MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Otuz Yedinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Saklamaya çalışma, nafile. Sevda çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor. -Reşat Nuri Güntekin On Dört Bahar - Melih Görgün Mahinev Sabahın erken saatlerinde uyanmış fakat yataktan çıkmamıştım. Çeneme kadar çektiğim yorganın altından bir daha çıkmak istemiyordum. Dün yaşananlardan sonra bütün gecem cehennem gibi geçmişti. Huzursuzluğum yüzünden doğru düzgün uyuyamamıştım. Ne zaman gözlerimi yumup kendimi uyumaya zorlasam, kapalı gözkapaklarımın ardında beliren tek bir görüntü oluyordu. Yüzüne yerleşen saf hayal kırıklığı ve acı, zihnimden bir türlü çıkmıyordu. Bütün gece olduğu gibi hâlâ aklımda dönüp duruyordu. Yaptığımdan pişman değildim. Canının yandığını gözlerimle görmüştüm fakat umurumda değildi. Benim de canım yanmıştı, üstelik hâlâ yanmaya devam ediyordu. Çektiğim acının sebebi kendisiyken, sanki suçlu benmişim gibi bana öyle bakmaya hiç hakkı yoktu. Üzerimdeki yorgana daha sıkı sarılıp yatağımda yan döndüm. Sabaha karşı başlayan yağmurun sesiyle zaten huzursuz olan uykum iyice açılmıştı. Odamdaki uzun camı hafifçe aralamış, yağmur sesinin içeri girmesine izin vermiştim. Saatlerdir de o ses eşliğinde yatağımda huzursuzca kıpırdanıyordum. Ne bedenim ne de zihnim uyumama izin vermişti. Karşımda hiç çekinmeden ağladığını hatırladığımda kalbim bin parçaya bölünüyordu. Ben de çok ağladım , diye kendimi savunmak istiyordum. Lastiği benden istediğinde verdiğim tepki için hâlâ kendime kızıyordum. Fakat yine de pişman değildim. İstediği zaman elimden bir şeyleri alma hakkı olmadığını kabullenmesi gerekiyordu. Zihnimde her zaman Mahi ve Mahinev vardı. İki farklı karakterim varmış gibi hissediyordum böyle anlarda. Zaman zaman ikisi bir tartışmaya girerdi. Mahinev hep daha sessiz daha umutluydu. Yaşananlar onun bile bir parçasını kırmıştı ama yine de vazgeçmeyi bilmiyordu Mahinev. Mahi her zamanki gibi baskındı. Sürekli üste çıkar, hatalarımı yüzüme vururdu. Böyle anlarda korumak isterdim Mahinev’i. Onun bir kenarda üzgün gözlerle Mahi’nin tüm haklı taraflarını izlerken görmek beni çok üzüyordu. Onu terk ettiğim ilk zamanlar sadece Mahi olmak istedim. Sadece ona açtım kapılarımı. Sert ve acımasız... Çünkü Mahinev olmak canımı o kadar yakıyordu ki onu görmezden gelmek daha kolay olmuştu. Ama şimdi... buradayken yine ortaya çıkıyordu işte. Engel olamıyordum. Artık görmezden gelemiyordum. Şiddetlenen yağmur sesiyle düşüncelerimden sıyrılmak için derin nefesler alıp verdim. Dün gece yaşanan tek olay paket lastiği değildi. Hakan abinin -ki artık adama abi demem de mümkün değildi- buraya gelecek olması ve benimle görüşmek istemesi başlı başına bir sorun haline gelmişti. Üstelik bu sorunu da yine ben kendi ellerimle yaratmıştım. Adam sıradan bir ziyaret yapıp gidecekken, o geri zekâlıyı sinir etmek için adama sadece ismiyle hitap etmek gibi bir hata yapmıştım. Gerçi sadece onunla yaşananlar da değildi bunun sorumlusu. Emine annem de çok fazla üstüme gelmişti ve nedense kendimi bir şeyleri ispatlamak zorunda hissetmiştim. Daha fazla düşüncelerimde boğulmak istemediğim için yataktan çıkmaya karar verdim. Yumuşak yorganı üzerimden itip kalkarken komodinin üzerinden tokamı aldım. Dağılan saçlarımı düzeltip bir atkuyruğu yaparak topladım. Ayağıma terliklerimi giyerek odamdan çıktım ve hemen yanımdaki banyoya girip yüzümü yıkadım. Elimdeki havluyu yüzüme bastırarak banyodan çıkarken aniden birine çarpınca ufak bir çığlık attım. “Mahicik ayağıma bastın,” diyen Lina’nın sesiyle kendime gelip havluyu yüzümden hızla çektim. Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. “Lina,” dedikten sonra ne diyeceğimi bilemeden birkaç saniye sustum. Sonra az önce söylediği şey aklıma geldi. Telaşla, “Ayağını mı acıttım?” dediğimde başını iki yana sallayıp gülümseyerek konuştu. “Çok az bastın zaten, acımadı.” Verdiği tepkiye gülümserken dizlerimin üzerine çöküp onun göz hizasına indim. “Sen okula gitmedin mi?” Başını yeniden iki yana salladı. Elinde tuttuğunu yeni fark ettiğim bir poğaçayı kaldırıp ısırırken ağzının kenarına çikolata bulaştırınca gülümsedim. “Babamın işi var…

Bölümün tamamını WritePad'de oku