MARAZ

1.Evre 10.Bölüm: Katil

Yazar:

MARAZ - Merve Korkmaz kitap kapağı
MARAZ kitap kapağı

10.Bölüm: Katil Dudaklarımdan sökülen çığlıkla tam marazlıların ortasına savruluyordum ki sol koluma pranga gibi kenetlenen parmaklar beni son anda yakaladı. Altan, beni kolumdan yakaladığı gibi tek bir çevik hareketle arkasına çekti, eşzamanlı olarak diğer elindeki sopanın sivri ucunu bir marazlının göğsüne sapladı. Sopanın ucu sırtından çıkacak kadar derin sert bir hamleydi bu fakat marazlı sanki göğsünden girip sırtından çıkan bir sopa yokmuşcasına kanlı hırıltılarla saldırmaya devam etti. Aynı zamanda yan tarafımızda Reha, elindeki çelik muslukla diğer bir marazlıya saldırıyordu. Bakışlarım onu bulduğu an, bakışlarım onda kilitlendi çünkü beni o marazlıların önüne bir av gibi iten, bizzat o adamdı. “Üst kata!” diye bağırdı Altan. Altan kolumu bırakmadan ikimizi de merdivenlere yönlendirdi, Reha ile Korkut da hemen bir adım arkamızdan geliyordu. Nefes almadan koşuyorduk. Merdiven basamaklarını tırmanırken Korkut’un ayağı takıldı ve bir anda yere kapaklandı. Ona dönüp bakmak istedim ama Altan fırsat vermeden beni üst kata doğru koşturmaya devam etti. Sonra merdiven boşluğunda Korkut’un bağırışları yankılandı. Başımı geriye çevirdiğimde Korkut’un merdivenlerde sırt üstü yattığını ve üzerine çıkmış, ona saldıran marazlılardan kurtulmak için çırpındığını gördüm. Panik ve korku arasında sıkışırken, “Korkut!” diye bağırdım. Bağırışım sayesinde Altan’ı durdurmuştum, o an her şeyi kavrayabilmek adına arkasına baktığında aynı zamanda boşta kalan eliyle silahına sarıldı fakat silahını doğrulttuğu o saniyelerde bir marazlı Korkut’un çenesini ısırmıştı, diğer bir marazlı kolunu ısırırken göğsüne sopa saplanan marazlı da Korkut’un bacağından kopardığı etini çiğniyordu. Altan silahını kullanamadı, geç kalmıştı. Ve biz bu dehşet veren görüntüyü izlemek dışında hiçbir şey yapmamıştık; dört marazlı da gözümüzün önünde Korkut’a saldırıyor, onu yiyorlardı. “Korkut,” adı döküldü dudaklarımdan. Korkut yarım saniyeden daha az bir süre sonra onlar gibi olmuştu. Altan kalbimi buz kestiren bir soğukkanlılıkla silahını geri beline yerleştirirken diğer eliyle bir an olsun koluma uyguladığı kuvveti hiç kesmeden beni hızla birinci kattaki eğitim salonlarından birine çekiştirdiğinde ona engel olmadım, zaten engel olamazdım. Kaskatı kesilmiştim. Hangi eğitim salonuna girdiğimizi ayırt edemediğim bir kapıdan geçer geçmez, Korkut da dahil, peşimize takılan marazlıların yüzüne kapıyı hızla kapatmıştı Altan, sırtını kapıya dayarken aynı zamanda beni istemsizce salonun ortasına doğru savurmak zorunda kalmıştı. Ben ise bedenimi kontrol edemediğim için yere düşmüştüm. Parmaklarımı sıkan bir şey hissettiğim o sırada, Korkut’un taşımasına müsaade etmediğim poşetti. O an parmaklarım sanki elektrik çarpmış gibi hızla çekildi poşetin saplarından. Bir hıçkırık sesi duyuldu salonda, kime ait olduğunu bilmiyordum ama bana ait olduğunu düşünüyordum. Reha da bizimle aynı salondaydı, ona ait olamazdı çünkü o ağlamıyordu, tepkisizdi. Altan’a da ait olamazdı çünkü o da ağlamıyordu ama kesinlikle tepkisiz değildi. Bana bakıyordu ve ağlamamı istemeyen koyu kahve gözlere sahipti. “Aylin,” dedi koyu kahve gözlerle gözlerimin içine bakarken. “Ağlamamalısın, şu an değil.” Ağlıyor muydum ki? Sözleriyle birlikte sol elimin avuç için dudaklarımın üzerine örttüm, gözyaşlarımın varlığını hissetmiyor olsam da dudaklarımın üzerini örttüğüm parmaklarımda sıcak bir ıslaklık hissetmiştim. O sıcaklık sadece parmaklarımı değil, kalbimi de yakıyordu. Üzerimdeki gözlere zorda olsa sırtımı dönerek ayağa kalktım ve pencerenin dibine kadar yürüdüm. Az önce yaşananlar zihnimin en kuytu köşelerinde bile kol kanat geziyordu, bu aniden midemi bulandırdı. Kusmak istedim ama ağzımdan bir damla su bile gelmedi, midem boştu. Altan’ın, “Dolabı devir!” diye bağırdığını duydum bir ara. Sonra da sanki işitme duyumu yitirmişim gibi hiçbir şey duyamadım. Kapının arkasına dolabı barikat olarak devirdiklerini biliyordum, hatta Altan’ın barikatı kontrol ederek bana doğru yönelişini de biliyordum. Hissediyordum,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku