9.BÖLÜM
Yazar: Yazan Kelebek

9.BÖLÜM Soğuktan her zaman nefret ederdim ama son zamanlarda daha çok nefret ediyordum. Eskiden sadece bedenim üşürdü ama son bir yıldır ruhumda üşüyordu. Ruhumu sıkıca saran, onu sıcak tutan ailem artık yoktu ve ben bu saf soğuk ile nasıl başa çıkacağımı bilmiyordum. Kabuslar da soğuk ile dost olmuş gibiydi ve beni düşmanları olarak görüyorlardı. Ya bana acı çektirmeye çalışıyorlardı ya da benimle dost olmaya çalışıyorlardı ama canım yanmaya devam ederken onlarla dost olamazdım. İlaçların etkisi ile son zamanlarda daha iyi uyuyor gibiydim en azından uyuyabilirsem kabus görmüyordum ama şimdi göz kapaklarımın üzerindeki ağırlık uzun bir zaman sonra ortaya çıkan tatlı bir ağırlıktı. Soğuk hep benimle olurdu ama şimdi bedenim sıcaklık ile çevrilmiş gibi hissediyordum. Belki de rüya görüyordum ama eğer bu bir rüyaysa da uyanmak istemiyordum. Uzun zaman sonra ilk kez uyuyabilmiş gibiydim. Saç diplerimde hafif bir gezintiye çıkan parmakları hissedebiliyordum ama gözlerimin üzerindeki tatlı ağırlığa direnmek de istemiyordum bu yüzden yüzümün yastığıma biraz daha sokulmasına izin verdim. ''Meyra.'' Adımı bir huzurlu bir sis bulutunun ardından duymuş gibiydim. ''Birazcık daha.'' Diye mırıldandım. Saçlarımın arasındaki parmaklar geriye çekildiği zaman gözlerim kapalı olsa bile üzerimdeki gölgeyi hissedebiliyordum ama yine de gözlerimi açmadım. Uyku beni uzun bir aradan sonra güzelce kucaklamışken, bu kolların arasından çıkmak istemiyordum. ''Ben de uyumaya devam etmek isterdim ama kahvaltı edip kendi evimize gitmeliyiz.'' Dağılan sis bulutu ile her şey anlam kazanmıştı. Bedenimi saran sıcaklığı hissediyordum çünkü Ulaş ile birlikte uyumuştuk. Deli dolu yatan biri değildim hoş olsam da omzum böyleyken pek hareket edemiyordum o yüzden bu sıcaklığın yorgan yüzünden olmasını ümit ederek gözlerimi açtım. Tavanı görmeyi beklerken bakışlarım siyah kazak ile buluştu ve her şey bir kez daha anlam kazandı. Bedenimi saran kollar uykuya değil Ulaş'a aitti ve başımın onun göğsüne nasıl yaslandığını bilmiyordum. ''Günaydın uykucu.'' Dediği zaman sırt üstü dönerek ondan uzaklaştım ama sanırım bu pek de iyi bir fikir değildi çünkü omzumu unutmuştum ve ani hareketim ile canım acımıştı. Dudaklarımı ısırarak sesimin çıkmasına engel oldum. ''Benim dibimde ne işin var?'' diye sorarken başımı ona doğru çevirdim. ''Asıl benim üzerime çıkan sensin. Uyandım bir baktım, başın göğsümde.'' Muhtemelen uyurken ona sırnaşan bendim, haklıydı ama bu kabul edeceğim anlamına gelmiyordu. ''Bu omuzla yatarken kendimi senin üzerine atmam imkansız.'' Dediğimde dudakları hafifçe iki yana kıvrıldı. ''Demek ki imkansız değilmiş.'' Ona itiraz edeceğim sırada odanın kapısı hızla açıldığı için susmak zorunda kalmıştım. ''Babacım!'' Mihre büyük bir heyecanla içeri girmişti ve koştuğu için soluk soluğa kalmış bir şekilde yatağın hemen yanında durdu, kollarını kaldırdı. Ulaş onu kucağına alarak sıkıca sarıldı sonra da ikimizin ortasına onu oturttu. Yeni uyanmış olmalıydı çünkü kıvırcık saçları kabarmıştı. Ulaş, onun kokusunu içine çekerek bir yanağına bir öpücük bıraktı. ''Asıl şimdi gün aydı.'' Dediği zaman kendisi de yanağına bir öpücük alabilmişti. ''Meyra.'' Dedi Mihre ve sırtını babasının koluna yaslayarak tamamen bana doğru döndü. ''Halam dedi ki, omzun hasta olmuş. Sarılayım mı? Ama hangi omzun hasta söyle ki yanlışlıkla çarpmayayım.'' ''Çocuk! Yerim seni! Gel yanaklarını öpücüklere boğacağım!'' Sevgi dolu ani yükselişimi ne ben ne de onlar beklemiyorduk. Onu yaklaşık on gündür görmediğim için özlemiştim ve tatlı tatlı yüzüme bakarak konuşurken kendime engel olamamıştım. Mihre yüzünü yaklaştığı zaman yanaklarına sırasıyla birkaç kez öpücük bıraktım. Gülümseyerek yüzüme baktı. ''Sarılayım mı?'' diye sorduğunda başımı olumlu anlamda aşağı yukarı salladım. ''Bebeğim, sağ omzuma dikkat et.'' Dediğimde başını sol omzuma yasladı, ağırlığını tamamen sol tarafıma vererek kucağıma çıktı. Saçlarını üzerine bir öpücük bıraktım. Çocuksu kokusu burnumun direğini sızlatmıştı. Çocuklar, huz…