MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - III / Elli Birinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) – Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) – Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı

Merhaba canlarım, Yeni bölüm sizlerle. Oy verdiysek, o zaman başlayalım. Keyifli okumalar diliyorum. ♥️ Aşk, kavuşanları kıskanır. -Hakan Dölgen Kaderimin Oyunu – Derya Uluğ Mahinev Emine annem içmem için bir bardak suyu uzattığında kendimi zorlayarak ona gülümsedim. Yeterince ağlamış ve sonunda biraz daha iyi hissetmeye başlamıştım. Neden bu kadar ani bir çökme yaşadığımı anlamaya çalıştım fakat kafamda bunun sebebini tek bir şeyle bağdaştıramıyordum. Yaşadıklarım, yaşananlar ve hepsinin üzerine çöken korkularım vardı. Aynı zamanda büyük bir rahatlamada yaşamıştım fakat bunların hepsini aynı anda kaldıramıyor gibi hissediyordum. Emine annem elini sırtıma koyup okşarken suyumdan bir yudum daha aldım. “Daha iyi misin kızım?” Sorduğu soruya başımı sallayarak cevap verdim. Emine annem banan inanmıyormuş gibi baktığında kadına hak vermemem elde değildi. Bardağımı önümde duran orta sehpanın üzerine koyup ona doğru döndüm. Uzanıp elini tuttuğumda o da elimi hafifçe sıktı. “Gerçekten daha iyiyim,” dedim gülümseyerek. “Kızım ödümü kopardın.” Sesindeki telaşa sebep olmuş olmak ne kadar canımı yaksa da elimden bir şey gelmiyordu. “Ne olduğunu bende anlamadım,” dedim onu biraz daha rahatlatmak ister gibi. Kısa bir süre sessiz kalıp sakin hareketlerle elimi okşadı fakat sonra hafifçe sıkıp yeniden ona bakmamı bekledi. “Kızım ne olduğu ortada değil mi?” Bu soruya ne cevap vereceğimi bilemediğimden sessiz kalıp sadece omuz silkmekle yetindim. “Mahi,” dediğinde bana biraz daha yaklaştı ve bende sessizce onu dinlemeye başladım. “Buradan çekip gittiğinde kalbin çok kırıktı kızım. Hâlâ öyle mi?” Beklediğim soru bu olmadığı için ona şaşkınca birkaç saniye baktım. Cevap vermeden önce yutkunurken dudaklarım vereceğim cevabın yüküyle gerildi. “Evet, hâlâ öyle Emine anne.” Çok basit bir cevaptı ama yine çok can yakıyordu. Emine annem beni teselli etmek ister gibi uzanıp saçlarıma dokundu. Onları yüzümden çekerken gülümsedim. “Peki telafisi var mı yoksa gerçekten her şey için artık çok mu geç senin kalbinde?” Cevap vermesi bu kadar zor bir soru olmamalıydı bu. Eskiden olduğu gibi dudaklarımdan hemen dökülmeliydi kelimeler fakat şimdi sessiz kalıyordum. Ne söyleyeceğimi bilemeden öylece durmam Emine annem için sanki bir şey ifade etmiş gibi hafifçe gülümsedi. Bu gülümse daha çok buruk bir gülümsemeydi fakat beni teselli etmek ister gibiydi. Yine de daha fazla sessiz kalamadan cevap verdim. “Bilmiyorum,” dedim ona dürüst olarak. “Eskiden çok netti her şey Emine anne. En az kalp kırıklığım kadar netti. Hayal kırıklığım kadar gerçekti. Çektiğim acı elle tutulur gibi gerçekti benim için ve bu yaşadıklarımın da kalbimin bin parçaya bölünmesinin de benim gözümde hiçbir zaman telafisi yoktu. Nasıl telafi edilirdi ki zaten böyle bir şey?” Bu soruyu Emine annemden çok kendime soruyor gibiydim. Nasıl sorusunun cevabını ne ben kendime verebilirdim ne de bir başkası verebilirdi. Çünkü ben bilmiyorsam bunu kim bilebilirdi ki? “Yoktu dedin. O zaman yoktu ama artık var mı?” Başımı iki yana salladım. “Artık bilmiyorum,” dedim derin bir nefes alarak. “Ne yapacağımı ya da ne olmasını istediğimi bilmiyorum. Kafam buradan gittiğim günden çok daha karışık artık Emine anne.” Emine annem, “Anlıyorum,” dedi. “Kızım,” diye devam ettiğinde eli hâlâ saçımdaydı. “Ne olduğunu anlamadım dedin ya ben sana anlatayım ister misin?” Durup sorduğu soruyu sindirmemi bekledi. Biraz çekinerek elimi dudaklarıma bastırdım ve başımı tereddüt ederek onaylayarak salladım. “Birinden ayrılmak, ondan kilometrelerce uzağa gitmek başka bir şey kızım ama bu hayatta olmadığını, onu bir daha göremeyeceğini ve onsuz bir dünyada yaşayacak olmaya devam edeceğini bilmek başka bir şey.” Ağlamamak için kendimi sıkarken parmaklarımı birbirine kenetledim. “Sen aradaki bu farkı anladın. Geri geldi, senin peşinden koşmaya başladı. Kalbin kırık ama ondan uzak da duramadın fakat sonra onu gerçekten kaybettiğini düşündün.” Başımı sallarken gözümden akan bir damla yaşı sildim. “Her şey çok ağır kızım. Yaşadığın her…

Bölümün tamamını WritePad'de oku