BÖLÜM 1: YAKILAN ANILAR
Yazar: Vera

Oy vermeyi ve satır arası yorum bırakmayı unutmayın, sizi seviyorum. Keyifli okumalar. Şarkılar: Sezen Aksu - Yalnızca Sitem Cem Adrian & Mark Eliyahu - Kül BÖLÜM 1: YAKILAN ANILAR "Bazı kararlar hayatı değiştirmez. Hayatın geri kalanını belirler." — MAHŞER SUNA KESKİN İstanbul, 2024 Bazı gidişler vardır. İçinizde bir ukde bırakır. İçinizdeki o boşluk öyle bir açılırki siz bunun farkına bile varmazsınız. Sessizce büyür o boşluk. Sonra ise... sizi yavaşça öldürür. Ama siz hissetmezsiniz. Bazı yaralar sessizce açılır. Ve kapanmayacak bir yaraya dönüşür. Yaraya dokunan o elleri yara bandı sanacaksınız fakat o yarayı büyütmeye çalışan iki çift el olduğunu çok geç anlayacaksınız. Pişman olacaksınız, o yaranın acısını iliklerinize kadar hissedecek ve ölümü yaklaştığını anlayacaksınız. Söylesene; Ölümüm yaklaştığını anladığında çok pişman olacak mısın? Yoksa ölmek üzere olan kendini son kez sevindirecek misin? Bazı yaraların sonu iyi bitmez. Aynı kalbine açılan yara gibi. "Suna!" Ablamın sesi ile düşüncelerimden sıyrılırken oflayarak aynadan kendime baktım. Gözlerim çökmüş, yüzüm bembeyaz, gözaltılarımda torba torba şişmişti. Geceleri sessizce ağladığımı kimse bilmiyordu. Saçlarım kendini salmış, tokam Allah bilir neredeydi! İki gündür giydiğim kıyafetlere baktım. Kendimi salmıştım. Ayağa kalkarak banyoya doğru ilerledim. Soğuk suyu açarak üstümdekileri çıkararak kenarı attım. Soğuk suyun altına girerken içim titredi. Suyu biraz ılık yaparak sırtımı soğuk duvara verdim. Ilık su vücudumu ıslatırken derin bir nefes verdim. Bunalmıştım. Her gün evde oturup düşünmekten bunalmıştım. Oturup ölümü bekleyen zavallı bir kadına dönmüştüm. Duştan çıktıktan sonra dolaptan siyah bir atlet ve kumaş pantolon alarak yatağın üzerine attım. İç çamaşırlarımı giyerek yatağın üzerinde attığım kıyafetleri üzerime geçirdim. Saçımın ıslağını havlu ile alarak yukarıdan topladım. Halim kalmamıştı. "Suna," dedi ablam bir kez daha. "Sana sesleniyorum!" Oflayarak odadan çıktığımda salonda olan ablama baktım. "Neden gelmiyorsun?" dedi. "Duşa girdim." dedim. Ablam elindeki kase tabaklarını masaya yerleştirirken yerime oturdum. "Bugün ne yapacaksın?" diye sordu çayları dökerken. Kafamı kaldırıp ona baktım. "Bilmem, belki evde oturur çizgi romanlarımdan bir tanesini okurum ya da dizi filan izlerim." dedim umutsuzca. Ablam derin bir iç çektiğinde karşıma oturdu. "Senin bu halin beni üzüyor." dedi. Çatalımı domatese batırarak ağzıma attım. Cevap vermedim ablama. Eğer konuşursam ağlardım. Saatlerce hatta günlerce. O yüzden susmak bazen iyidir. Çok konuşan insan bazen, bazı insanlara batıyordu. Buda çok konuşan insanları küçümsemek gibi bir şeydi. "Suna..." dedi ablam çaresizce. Sesindeki o çaresizlik kalbimi yıktı attı. Dayanamıyordum o bana böyle seslenince. "Tamam abla, bugün ortada açık attırma var. Oraya katılırım." dedim. "Bir şey söylemeyeceğim," dedi. Kafamı kaldırıp ona baktım. Alt dudağını ıslatarak bana baktı. "Annemin yaptığı tabloda açık attırmaya çıkacakmış." dediğinde elimdeki çatalı kenarı bıraktım. Ağzımdaki lokmayı zar zor yutarken gözlerimin dolduğunu hissettim. "Abla..." dedim çaresizce. "Alalım." Ablam yüzüme bakınmakla yetindi. Suna Keskin. İsmim kadar zarif, soyismim kadar yaraları. Sertçe yutkunarak masadan kalktım. "Sana afiyet olsun abla." Kapının kenarında duran ayakkabılarımı giyerek kapıyı açarak dışarıya çıktım. Ablam arkamdan ne kadar bağırsada onu dinlemedim. Ablam Yeliz. Annemden sonra beni toparlamaya çalışmıştı, ama her geçen gün daha umutsuzluğa kapılıyordu. Kendime çeki düzen vermek yerine her gün daha çok içime kapanık bir insan oluyordum. Ablam bu halimden bıkmış olmalıydı ki artık beni fazla sıkmıyordu. Ara mahalleye girerken tanıdık olan yüzlere bakıyordum. Bazıları çocukluk arkadaşım bazıları ise yolda gördüğüm her hangi bir insandı. Daha yirmi üç yaşında hayatımın en güzel yıllarındaydım. Ama annemin ani gidişi beni fazlasıyla etkilemişti. Geceleri uyuyamaz olmuştum ve gözüme uyku girmiyordu. Her saniye her saat annemi düşünüy…