7. BÖLÜM
Yazar: İrem Nur Deliceoğlu

"Bu hayat bana; insanların gülmediği için ağladığını, susmadığı için konuştuğunu, ölmediği için yaşadığını öğretti..." Bob Marley Telefonumu sinirle elime koyup kapıyı sertçe çarparak odadan çıktı. Evet bende oldukça rahatsız olmuştum, şaşırmıştım ama Rüzgar fazlasıyla sinirlenmişti. Çocukluğumuzdan beri beni kimseyle paylaşmazdı, paylaşmak istemezdi. Bu tutumu özellikle erkeklere karşıydı. Elbette bunun birçok nedeni vardı. Büyük bir nedeni ise kıskanmasıydı. Rüzgarı bildim bileli beni kıskanırdı, bazı durumlarda nedenini çözemezdim. Tıpkı şimdi olduğu gibi... İsteğini kabul bile etmemiştim. Neden bana sinirlenmişti anlamıyorum. Tam salona yanına gideceğim sırada kapım birden açıldı. Gelen Rüzgardı hiçbir şey demeden koltuktaki eski yerine yerleşti. " Neden istek attı biliyor musun?" dedi sinirle soluyarak. " Bilmiyorum nereden bilebilirim çocuğa selam bile vermiyorum bunu biliyorsun!" sanki her gün çocukla muhabbet ediyorum nerden bilebilirim yahu! "İsteği kabul edicek misin?" bu sefer sesi sakin çıkmıştı. Benimle kavga etmek istemediği belliydi. "Etmeyeceğim tabiki de!" nasıl kabul edebileceğini düşünürdü ki? Şu an bu kadar sinirli olmasının sebebinin koruma iç güdüsü olduğunu çok net anlıyordum. Ayazdan oldukça rahatsız olduğumu biliyordu. "Ben bir an kabul edersin sandım. Saçmaladım özür dilerim. Yani bir an herifteki yüzsüzlük sinirimi hoplattı."kızdığım için o kadar sakin ve yumuşak konuşmuştu ki içimden ne kadar kızmak istersem isteyeyim kızamıyordum. Elimde değildi ben şu hayatta sadece iki erkeğe kızamıyordum; abim ve Rüzgar... "Ah ah ne yapacağım ben seninle?" dedim yumuşak bir ses tonuyla. "Sevebilirsin mesela." çocuk gibiydi. Hayır hayır gibi değil tam anlamıyla çocuktu. Kocaman bir çocuk... " Duyanda hiç sevmiyorum sanacak!" söylediğim şeyden sonra dudağını büzdü. Bu haline gülmeden edemedim. " Hadi kabul et." "İyi tamam ediyorum ama bir daha sinirle gitmek yok." "Anlaştık yanında deliririm o zaman." deyip güldü. "Yanımda ol da ister delir ister sakin ol ne yapıyorsan yap." "Tamam prenses tamam." Telefonumu elime alıp instagrama girdim. İsteği halâ duruyordu tereddüt etmeden isteğini sildim. İsteği silmem onun içini rahatlatsa da hala bir şeylerden huzursuz olduğu belli oluyordu. Tam bir şey diyecek iken kapı tıklatıldı. Gelen Gökçe ablaydı "O kadar seslendik siz bizi duymuyor musunuz?" kızmasa da sitemli bir şekilde söylemişti. Biz bir şey diyemeden " Yemek yiyeceğiz hadi sizi bekliyoruz acele edin." deyip odadan çıktı. Bizde peşinden mutfağa geçip yerlerimize oturduk. "Ee çocuklar nereye gideceğimize karar verdiniz mi bakalım." dedi annem. Aynı anda "Nevşehir." dedik. Bir şeyleri aynı anda söylememize artık şaşırmıyorlardı. Abim sitemle " Hepte bu iki bücür karar veriyor hiç biz veremiyoruz." dedi. "Abi bir daha düşün Allah yukarıda çarpılacaksın şimdi." bu dediğime herkes gülmüştü tabiki abim hariç... Gökçe abla "Boşver hayatım bu sefer de onlar karar versin hem bu sene oldukça yorucu onlar için." dedi. E tabi sevgilisi söylüyor tabi ki dinleyecek. Abim kafasını sallamaktan başka bir şey yapmayıp yemeğine döndü. Elif teyze "Mineciğim o zaman yemekten sonra biz otelimizi falan ayarlayalım." dedi. Evet artık gideceğimiz yer kesinleşmişti. Rüzgar ile birbirimize bakıp kocaman gülümsedik. Saatler çok hızlı geçmiş Rüzgargil ise evlerine gitmişlerdi. Elif teyze ile annem otel işini halletmişlerdi sınavlardan sonra yola çıkacaktık. Her tatil olduğu gibi aşırı heyecanlıydım. Tatillerimiz çok eğlenceli geçiyordu. Ben sürekli sakarlığımı konuşturuyordum. Artık sakarlıklarıma, düşmelerime o kadar alışmışlardı ki beni görmezden geliyorlardı. Yarından itibaren finallere çok sıkı çalışmam gerekiyordu. Alttan dersim ya da bütünlemeye kalan bir dersim olmaması gerekiyordu. Ailem bizim için bu kadar çabalıyorken boşvermişlik yapamazdım çünkü bana göre öyle bir lüksüm yoktu. Derslerinde başarılı olup önce iyi bir avukat olmalıydım. Sonra kademe kademe en iyi savcılardan biri olmayı başarmalıydım. Adaletsiz olan bu dünyaya bira…