MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - I / Beşinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Herkes fazlasıyla sevmiş, Ben eksikleriyle de sevdim oysa… -Özdemir Asaf Daha Gidecek Yolumuz Var – Leman Sam Mahinev Konu Ali Asaf olduğunda dilim başka, kalbim başka konuşmuştu bugüne kadar. Sadece bir gün olur diye umut ettiğim bu sevdanın; gün geldiğinde canımı bu kadar yakacağını tahmin edecek olsaydım, yine bu kadar sever, yine bu kadar kapılır mıydım bilmiyordum. Can yakan sevdalar hep en kalıcı olanı derler. Ben bunun doğruluğunu zor yoldan da olsa anlıyor ve hissediyordum. Canımı yaktığı yerde o kadar kalıcı izler bırakıyordu ki geçmesi mümkün olmayan, telafisi imkânsız olan bu sızı sayesinde asla geçmeyecekti… Ben ne yaparsam yapayım, ne kadar zaman geçerse geçsin geçmeyecekti; artık biliyordum. Karşılıksız da olsa ben tek başıma severim, dediğim günler artık geride kalmıştı. Uzaktan görsem yeter, diye kendimi avuttuğum günler geçmişti benim için. Bunca zaman sadece bu kadarla idare ederim ben, dediğim her şey bir hançer olup beni adeta sırtımdan bıçaklıyordu. Öyle bir noktadaydım ki yetmiyordu. Uzaktan görmelere katlanamıyordum çünkü yanındayken hissettiğim şeyin güzelliğiyle mest oluyordum. Yanında sadece oturmak zoruma gidiyordu artık çünkü bir kere yakınlığının tadını almıştım ve daha fazlasını ister olmuştum. Ne zaman bu kadar açgözlü ve nankör olmuştum, bilmiyordum. Sevda körü gibi hissediyordum kendimi. Yeter dediğim her şey o kadar yetmiyordu ki kendime kızıyordum. İşte bu yüzden artık kalbim ve dilim aynı şeyleri konuşmaya başlamıştı. Bu yüzden her zaman yaptığım gibi konuyu değiştirip kaçmamış, onun beni biraz olsun anlaması için ipuçları bırakmıştım. Dün ona söylediğim son cümle onu da sen bul, olmuştu. Yüzünün aldığı ifadeden ne kadar şaşırdığının ve aklının karıştığının farkına varmıştım ama daha fazla bu yetersiz duygularla baş edemiyordum. Daha fazlasına ihtiyacım vardı, en önemlisi de belirsizlik duygusundan kurtulmak istiyordum. Bütün gece acaba söylediğimden bir şey anladı mı, diye düşünmekten uyuyamamıştım. Bir yanım vereceği tepkiden korkuyordu, yine de ne olursa olsun bir şeyler duymak istiyordum artık. Uykusuzluğun verdiği yorgunlukla sabahtan beri uzandığım yerden kalktım. Üzerime rahat bir tayt ve tişört giyip saçlarımı gelişigüzel bir şekilde atkuyruğu yaptım. Bedenen olmasa bile zihnim o kadar yorgundu ki tek yapmak istediğim bir yere uzanıp sadece dinlenmekti. Aslında bu halimin başka bir sebebi vardı ve itiraf etmek istemesem de içten içe biliyordum. Ali Asaf’la karşı karşıya gelmekten korkuyordum. Bunu kendime itiraf edip rahatlamak istiyor fakat yapamıyordum işte. Aklımdan geçen saçma düşüncelerle kendimi panikletiyordum. Zihnime dolan düşünceler bedenimi titretecek kadar ürpertiyordu beni. Ayaklarımı sürüyerek evden çıkmak için aşağı indim. Emine anne, dün akşam yazlık evine gitmişti. Bir saat uzaklıktaki eve birkaç senedir uğramıyorduk, o da dün akşam bir anda gitmeye karar vermişti. Aniden verdiği kararlara artık karşı çıkmamayı öğrenmiştim. Evden çıkmadan önce anahtarlarımı ve telefonumu aldım. Kapıdan çıktığımda hemen karşı bahçeye kaydı gözlerim. Songül ve Bahar çardağın altındaki masayı neredeyse hazırlamışlardı. Songül elindeki tabağı masayı bırakınca başını kaldırdı ve göz göze geldik. Gülümseyerek bana el salladığında boşta kalan elimi kaldırıp ona karşılık verdim. Kızları görünce kendimi daha iyi hissetmiştim. Demir kapıdan geçip karşıya ilerledikten sonra bahçeye girdim. Kızların hazırladığı masaya giderken Bahar mutfaktan çıktı. “Konuştun mu?” dediğinde başımı salladım. Ayşe’ye dün gece mesaj atmıştım ve o da geleceğini söylemişti. Gerçi bu saate kadar çoktan gelmiş olması lazımdı. “Dün konuştuk, gelirim dedi ama neden daha gelmedi ki? Yine huysuz annesi bir sorun mu çıkardı acaba?” Söylediğim şeyden sonra kızlar da tedirgin oldu. Songül kaşlarını çatıp kollarını göğsünde birleştirdi. “Valla o kadın bir gün elimde kalacak. Kim bilir ne yaptı yine kıza?” Bahar da aynı şekilde sinirle homurdandı. “Dün akşam teyzemle konuştum da kadın evlendireceğim diye tutturmuş.” “Evet,” de…

Bölümün tamamını WritePad'de oku