Manşet

BÖLÜM 4

Yazar:

Manşet - Karanfil kitap kapağı
Manşet kitap kapağı

Bora elindeki buz torbasını yavaşça başıma bastırırken, aramızdaki o gergin ve didişmeli hava tamamen yumuşamış, yerini garip bir sıcaklığa bırakmıştı. Konu ailelerimize gelince birden kendimizi ortak bir paydada bulmuştuk. "Aslında," dedi Bora hafifçe gülümseyerek, "bizim evde durumlar öyle tek çocuklu sakin bir hayat da sayılmaz. Annemlerin başı zaten evde yeterince kalabalıkla dertte." Kaşlarımı hafifçe kaldırıp ona baktım. "Nasıl yani? Tek çocuk değil misin sen?" Bora başını iki yana salladı, yüzünde aniden çok daha yumuşak, korumacı ama bir o kadar da yorgun bir ifade belirdi. "Nerede... Biri on dokuzunda üniversite sınavına hazırlanan, diğeri henüz iki yaşında ele avuca sığmaz iki kız kardeşim var. Evin hali mahşer yeri gibi. Bir yandan birinin lise stresi, diğer yandan diğerinin mama saatleri... Annemle babama madalya takmak lazım." Ağzım hafifçe açık kaldı. "On dokuz ve iki mi? Bora, aralarında tam on yedi yaş var! Sen o minikle nasıl başa çıkıyorsun Allah aşkına?" "Nasıl başa çıkacağım," dedi derin bir nefes alarak, ama gözlerinin içi gülüyordu. "Koca adam oldum ama evde hâlâ pelüş oyuncaklarla oynuyorum, iki yaşındaki öldürüyor beni resmen. Diğeri de abi diye kafamın etini yiyor..." Tam ona küçük kardeşi hakkında takılacakken, ilk yardım odasının açık duran kapısı bir anda gıcırdadı. İçeriye, o her zamanki sinsi ve pişkinkâr gülüşüyle Doruk süzüldü. Elinde hocanın taktik dosyasıyla sanki odanın sahibiymiş gibi rahat tavırlarla adım atmıştı ki, bizi bu kadar yakın ve samimi bir halde görünce adeta olduğu yerde çivilendi. Yüzündeki o sahte kibarlık saniyesinde yerini şaşkınlık ve iğneleyici bir sırıtışa bıraktı. "Ooo, kusura bakmayın kaptan..." dedi Doruk, sesini alaycı bir tona bürünerek. "Ben odayı boş sanıyordum. Meğer burada ceza günleri tatlıya bağlanıyormuş, hoca dışarıda seni arıyor ama sen sanırım basın mensubuyla... özel strateji toplantısındasın?" Bora’nın yüzündeki o yumuşak ifade bir saniyede silindi, yerine keskin, buz gibi öfke geri geldi. Oturduğu yerden yavaşça kalktı. İçindeki abi şefkati, bir anda karşısında duran o yılanı duvara çivileme arzusuna teslim oldu. Bora, tek bir hamlede sedyeden kalktı. O devasa boyuyla Doruk’un üzerine doğru, durdurulamaz bir çığ gibi yürümeye başladı. Aralarındaki mesafe saniyeler içinde kapandı; Doruk, Bora’nın o üzerine çöken gölgesi altında istemsizce bir adım gerilemek zorunda kaldı ama pişkin sırıtışını yüzünden silmeye çalışıyordu. Gözlerinde parlayan o tehlikeli öfkeyi gördüğüm an, burada daha fazla kalmanın mantıklı olmayacağını anladım. Bora bana dönmeden, dişlerinin arasından tıslar gibi ama son derece net bir emir verdi: "Lalin, çık." Hiç sorgulamadım, tek kelime bile etmedim. Apar topar kameramı omzuma astığım gibi sedyeden kalktım ve aralarından sıyrılarak ilk yardım odasının kapısına yöneldim. Koridora çıkıp kapıyı aralık bıraktığımda, içeride kopacak fırtınanın sesini beklemeye başladım. -BORA YENER- Doruk’un o laçka sırıtışı, gözlerimin önünde nefes aldığım sürece silinmeyecekti. Şerefsiz, kapı aralığından sırıta sırıta bakarken içimdeki o buz tutmuş öfke yeniden lav gibi kaynamaya başladı. Dün sırtımdan hançerleyip hocaya ağlayan, kariyerimi tehlikeye atan bu adam, şimdi gelmiş karşımda alay ediyordu. Lalin odadan çıktığı an, kapı arkamızdan kapandı ve içerideki o boğucu sessizlik, patlamaya hazır bir barut fıçısına döndü. Doruk hemen arkasındaki duvara doğru yarım adım attı ama kaçacak yeri olmadığını o da biliyordu. Gözlerini kaçırmaya çalışarak, "Ne o kaptan, gerçekler acı mı geldi? Hocaya gidip ağladığımı mı söyleyeceksin gene?" diye mırıldandı, sesindeki o sahte cesaret zangır zangır titriyordu. Üzerine biraz daha yürüdüm. Aramızdaki boy farkı, ona bu odada nefes alacak yer bırakmıyordu. "Senin o dilini kökünden sökmediğime dua et," dedim, sesim boğazımın derinliklerinden gelen boğuk ve zehirli bir fısıltı gibiydi. İçimde, o on yıllık emeğimin, Ali Hoca'nın yüzüme çarptığı o haksız tokadın ve az önce Lalin’in başına gelen o kazanın yarattığı tüm o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku