MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - III / Kırk Altıncı Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Merhaba canlarım, dün gece başlayan ağrılarım sabah altı gibi beni acile sürükledi. Çenemden aşağı başlayan, dayanılmaz bir kemik ağrısıyla fenalaştım. Bu arada tansiyonum 8/4 oldu bir anda ve kendimde değildim. Hastaneye nasıl gittik bilmiyorum, yürüyemez haldeydim. Hâlâ da öyledim. Desteksiz hareket edemiyorum. İlaçlar ve iğne acımı sabaha göre azaltmış olsa da dayanılmaz bir ağrı devam ediyor. Nefes alıp verirken bile canımı yakan bir ağrıdan bahsediyorum. Hafta sonu kendimi toparlarım umarım. Sizlerle yeni bölüm paylaşıyorum. Allah'tan hafta başında düzenleyip arşivlemiştim eşime paylaştırdım. Oy verdiysek, o zaman başlayalım. Keyifli okumalar diliyorum. Umarım seversiniz. Lütfen yorum yapmayı da unutmayalım. ♥️ ✨ Bekliyorum, öyle bir hava da gel ki, Vazgeçmek mümkün olmasın. -Orhan Veli Kaybolan Yıllar – Sezen Aksu Mahinev İyi ve kötü... siyah ve beyaz... İnsan, bunların arası olamıyordu bazen. Aldığımız haberle hepimiz kendimizi kaybetmiştik. Doktor baş sağlığı dilediğinde kim olduğunu sorgulamak aklımıza bile gelmemişti fakat şimdi ağlayan gözlerin, feryat eden çığlıkların bir ismi vardı. Orhan abi... Doktorlar elinden geleni yapmıştı fakat Orhan abiyi kurtaramamışlardı. Derinlerde bir yerde, duymadığım o isimle birlikte ufacık bir rahatlama hissetmiş olmaktan nefret etmiştim. Doktorun dudaklarından dökülen kelimeler Ali Asaf olmamıştı ama yine de hepimizi yerle bir eden bir yıkım yaşamıştık. Orhan abiyi kaybetmemizin üzerinden iki hafta geçmişti. Ali Asaf’ın uyanmasını beklediğimiz iki koca hafta geçti. Herkes dağılmış bir haldeydi. Orhan abinin cenazesini belli belirsiz hatırlıyor gibiydim. Hepimizin duyguları ikiye bölünmüştü. Seyhan teyzeyi toparlayamıyorduk. Bir oğlunu mezara koymuş, diğerinden umutla haber beklerken kadın kendini kaybetmişti. Oğlunun acısına dayanmaya çalıştıkça tükeniyordu fakat bir yandan da diğer oğlu için dilinden dua eksik olmuyordu. Onun çektiği acıyı anlamam mümkün değildi. Hiçbirimizin anlaması mümkün değildi. Aynı anda hem bir umuda tutunuyor, sevinçle güzel bir haber bekliyordu hem de toprağın altına koyduğu oğlu için kan ağlayarak yas tutmaya çalışıyordu. Üstelik neler olduğunu hiçbirimiz de bilmiyorduk. Herkes kendinde bir suç arayarak keşkelere sığınıyordu fakat hiç kimse bir sonuca varamıyordu. Ali Asaf uyanmadan da kimse aklındaki soruların cevabını alamayacaktı. Ali Asaf uyanacaktı. Uyanması gerekiyordu ... Hiçbirimiz yeni bir kayıp daha yaşayamazdı. O yüzden iyileşmesi gerekiyordu. Kalbim deli gibi çarparken Lina’yı düşündüm. O minik kız hem annesini hem de babasını kaybetmişti. Bakışlarım bir köşede kendinden geçmek üzereymiş gibi sandalyeye yığılan Seyhan teyzeye kaydı. Emine annem onun yanında durmuş elini tutarken ikisi de sessiz gözyaşları döküyordu. Kimse birbirine bakmıyordu çünkü göz göze gelirsek dağılacağımızı düşünüyorduk. Gitmeye ikna olmamıştı. Zaten kimse de üstelememişti. Oğlunu bırakıp gitmek istemiyordu, haklıydı da. Hiçbirimiz gitmek istemiyorduk. Fakat Seyhan teyze biraz daha böyle devam ederse bir yere yığılıp kalacaktı, hepimiz bunun farkındaydık. Osman amcanın da ondan aşağı kalır yanı yoktu. İki haftada adam kilo vermişti. Yıkılmamak için direniyordu ama bir oğlunu gömmüş diğerini de günlerdir bu kapının önünde iyi bir haber alma umuduyla bekliyordu. Gözlerimi sıkıca yumup başımı duvara yasladım. Sesiz gözyaşlarım akıp giderken elimin tersiyle ıslanan yanaklarımı sildim. Seyhan teyze titrek bir nefes çekti içine ve dudakları hareket etmeden önce hıçkırdı. Onun sesiyle gözlerimi açıp bakışlarımı yüzüne çevirdim. “Rabbim sen büyüksün,” dedi ağlayarak. Dudaklarından dökülen her kelimede yalvarışını hissettim. “Sen büyüksün,” dedi yeniden ve gözlerini kapatıp devam etti. “Ali Asaf’ımı bana bağışla. Bana bir oğlumun daha acısını gösterme. Dayanamam.” Son kelimesiyle sesi fısıltı halinde kısıldı. Ettiği dua içimde yankılandı. Buraya adım attığım andan beri her gün her saat kalbimden geçirdiğim tek dua buydu. İki haftadır herkes perişan haldeydi. Duygularımız ikiy…

Bölümün tamamını WritePad'de oku