MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Otuz Sekizinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Kalbim değildir böyle göğsüme vuran. -Sabattin Ali Seni Seven Kimdi - Derya Bedavacı Mahinev Akşam için hazırlanmaya başlamam gerektiğini fark ettim. Odama çıkarken akşamı düşünmemeye çalışıyordum. Elimden geldiğince uzak durmaya çalışıyordum fakat mecbur kaldığım zamanların olmasına engel de olamıyordum. Kafamın içi o kadar doluydu ki neyi düşüneceğimizi ayırt edemiyordum. Emine annemin söyledikleri bir yandan, dün Ali Asaf’la yaşananlar diğer yandan beni sıkıştırıp duruyordu. Odama girdiğim anda yatağımın üzerindeki telefonum çalmaya başladı. Uzanıp elime aldığımda arayan kişinin Hakan abi olduğunu gördüm. “Adama hâlâ abi diyorsun bir de,” diye kendi kendimi azarladığımda elimde telefonumla yatağa çöker gibi oturdum. Elimde çalan telefon sustu. Rahatlamayla derin bir nefes aldım fakat bu rahatlama uzun sürmedi. Telefon elimde yeniden titremeye başladığında panikle nefesim kesildi. Bu duruma kendim bile isteye gelmiştim ve şimdi de geri adım atmamın imkânı yoktu. Bahar’ın söylediklerini düşününce cesaretimi toplayıp telefonu açarak kulağıma götürdüm. “Efendim...” Sesim o kadar tedirgin çıkmıştı ki gözlerimi yumup panik halinde olan beynime uyarı göndermeye çalıştım. Hakan -bu sefer abi demeyecektim-, “Mahi,” dediğinde onun da sesindeki tedirginliği hissetmiştim. “Nasılsın?” diye sorarak cümlesini bitirdi. “İyiyim sen nasılsın?” Sohbetin daha normal devam ediyor olması beni biraz rahatlatıyordu. “Ben de iyiyim,” derken onu gözümde gözlüklerini düzeltirken canlandırabiliyordum. Ne zaman bir işe yoğunlaşsa hep aynı hareketi yapardı. Aramız her zaman çok iyi olmuştu ve bunun bozulacağını düşünmek beni çok üzüyordu. “İşler nasıl yoğun mu?” Soruma cevap vermeden bir utanç dalgası üzerime çöktü. “Seni zor duruma soktum değil mi?” “İdare ediyorum,” dediğinde hafifçe güldü. “Ama yokluğunda zorlandığımı inkâr edecek değilim.” Konunun ne zaman geri döneceğime gelmesi an meselesiydi ve eğer bunu sorarsa ne cevap vermem gerektiğinden emin değildim. “Biliyorum,” dedim çekinerek. “Seni zor durumda bıraktığım için kendime çok kızıyorum. Ama...” Cümleme nasıl devam etmem gerektiğinden emin olamayarak sustum. Kendimi bu kadar sorumsuz ve kararsız hissetmekten nefret ediyordum fakat hepsinden öte kendimi çıkmazda hissediyordum. Ne yöne dönsem sanki bir duvarla karşılaşıyordum. “Bunları gelince konuşuruz.” Hakan araya girerek benim konuşmama izin vermedi. Ne hissettiğimi anladığı için biraz rahatlamıştım. “Ne zaman geleceksin?” “Yarın geleceğim ama gündüz bir mimar arkadaşımın ofisine uğramam gerek. Akşam müsaitsen yemek yiyelim mi?” Kendime itiraz etme şansı tanımadım. “Olur.” “Tamam o zaman, ben yarın seni ararım. Buradan istediğin bir şey var mı?” Sorusu beni gülümsetti. “Yok,” dedim. Veda edip telefonu kapattıktan sonra kendimi sırtüstü yatağa attım. Gözlerimi tavana dikip öylece izledim. Keşke birisine karşı gerçekten hislerim olsaydı. Bunun olmasını o kadar istiyordum ki... Onu unutmak, artık acı çekmemek, umut beslememek... bunları yaşamaktan memnun değildim ki zaten. Herkes bir şekilde benim daha fazla üzülmemem için tavsiyede bulunuyordu fakat daha fazla üzülmememin mümkün olmadığını göremiyorlardı. Ben zaten uzun zamandır çok üzgündüm ve bunun daha fazlası olmasın diye uğraşmak neye yaracaktı? Birini tüm kalbinizle sevdiğinizde ondan vazgeçmek, onu unutmak ve hayatınıza devam etmek için geçmesi gereken bir zaman dilimi mi vardı sanki? Dört gün, dört ay ya da dört yıl ne fark edecekti? Dört yıl geçtiyse ve ben hâlâ kalbimdeki sevgiden vazgeçemediysem hatalı mı oluyordum? Nasıl yapacağımı bilseydim yapardım. Bunun bir formülü ya da çaresi olsaydı hiç düşünmeden denerdim. Canımın yanmasından zevk almıyordum ama öylece yok olup gitmiyordu da işte. Hayatıma birilerini almayı denediğimde de yapamamıştım. Belki de içten içe isteksizdim, herkese bir engel koymuştum farkında olmadan ama içimden gelmiyorsa eğer nasıl birine şans verecektim ki? Ne bekliyorlardı benden? Sevmediğim, kalbime alamadığım biriyle birlikte olmamı mı? Gözlerimi sımsıkı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku