MAHZEN

2.BÖLÜM

Yazar:

MAHZEN - Yazan Kelebek kitap kapağı
MAHZEN kitap kapağı

İyi okumalar • • • 2.BÖLÜM Her bir damla yüreğimi boğuyor, boğazıma kadar kırık parçalar birikiyor ve her bir kırık parça kendi kanımda boğulmama sebep oluyordu. Nefes almak bile bir yük gibi üzerime ağırca çöküyordu. Her bir adımımda ıslak toprak, ayaklarımın altında eziliyordu ve ben ölümün somutluğuna biraz daha yaklaşıyordum. Annem, babam ve küçük kız kardeşim... Soğuk toprak onların sadece bedenlerini değil ruhlarını bile boğmuştu, onlardan geriye hiçbir şey kalmamıştı. Sadece isimlerinin yazılı olduğu mezar taşları kalmıştı, kimsesiz kalmış mezar taşları. Ne bir bedene ne de bir ruha sahip olan mezar taşları... Gözlerim, annemin mezar taşına takılı kaldı. Ne olursa olsun annemin yüzünde asla gülümseme eksik olmazdı. Bir güneş gibi parıldardı. Hala parıldıyor muydu? Kendini karanlıktan koruyabiliyor muydu? Babam her zaman çok güçlü bir adam olmuştu, elleri sert ve güçlüydü. Neden üzerine atılan toprakları, onu boğan toprak parçalarını elleri ile kendinden uzaklaştırıp yanıma gelmiyordu? Benim masum, bebek kokusunun hala bedenini sardığı, güzel bebeğim, kardeşim, minicik elleri ile minicik bedeni ile soğuk ve karanlıkta; tüm korkularına karşı durabiliyor muydu? Yalnız kalmayı öğrenmek için çok küçüktü ama ölüm onu almış, gülümsemesine bedel olan dünyayı harap etmiş, onu yalnızlıkla, acımasız bir şekilde tanıştırmıştı. Onun gülüş sesi hala kulaklarımda yankılanıyordu, ''Abla.'' Diyerek peşimde tatlı bir şekilde dolaştığı anlar zihnimde tekrara alınmış bir kaset gibi sürekli canlanıyordu. Ama artık hiçbiri yoktu, onlardan kalan hiçbir şey yoktu. Her şey bu mezarın içerisindeydi, soğuktan buz tutmuştu. Donup kalmıştı. Gökyüzü benim yerime de ağlıyordu, her bir damlası içime işliyordu. Ve her bir damla ile acım biraz daha artıyordu. Ellerim, annemin ellerine benzerdi ve şimdi bu eller ile onun toprağına dokunuyordum. Kendi toprağımı avuçluyor gibiydim. Ellerimle , mezar taşlarını okşadım. Bir süre sonra yağmur damlaları, göz yaşlarımla karıştı. Yavaşça gözlerimi kapatıp başımı mezar taşına yasladım. Onlarla olduğum anlar, zihnimdeki gizli kuytudan dışarı çıktı. Beni o anların içine dakikalarca hapsetti. Gözlerimi geri açtığımda yüzümde hafif bir gülümseme vardı ancak bu gülümsemenin solması hepsinin geriye kalan anılar olduğunu fark etmeme kadar sürdü. Bir daha yaşanamayacak anılar... Süresi dolmuş sevgiler... Yalnızlığa terk edilmiş hayatlar... Eve geri döndüğümde havanın kasveti her şeyi etkisi altına almıştı. Ağaçlar bile üzgün gibiydi, çiçeklerin boyları eğilmişti. Her zamanki gibi etrafa neşe saçmıyorlardı. Cebimdeki anahtar ile kapıyı açtığım zaman beni karşılayan sessizlik, boğazımı iyice düğümledi. Göz yaşlarım tekrar akmaya başladı. Çaresizlik bedenimi ele geçirdi. Hiçbir şey yapamamıştım. Onlar ölmüştü ama ben hiçbir şey yapamamıştım. Engel olamamıştım. O arabada onlar ile birlikte olmayı her zaman ki gibi çok diliyordum. Zamanı geri alabilmek gibi bir gücüm olsaydı kendimi o arabanın içine zincirlerdim. Onlarla birlikte öleceğime emin olurdum. Titreyen ellerim ile ıslaklıktan neredeyse üzerime yapışacak olan montu çıkardım ve o an kapı çaldı. Kapının kulpunu parmaklarım sıkıca kavrarken, bu sefer kapının arkasında kim olduğu benim için bir sürpriz değildi. Evlilik sözleşmesi için geleceğini söylemişti ama gri bulutlar ile kaplı gökyüzü saatlerle aramı bozmuştu. Kapıyı açtığımda, yalnızca Ulaş'ı görmeyi beklerken yanındaki tanımadığım adam, bir anlık şaşkınlığa sebep oldu. Fakat bu tepkiyi gözlerime yansıtmadım. Sadece bir adım geri çekilip içeri girmeleri için yol verdim. Ulaş, kaşları çatılmış halde bedenimi baştan aşağı süzdü, sonra içeri girdi. Adam ise kısaltılmış bir selamla onu takip etti. Islak kabanını koltuğun kenarına umursamazca atarak tekli koltuğa yerleşti. Yanındaki adam da karşısına geçti. Mavi bakışları beni buldu. "Düğüne kadar hasta olmak istiyorsun, sanırım." Kaşlarımı çattım. "Bir düğün olacağını kim söyledi? Sadece nikah yeterli." "İki mafya ailesi birleşiyor, sade bir nikahla olmaz." Sonra yan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku