MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - III / Elli Dördüncü Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) – Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) – Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı

Merhaba canlarım, Yeni bölüm sizlerle. Oy verdiysek, o zaman başlayalım. Keyifli okumalar diliyorum. ♥️ Ali Asaf Dolabımdan benim kıyafetlerimi alırken Mahinev’i yeniden onların içinde görme isteğim o kadar fazlaydı ki kendimi durdurmadım. Aklıma gelen şeyle, aniden ondan bana bir bardak su getirmesini istediğimde önce şaşırdı ama sonra onaylayarak odamdan çıktı. Kısa süre sonra elinde bir bardak suyla ve benim kıyafetlerimin içinde geri gelince kalbim göğsüme öyle şiddetli vurmaya başladı ki yaramın sızladığını hissettim. Heyecanımı görmezden gelerek, “Uykun yoksa sana bir şey anlatacağım,” dedim. Üçüncü kez esnediğinde ne kadar yorgun olduğunu bir kez daha fark ettim. Fakat benden uzağa gideceğini düşünmek bile canımı yakarken ona başka nasıl engel olacağımı bilemiyordum. Onunla biraz daha vakit geçirmek için her şeyimi verecek durumdaydım. Yatağın diğer tarafını göstererek, “Gel bu tarafa,” dedim. Kaşlarını çatarak itiraz etti. “Yanında uyumayacağım, Ali Asaf.” Dudaklarımda oluşan gülümsemeye engel olamadım. “Bu sabah yattın ama.” Yine yatmanı istiyorum diyemedim. Bu sabah kendi isteğiyle benimle uyuması son zamanlarda şu boktan hayatımda yaşanan en güzel şeydi. Dün sabahtan bahsettiğimi biliyordu ama yine de görmezden geldi. “Bu gece uyumayacağım.” “Tamam, bunu da beklemiyorum ama anlatacağım şey biraz uzun ve ayakların üşüyecek.” Ona kocaman gelen eşofman altıma dolanmış ayaklarına baktım. Dünyanın en sevimli görüntüsü şu an karşımda duruyordu. Kararsızlığını fark ettiğimde ona seçenek sunmak için yeniden konuştum. “Yine de uykun varsa sorun değil, başka zaman konuşuruz.” Bana gözlerini kısarak baktığında masumca ona karşılık verdim. Sonunda pes eder gibi, “Tamam,” diyerek kabul etti. Yanıma gelip yatağa girdi ama benden uzağa yerleşti. Ayaklarının üzerine yorganı çekerek bana doğru döndüğünde aramızdaki mesafeden nefret ettim. “Ne anlatacaksın?” Merakını gizlemeden gözlerime baktı. O anda bende ona dönmek istedim fakat lanet olası yaram öyle fena sızladı ki yerimde donup kaldım. “Yapma şunu, yaran iyiye gidiyorken zorlama lütfen.” Telaşlı sesi beni durdurdu. Fakat artık daha yakınıma gelmişti. Bu beni biraz olsa rahatlattı. Derin bir nefes aldım. Ona bazı küçük anıları anlatmak istiyordum ve itiraf ediyorum ki başlamak için bu anı seçmem tamamen onu yanımda biraz daha istememdi. “İki yıl önce, Hakan, Melis ve sen bir mekâna gitmiştiniz.” Cümlem bitince aniden yaslandığı yatak başlığından doğruldu. Dikkati tamamen bendeyken konuşmaya devam ettim. “Senin üzerinde kırmızı bir elbise vardı. Saçlarını dalgalar halinde toplamıştın.” O anı yeniden hatırlayınca yutkundum. O gün gördüğümde güzelliğinden nasıl nefesim kesildiyse, hatırası bile aynı etkiyi yaratıyordu üzerimde. “Çok güzeldin.” Söylediğim iki kelimeyle yanaklarına pembelikler yerleşti. “Melis’in doğum günüydü,” diye fısıldadı. Meraklı bakışları yeniden gözlerime odaklandı. “Orada mıydın?” Merakına karışan heyecanını hissettim. Başımı sallayarak onayladım. “Oradaydım.” “Ama neden?” “Nedeni sensin, sana olan özlemimin bana aniden vurduğu anlardan sadece bir tanesiydi.” Mahinev meraklı ama şaşkın gözlerini üzerime diktiğinde o güne giderek anlatmaya başladım. Evin içinde içim içime sığmıyordu. Dün gece rüyamda yine onu görmüştüm ve kendime her seferinde bu son olacak desem de dayanamıyordum. Durmaya çalıştığım her defasında sanki bir uzvumu koparmadan durmak imkânsız gibi hissettiriyordu. Bir insan özlemden deliye dönüyorsa ben aklımı yitirmiştim. Birinin hasretinden ateşler içinde yanar gibi hissetmek mümkünmüş. Canlı canlı yanarak öğreniyordum bunu. “Gidemezsin,” dedim kendi kendime. “Gitmeyeceksin artık.” Sözlerimin kendi üzerimde hiçbir faydası yoktu. Adeta onu görmeye bağımlı hale gelmiştim. Bir kere iki kere derken sürekli bir hale gelmişti. Bulduğum her fırsatta evinin önünde alıyordum soluğu. Şimdide tutuşuyordum. Öyle ki ateşler içindeydim sanki. Gidip görmem gerekiyordu. Uzaktan da olsa o benim orada olduğumu bilmese de umurumda değildi. Canım öyle de çok ya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku