MAHİ - III / Elli Üçüncü Bölüm
Yazar: Tuğba Atıcı Coşar

Merhaba canlarım, Yeni bölüm sizlerle. Oy verdiysek, o zaman başlayalım. Keyifli okumalar diliyorum. ♥️ Mahinev Bahar’la birlikte mutfakta kalan işlerimizi hallederken ikimizde sessiz kaldık. Bir yanım hiç durmadan konuşmak istese de susmanın doğru karar olduğunu düşünüyordum. Saat neredeyse gecenin ikisi olmak üzereydi. Kaan ve Ayşe de Ufuk’u almaları gerektiği için gitmişlerdi. Ali Asaf ve Selim’in içeride sessizce konuşmalarını belli belirsiz duyuyorduk fakat ne konuştukları hakkında bir fikrim yoktu. Bahar’ın da olduğunu zannetmiyordum. Zaten özellikle sessiz olmaya çalıştıklarının ikimizde farkındaydık. İşim bitince sessizce olduğum yerde bekledim. Kabul ettiğim bir gerçek vardı. İçeri girmekten ödüm patlıyordu şu anda. Geri adım atmak istemiyordum, fakat kabullenmekte istemiyordum. Üzerime aniden çöken kıskançlıkla dudaklarımdan dökülen kelimeleri geri alamazdım. Düşünmeden ağzımdan döküle kelimelerin pişmanlığında kıvranıyordum. Dün zaten buradaydım, bir şey fark etmez diyerek kendime bir çıkar yol bulmak istiyordum. Vazgeçip eve gidersem de hem kendimi kötü hissedecektim onun tek kalmasına sebep olduğum için hem de aleni bir şekilde o itici kadını kıskandığım belli olacaktı. Ali Asaf’ın bunu fark ettiğini biliyordum ama yine de yüzüme vuracak bir bahane vermek istemiyordum. Bahar, “Korkunun ecele faydası yok,” dedi. Onun sesini duyunca aniden kendime geldim. “Ne?” derken arkadaşım gülümseyerek karşımdaki sandalyeye oturdu. “Diyorum ki burada kara kara düşünmeye devam mı edeceksin?” “Düşünmüyorum,” dedim. Terleyen avuç içlerimi pantolonuma sildim. Bahar beni o kadar iyi tanıyordu ki bu hareketimi gözden kaçırması imkansızdı. Ne kadar gerdin olduğum on metre öteden bile fark edilirdi. “Mahi, istemiyorsan bir yolunu buluruz.” Gözleri anlayışla benimkileri buldu. “O anda ani tepki verdin ki bence haklıydın ama şimdi yapmak zorunda değilsin.” Bana bir çıkış yolu sunmaya çalıştığını fark ederek gülümsedim. Kalbimde bir yerde onun yanında kalmak istediğimi bilmek de bu durumu benim için hiç kolay bir hale getirmiyordu. “İstiyorum,” dedim itiraf ederek. “Yanında kalmak ve iyi olduğunu bilmek istiyorum.” Bahar’ın yüzü anlayışla yumuşadı. “Bunu istemen de bir sorun yok ki canım.” Her ne kadar böyle söylese de kabul edemeyen tarafımı görmezden gelemiyordum. “Ben sadece,” duraksadığımda ne söyleyeceğimi bilemediğimi fark ettim. Bahar yerinden kalkıp yanıma geldi. “Kendine çok yükleniyorsun, Mahi. Yaşadıkların bir yandan, abimin başına gelenler bir yandan,” başını kulağıma doğru eğerek devam etti. “Son öğrendiklerin bir yandan, bunlar kolay şeyler değil.” “Hepsinin arasından sıkışıp kaldım sanki, Bahar. Hangi yöne gitmeye çalışsam bunlardan birine çarpıyorum.” Bahar anlayışla elimi tuttu. Parmaklarımı onunkilere dolarken derin bir nefes aldım. “Bir adım atmak istediğim her an aklımdan bir sürü şey geçiyor. Geçmişte yaşadıklarımızın asla telafisinin olmayacak korkusu sarıyor beni. Çünkü öyleydi. Dört yılımın, çektiğim onca şeyin hiçbir açıklaması olamazdı benim gözümde.” “Bir anda olamaz zaten kuzum. Bunu ancak zamanla görebilirsin.” “Biliyorum, bir yanım inan bunu biliyor ama affedemeyen tarafım çok ağır geliyor Bahar bana. Görmezden gelemiyorum.” Elimden tutup beni mutfak masasına doğru çekti ve karşılıklı sandalyeye oturduk. Daha önce tam burada Ali Asaf’la yaptığım konuşmayı hatırladım. Hiç evlenmediğini söylemişti bana. Kimliği gördüğümü bildiğini ima etmişti. Aynı zamanda Lina da ondan benimle evlenmesini istemişti. Bahar, “Neye gülüyorsun sen?” diye sorana kadar gülümsediğimin bile farkında değildim. Sanki suç işlemiş gibi hissederek yakalanmanın etkisiyle yüzüme bir sıcaklık bastı. “Mahi sakın bana yine öpüştüğünüzü söyleme.” Gözlerim açılırken Bahar’ın koluna vurdum. “Ne alakası var?” dediğimde bakışlarımı kaçırdım. Düşündüğüm şey bu değildi ama gerçekleşen bir şeye parmak basması da durumuma hiç yardımcı olmamıştı. “Hatırlarsan en son abim sokağın ortasında dün gece öpüştüğün adamım diye avazı çıktığı kadar bağırıyordu.”…