MAHİ - III / Elli Altıncı Bölüm
Yazar: Tuğba Atıcı Coşar

Merhaba canlarım, Yeni bölüm sizlerle. Oy verdiysek, o zaman başlayalım. Keyifli okumalar diliyorum. ♥️ Mahinev Merdivenleri koşar adım inerken sendelememek için kenarlıklara tutundum. Kalbim çoktan korkuyla çarpmaya başlamıştı. Belki de dışarıdan gelen rastgele bir sesti duyduğum ama yine de içimde bir yerde öyle olmadığını biliyordum. Kötü bir şey olduğuna dair içime yerleşen o korku dolu hissi görmezden gelmeye çalışsam da göz ardı etmem imkansızdı. Üzerime bir şey almak aklına bile gelmedi, hızlı adımlarla evden çıktım. Bahçenin merdivenlerini koşar adım inerken ayağımın altında hissettiğim acıyla irkilsem de görmezden gelip yürümeye devam ettim. Bahçe kapısını soluk soluğa açtığımda adımlarım artık yürür gibi değildi, çoktan koşmaya başlamıştım. Karşımdaki evin bahçe kapısı da benimle aynı anda açıldı. Kalabalığın bahçeden dışarı çıktığını ve bana baktığını gördüğümde nefes nefeseydim. Seyhan teyzenin korku dolu bakışları beni onaylar gibi üzerimde gezindi. Bacaklarım beni ayakta tutmakta zorlanır gibi titrediğinde elimi duvara dayayıp destek aldım. Fakat biz kendimize gelemeden patlar gibi dağılan cam sesini yeniden duyduk. Bacaklarım o halde beni nasıl taşıdı bilmiyorum ama bir saniye bile düşünmeden Ali Asaf’ın evine doğru koşmaya başladım. Sokağın karşısına körlemesine doğru koşarken arkamdan adımı seslendirdiklerini duyuyordum fakat odağım şu an hiç kimsede değildi. Ayaklarımın altının acıdığını hissediyordum. Göğsüm acıyla sıkışıyordu fakat yine de koşmaya devam ettim. Ali Asaf’ın evinin önüne geldiğimde mahalledeki insanların oraya doğru gelerek toplandığını gördüm. Herkesi görmezden gelip aralarından geçtim ve bahçeden içeri girdim. Hemen arkamdan Selim de bana yetişti. İkimiz birlikte dış kapının önüne geldiğimizde kapıyı hızla yumrukladım. İçeriden hiçbir ses gelmiyordu artık. Bunun iyi mi kötü mü olduğundan emin değildim. “Ali Asaf,” diye seslendim titreyen sesimle. Yeterince güçlü olmadığımın farkındaydım. Selim hemen yanımdan kapıya yumruk attı. Benden daha gür bir şekilde adını bağırdı ve kapıyı sarsarak birkaç kere yumrukladı. İkimizde bir süre birbirimize sessizce bakıp bekledik. Belki içeriden başka bir ses duyarız umuduyla dikkat kesildik fakat aynı sessizlik karşıladı bizi. Bahar yanımıza gelip titreyen elleriyle anahtarı uzattığında rahatlamış gibi bir nefes kaçtı dudaklarımın arasından. Elimi uzatıp anahtarı alamadım. Selim çok şükür ki benden hızlı davranıp hemen anahtarı aldı ve tek seferde kapıyı açtı. Üçümüz birden içeri girdik. Arkamızda başkalarının olduğunun farkındaydım ama dönüp bakmadım. Üçümüzde aynı anda mutfağa girdik. Paramparça olmuş cam masa ve tabakları görünce nefesim kesildi. Fakat o burada değildi. Ben yatak odasına doğru koşarken Selim ve Bahar da diğer odalara doğru ilerledi. Yatak odasının kapısını hızla açtım. İçeriye baktım ama Ali Asaf’ı göremedim. Korkuyla geriye doğru bir adım attığımda belli belirsiz titreyen bir nefes sesi beni olduğum yerde durdurdu. Hızla yatak odasına yeniden girdim ve yatağın diğer tarafına doğru koştum. Yatağın yanına geldiğim anda ayaklarım hızla durdu. Nefesim boğazımı tıkadı. Bir elimi ağzıma kapatırken diğer elimi ona doğru uzatmak ister gibi kaldırdım fakat sanki beynim komut alamayacak kadar dağılmış gibiydi. Ona doğru bir adım attım fakat ne yapacağımı bilemeden yeniden durdum. Ali Asaf’ı böyle görmek, elimden bir şey gelmediğini bilmek beni yerle bir ediyordu. Yatağın kenarında yere oturmuş adama bakarken sessiz kalmaya çalışarak dudaklarımı birbirine sımsıkı bastırdım. Ağır nefes sesleri odada yankılandı. Ali Asaf derin nefesler alırken boğazından kopan acı hıçkırıkları kalbimi sıkıştırdı. Onu tanıdığım yıllar boyunca hiç bu kadar çaresiz ve kendini kaybetmiş bir halde görmemiştim. “Benim yüzümden,” diye fısıldadığını duydum. Fakat sonra kendi kendine tekrar belirsiz kelimeler söylemeye başladı. “Hiçbirini koruyamadın. Beceriksizsin…” Birkaç kelimesini anladığımda kendini suçladığını fark ettim. Ona doğru bir adım attığımda Selim ve Bahar y…