçimi kaplayan tedirginliğin büyüdüğünü hissediyordum ama yukarıda, diğerlerinin ürkütücü nefesini ensemde hissederek yanlarında kalırsam bu tedirginlik hissi her saniye katlanır, en sonunda bana aklımı kaçırtırdı. Adımlarımı misafir bekleme alanındaki koltuklara yönlendirdim, birkaç dakikalığına da olsa uzanmak ve uyumak istiyordum. Bedenimi koltukta uzandırıp gözlerimi kapatacağım sırada zemin katta beni aradığını bildiğim adamın ayak seslerini duyduğumda gergin bir nefes alarak gözlerimi devirdim. “Neden beni rahat bırakmıyorsun?” Sesimi duyduğu gibi bulunduğum alana geldi Altan. “Seni bırakırsam sokaktaki o kana susayan sürüye katılırsın da ondan.” Kısa bir an duraksadı, gözlerini yüzüme dikmişti. “İbo’cuğuma neden yalan söyledin?” “Yeterince açık değil mi?” dedim bıkkın bir nefes verip gözlerimi kapatırken. “Yalnız kalmak istiyorum. Zaten senin gibi bir baş belasıyla uğraşırken bir de onlarla uğraşmak istemiyorum.” “Peki,” diye mırıldandığında diğer koltuğa da kendisi yerleşmişti. “Sana ne oldu? Neden bir anda odadan kaçtın?” “Hiç.” “Ne gördün rüyanda?” “Sen susacak mısın artık?” Gözlerimi kapatmıştım; nabzım yavaşlıyor, soluklarım sakinleşiyordu. En önemlisi de Altan çenesini kapatmıştı. Uyumak için tam iyi bir an diye düşünüyordum ki yukarı katlardan sesler duymaya başlamıştım. Kapı zorlama sesi, ardından kapı kırılma sesi. Salon 3’teki marazlılar… “Hay anasını avradını sikeyim ama ya!” diye bağırdım sinirle koltuktan kalkarken. “İki dakika yatamadım! İki dakika!” Altan, hızla koltuktan kalktığında parmaklarını hızla parmaklarıma geçirdi. “Lan bağırma!” diye bağırarak beni uyarırken bir yandan da beni en yakın salonlardan birine sürüklemeye başlamıştı. “Koş, koş hadi!” “Sen de bağırıyorsun!” “Tamam bağırmıyorum, bağırma!” “Hâlâ bağırıyorsun!” “Sen de hâlâ bağırıyorsun!” “Dur, dur,” diyerek aniden elini çekiştirdim. Üst katlardan yankılanan marazlıların adım seslerinin ensemizde hissettirdiği telaşında adımlarımı durdurarak gözlerimi kararlılıkla koyu kahve gözlere diktim. “O salonun kapısı dayanmaz, barikat kuracak dolap bile yok. Kantin mutfağına gidelim, kapısı diğerlerinden daha sağlam, kırsalar da arka kapısı var. Kaçma şansımız olur.” Altan hiç düşünmeden başını salladı. “Tamam, koş.” Kantine ait mutfağa geçtiğimizde kapıyı ardımızdan kilitlemiştik, bu sırada marazlılar daha yeni ulaşmıştı zemin kata. Hepsinin de kapıya odaklanacağını sanmıştım fakat onlar, akademinin koridorlarında gırtlaklarından çıkardığı ürkütücü hırıltıları ile zemin katın her bir köşesinde başıboş dolanmaya başlamışlardı. Mutfağın çelik tezgâhına tek hamlede çıkıp otururken, “Duydukları son sese odaklanıyorlar sanıyordum,” diye mırıldandım, sesimi olabildiğinde kısık bir düzeyde tutmaya özen göstermiştim. Altan, yüksek pencerelerden süzülen ve mutfağın tozlu havasında kızıl bir perde oluşturan ilk şafak hüzmelerinin arasından bana doğru sessiz adımlarla yaklaşmaya başladı. Gözleri doğrudan gözlerimdeydi. “Kapıyı kapatırken ses yankılandı,” diye fısıldadı. “Kaynağı kestiremediler, bu yüzden avlarını arar gibi her köşede dolanıyorlar.” “Evet, bu mantıklı,” derken istemsizce gözlerimi kaçırmaya başlamıştım fakat Altan, bana doğru adım atmaya devam etti. Aramızdaki mesafeyi o kadar daralttı ki en sonunda gövdesi dizlerime çarptı, kişisel alanıma izin almadan bu kadar yakın oluşuna karşılık sırtımı hafifçe geri verirken, “Ne içime giriyorsun be?” diye çıkıştım hızla. “Geri çekil.” Altan bu tepkime gözler…

Bölümün tamamını WritePad'de oku