Manşet

BÖLÜM 2

Yazar:

Manşet - Karanfil kitap kapağı
Manşet kitap kapağı

-BORA YENER- Soyunma odasının kapısını arkamdan itip içeri girdiğimde, içerideki o boğucu ter kokusu ve yankılanan kahkahalar yüzüme çarptı. Burhan Felek'in omuzlarıma yüklediği yorgunluk, odadaki bu kafadar grubun gürültüsüyle anında yerini adrenalin sonrası bir gevşemeye bıraktı. Duşun altından yeni çıkmış, saçları hâlâ su damlatan Deniz, elindeki havluyla masaya vurarak bağırıyordu: "Oğlum, üçüncü setin sonundaki o pası gördünüz mü? Kaptana adeta 'buyurun efendim' dedim, adam havada astı geçti! Benim sayemde istatistik kasıyorsunuz, farkında mısınız?" Deniz’in bu iddiasına köşe başından hemen Mert laf soktu: "He Deniz he, sen pası attın diye astı! Blok üstünden topu geçirmek 3 metre sıçramayı gerektiriyor, senin pasın havada asılı kalmasa ağa takılıyordu koca oğlan." O sırada köşede tezgâhın üzerine oturmuş, ayakkabısının bağcıklarını çözen Kerem kafasını kaldırıp sırıttı: "Mert haklı abi, çocuk resmen yerçekimine meydan okuyor. Ama asıl olay benim file önünde kurduğum duvardı. Az önce telefonda Melis'le konuşuyordum, 'Kerem harika bloklar yaptın' dedi, kız resmen beni öve öve bitiremedi. Sizin gibi eziklerin sevgilisi olmadığı için bu gururu tadamazsınız tabi!" Kerem'in bu övünmesine odadaki herkesten aynı anda bir "Yuh!" ses yükseldi. Manşeti karşılayan Emre, ayağındaki şortu fırlatıp Kerem'e nişan alarak güldü: "Lan sen dün antrenmanda topu kafaya yemedin mi? Melis sana 'aşkım harika blok yaptın' derken kesin içinden 'iyi ki top kafasına çarptı da aklı başına geldi' diye düşünüyordur." Arka alanın canavarı libero Baran, dolabına yaslanmış, elindeki muzu soyarken araya girdi: "Beyler kavgayı bırakın da asıl kahraman kim ona bakın. O son sette rakibin plasesini çıkardığım anı slow-motion izleyin, Lalin kesin o kareyi manşete koyacaktır. Adamım Baran, savunmanın padişahı!" Diğer orta oyuncu Ege, Baran'ın kafasına havlu fırlatarak kahkahayı patuttu: "Padişahmış! Servis turunda topu dışarı atıyordun, kaptan gelip sırtını sıvazlamasa oyundan atılacaktın lan!" Genç yedek smaçör Aras ile yedek pasör Kaan köşede omuz omuza vermiş, telefonlarından maçın videolarını incelerken Aras heyecanla atıldı: "Kaptanım ama sahiden harikaydınız ya, kenardan izlerken bile insanın gaza gelip sahaya atlayası geliyor." Kaan da başını sallayıp onayladı: "Aynen öyle, hatta bir dahaki maçta bizi ilk setten soksanız da şu skoru erkenden kapatsak." Takımın neşeli yedek liberosu Umut, elindeki su şişesini mikrofon gibi yapıp odanın ortasına atladı ve dramatik bir ses tonuyla konuya girdi: "Sayın seyirciler! Burhan Felek Spor Salonu'ndan bildiriyoruz: Galatasaray fırtınası esti ve Bora Yener yine sahneyi kapattı! Kaptan, bu maçtan sonra taraftar seni omuzlarında taşır ama ben yoruluyorum, bundan sonra galibiyet primini doğrudan bana devretmeni talep ediyorum!" Odada yankılanan kahkahaların arasında dolabıma yaslandım, havluyu boynuma atıp hafifçe gülümserken başımı salladım. "Çeneyi bu kadar çok çalıştırsaydınız sahada set vermezdik," dedim sesimi yükselterek. "Duşunuzu alın, yarın sabah salon erken açılıyor. Dağılın bakalım!" Benim lafımla oda bir anda hınzır gülüşmelerle yankılanmaya devam ederken, herkes eşyalarını toplamaya koyuldu. Ama kafamda hâlâ maçın o son saniyesi ve salondan çıkarken köşede kamerasıyla işine odaklanmış olan o kızın silueti vardı. Soyunma odasındaki o neşeli gürültü, duş kapısının gıcırtıyla açılıp içeri Doruk’un girmesiyle anında iki derece falan düştü. Takımın sima olarak idare edilen ama karakter olarak kimseden zerre haz etmediği o "gizli ajan", elinde telefonuyla süzülerek dolabına doğru yürüdü. Omuzlarımda havluyla dolabıma yaslanmış, bu bomboş gürültüyü izlerken içimden geçenleri bir ben biliyordum. Şuursuzlar ordusu... Gülüşüyorlar, birbirlerine laf atıyorlar ama odadaki bu toksik yılanın farkında bile değiller. İki ay önce az kalsın sırf bu herifin koçun kulağına üflediği yalan yanlış raporlar yüzünden kaptanlığı elimden alıyorlardı. Adamın tek işi sahada oynamak değil, kulis yapmak. Hoca'nın gözüne girmek için takım…

Bölümün tamamını WritePad'de oku