MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Kırk Dördüncü Bölüm (II. Kitap Final)

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Seni bekleyişimin adı yok. Sadece yüreğimde lal olmuş duamsın. -Mevlana Kara Dantelli Gençliğimize - Mabel Matiz Ali Asaf Mahinev, Lina’nın elini tutmuş kapıdan çıkarken arkalarından bakarak onları izledim. Bir yerde okuduğum bir söz geldi aklıma. Yazar kalbim savunmasız bir şekilde göğsümün dışında atıyor demişti. Ya da böyle bir şeydi tam hatırlamıyordum fakat kelimelerin yaşatması gereken hissi tam anlamıyla hissediyordum. Söylemek istediğim, anlatmayı dilediğim o kadar fazla şey vardı ki. Ancak onun üzerine daha fazla gitmek istemediğim için sessiz kalmaya karar vererek sustum. Mahinev sanki ona bir şey söylemek istediğimi anlamış gibi beklenti dolu gözlerle bana baktı. Vazgeçip geri adım attığımda kabullenircesine gözlerini kaçırdı. Bahçe kapısına doğru ilerlemelerini izlerken kapıdan çıkmadan önce adımları yavaşladı. “Dönüp bakarsan,” diye fısıldadım kendi kendime. “Eğer bana bir kere bakarsan hâlâ beni sevdiğine inanacağım.” Kalbim deli gibi atarken nefesim kesildi. “Bir şansımız olduğuna inanacağım,” dedim kendi kendime. Mahinev bir iki adım daha attı. Eli bahçenin demir kapısını açmak için uzandı. Gözlerimi bir kere sımsıkı yumup açtım. Mahinev durdu ve nefesimi kesen beklentimi sonuçlandırdı. Bana dönüp bakması için içten içe dua ederken bir mucize oldu ve dileğim gerçekleşti. Başını çevirip âşık olduğum gözlerini sakince bana doğru kaldırıp, gözlerini benimkilere kilitledi. Dudaklarımda engel olamadığım bir gülümseme meydana gelirken Mahinev hafifçe kaşlarını çattı. Elini kaldırıp usulca göğsünün üzerine, kalbinin olduğu noktaya bastırdığında onun ne hissettiğini biliyordum. O da bana aynı şeyleri hissettiriyordu. Mahinev’in yanındayken bitmek bilmeden bir acı var gibi hisseder, sürekli kalbimi ovalamak isterdim. Elimi hafifçe yukarı kaldırıp onlara el salladım. Bir saat sonra ikisinin de bana geri dönecek olması heyecandan nefesimi kesen bir mutluluk veriyordu. Mahinev onlara el sallamama karşılık verdi sakince. Lina daha hararetli bir el sallayışla bana veda ederken gülümsememe engel olamadım. İkisi de gözden kaybolana kadar onları izledim ve sonra içeri girdim. Yatak odama girip üzerimi hızlı bir şekilde değiştirdim. Yarın işlerim çok yoğun olacaktı fakat bugünü tamamen dün gece Mahinev’le yaşadıklarımızı düşünerek geçirmek istiyordum. Belki şansım varsa sabah kahvaltı ettiğimiz gibi akşam yemeğine kalmaya da ikna ederdim onu. Yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamadım. Geniş koltuğa oturup başımı da arkaya yaslayarak gözlerimi kapattım. Ellerim benden bağımsız hareket ederek dudaklarıma uzandı. Onun dokunuşunu o kadar canlı bir şekilde tenimde hissediyordum ki bu hissin geçmemesi için her şeyi yapmaya razı olurdum. Dün gecenin anısı her fırsatta zihnimi işgal etmek ister gibi ele geçiriyordu beni. Ona dokunmadan bunca sene beklemiş olmak mı daha can yakıcıydı, yoksa dün geceden sonra ona yeniden dokunma şansımın olmama ihtimali mi emin değildim. Ne kadar süre orada kendi kendime yaşadığımız her anı düşünerek geçirdim bilmiyorum fakat aniden çalan telefonumun sesi beni daldığım hayal dünyasından silkeleyerek çıkardı. Gözlerimi açıp masanın üzerinde duran telefona uzanmak için yerimde doğruldum. Ekranda gördüğüm isimle hızla telefonu elime aldım. Kalbim panikle çarparken kendimi sakin olmaya zorladım. Sadece öylesine arıyor olabilir diye düşündüm kendi kendime fakat hissettiğim şey tam aksini işaret ediyordu. “Alo,” diyerek telefonu açtım. İster istemez ses tonuma yansıyan tedirginliğe engel olamamıştım. Hattın diğer ucundan, “Ali Asaf,” diyen ses doldu kulağıma. Sesinin iyi geldiğini duyunca biraz olsun rahatladım fakat sonrasında duyduğum şeylerden hiç hoşlanmamıştım. “Ben geldim,” dedi tereddüt ederek. Oturduğum yerden hızla ayağa fırladım. “Ne demek ben geldim? Böyle bir aptallık yapmadığını söyle!” “Sınırı geçtim bir şekilde.” Elimi saçlarımın arasına daldırıp sertçe asıldım. Tüm bedenim sinir ve korkuyla titriyordu. “Hemen bir yerde saklan ve beni bekle. Ben gelip seni kimse görmeden geri göndereceğim.” Tele…

Bölümün tamamını WritePad'de oku