MARAZ

1.Evre 12.Bölüm: Panik

Yazar:

MARAZ – Merve Korkmaz kitap kapağı
MARAZ – Merve Korkmaz kitap kapağı

12.Bölüm: Panik “Onlar gibi oldu,” demekle yetindim, daha soruyu bile sormalarına izin vermeden. Devam etme zorunluluğu. Yas tutmana, durup ağlamana bile izin vermeyen, sırf ayakta kalabilmek için getirdiğimiz o kahvaltılık unlu mamülleri çiğnemek zorunda bırakan iğrenç his. Pencere kenarına ağır adımlarla yürürken elim bir an cebime gitti ve telefonumu aldım elime, alışkın olduğum o dünyaya, sosyal medyaya sığınmak, saçma sapan bir video izlemek istedim fakat internetin, hatta şebekenin çekmediğini sonradan hatırlamıştım. Şarj yüzde yirminin altına düşmüştü. Şarj aletim yanımda yoktu, zaten şarj dolu olsa da bir işe yaramayacaktı. Sanırım hayatımda ilk defa yirmi dört saat içinde telefonumun şarjını bitirememiştim. Telefonu tekrar cebime kaydırırken metalin metala çarpmasıyla çıkan tıkırtı odaya yayıldı. Cihaz, cebimin dibindeki anahtarlığıma çarpmıştı. Elim istemsizce kumaşın üstünden cebimi kavrayınca, oradaki o ince uzun metal parçasını da hissettim: Yıldız uçlu bir tornavida. Altan’ın belindeki çelik silahın, o sayılı mermilerin yanında komik kalacak basit bir el aletiydi. Yine de avucumun altındaki o sivri, soğuk sertlik bu odanın duvarları arasında bana tuhaf bir güven hissi verdi. Bugün de karanlığa kavuşmuştu. Karanlık büsbütün çöktüğünde katlarda gezen marazlıların adım sesleri ve boğuk hırıltıları duvarların arkasından sızmaya başlamıştı. O anlardan sonra kimse kimseyle tek kelime konuşmadı, kimse kimsenin ne söylediğini de dinlemedi. Zaten odaya hâkim olan ağır sessizlik de kimseye konuşacak bir alan bırakmıyordu. Herkes sessizce kendi köşesine çekildiğinde ben de sırtımı duvara yasladım, Altan ise yine hemen çaprazımda, bitişikteki duvara yaslanmıştı. Dün geceden tek farkımız konuşmuyor oluşumuzdu. Elim cebimde, parmaklarımı sıkıca tornavidanın sapına sarmıştım. Bunun nedeni zihnimden geçen o düşüncenin bir türlü gitmiyor oluşuydu. Reha’nın bu sabah beni gözünü bile kırpmadan asansöre itişi, karanlıkla birleşince içimdeki tedirginliği besleyerek büyütmüştü. Sanki dışarıdaki marazlılardan çok, aynı odada nefes aldığım insanlara karşı tetikte kalmak zorunda gibi hissediyordum. Zihnim bu düşünceler karşısında direnmeye, beni uykunun tekizsizliğinden korumak istedi. Ama bu direnç ancak birkaç saat sürebildi. Sonunda göz kapaklarım gecenin ve yorgunluğun ağırlığına yenik düştü; parmaklarımın arasındaki tornavida gevşedi ve bilincim yavaşça karanlığa kayıp gitti. Zaman kavramını yitirmiştim. Belki saatler geçmişti, belki de sadece birkaç dakika. Gözlerimi yeniden araladığımda derinlerden, duvarların arkasından gelen boğuk bir fısıltı kulaklarıma ulaştı. “Aylin hocam…” Sesin kime ait olduğunu çıkaramıyordum ama içimi ürperten tanıdık bir tınısı vardı. Yavaşça yerimden doğrulup buğulu gözlerle etrafıma bakındım. Odadaki herkes derin bir uykudaydı, Altan da dâhil. Karanlığın içinden o yankı bir kez daha fısıldadı. “Aylin hocam…” Sessiz olmaya özen göstererek ayağa kalktım ve kapıya doğru yürüdüm. Kulağımı ahşap yüzeye dayayıp dışarıyı, koridorda herhangi bir ses ya da hareket olup olmadığını kontrol edecektim. Ancak kontrol etmeme gerek bile kalmadan o fısıltıyı bir kez daha işittiğimde tek bir saniye bile tereddüt etmeden odanın kilitli kapısını yavaşça açıp yönetici odasında ayrıldım. Tek amacım beni çağıran o sesi takip etmekti ama ses, nereden geldiğini anlayamayadığım bir şekilde sanki her yerden yayılıyordu. Koridorun karanlıklarından, duvarların derinliklerinden. Hatta kafamın içinden. Nereye gideceğimi bilmeden attım adımlarımı, gece vakti soluk ay ışığı yalnızca bazı noktaları aydınlatabiliyordu. O soluk ışığın düştüğü yerlerden biri de asansörün çelik kapılarıydı. Tam karşısında durduğumda bir tuhaflık fark etmiştim, asansörün çağırma düğmesi kırmızı bir ışıkla yanıyordu ama ona ben basmamıştım. O anda ensemde hissettiğim ürpertici bir nefesle aniden arkamı döndüğümde karşımda onu gördüm. Daha neye uğradığımı anlayamadan arkamda iki yana açılan asansör kapılarına doğru itildim, Reha’nın göğsüme indirdiği sert ve…

Bölümün tamamını WritePad'de oku