MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Otuz Altıncı Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Ertesi gün sana kavuşamayacağım için, Uyuyamadığım geceler var benim. -Cemal Süreya Sevdam Acıyor - Jale Mahinev Tam karşımızdaki ağacın önünde duruyordu. Siyah kot pantolonunun üzerine simsiyah bir kazak giymişti. Dizlerine kadar uzanan kabanı da tıpkı üzerindeki her şey gibi siyahtı. Bakışlarını üzerimde hissedince atmaya çalıştığım bir iki adımda sendeledim. Gözlerimi üzerinden çekip az önce oturduğum banka doğru yürüdüm. Lina’nın neşeli sesini duyana kadar da bakışlarımı onların olduğu tarafa çevirmedim. Lina’yı iki eliyle havaya kaldırıp yukarı attığında Lina kıkırdamaya başladı. “Babacığım yapma yapma!” diyordu ama onu havaya atması o kadar hoşuna gidiyordu ki bir yandan gülerken bir yanda da babasına onu bırakması için bağırıyordu. Onları izlerken dudaklarımda oluşan gülümsemeye engel olamadım. Lina o kadar çok güldü ki sonunda yorulup babasının boynuna doğru sokuldu. Başını ona yaslayıp yüzünü boynuna sakladığında bakışlarımı kaçırdım. Bu manzara kalbimi öyle derinden sarsıyordu ki canımın acısını adeta etim kesilmiş gibi hissediyordum. Onun çok güzel bir baba olduğunun farkındaydım. Bunu inkâr edemezdim. Lina’yı çok seviyordum fakat bu manzarayı kaç defa farklı şekilde hayal ettiğim zamanları düşündüğümde canım öyle fena yanıyordu ki dizlerimin üzerine çöküp ağlamak istiyordum. Hemen ardından da bunu bize, bana yaşattığı için ondan tekrar tekrar nefret de etmek istiyordum. Bana verdiği söz dün gibi aklımdaydı. Dizlerimi küçük bir kız gibi kıvırıp onun önüne oturduğum, canımı acıtmaktan korkarcasına saçlarımı hafif hafif taradığı anı dün gibi aklımdaydı. Orada bana verdiği söz zihnimde öyle sağlam bir yer edinmişti ki unutamıyordum. Kendi babamın bir kere bile saçımı taramadığını ona anlattığımda daha bir özenle taramıştı saçlarımı. Bir anda aklıma gelen şeylerle yerimde huzursuzca kıpırdandım. Lina babasıyla birlikte bana doğru gelmeye başladığında yüzümdeki ifadeyi hızla düzeltmek için uğraştım ama onun bakışları o kadar dikkatli bir şekilde yüzümdeydi ki sanki ne düşündüğümün farkındaymış gibi hissetmiştim. Yüzümdeki ifadeyi değiştirip Lina’ya gülümsedim. Kızaran burnuna bakınca dizlerimin üzerine çöktüm. “Kiraz gibi olmuş burnun,” dediğimde gözlerini şaşı yaparak burnuna bakmaya çalıştı ve parmağıyla dokundu. “Göremedim,” dedi ciddi ciddi. Cebimden telefonumu çıkarıp bir fotoğrafını çektim ve ona gösterdim. Burnunu görünce gülmeye başladı. “Hadi bakalım, bugünlük bu kadar yeter. Şimdi doğru babanla eve gidiyorsun.” Ali Asaf bir anda gerildi. Lina başını kaldırıp babasına baktı ve sonra yeniden bana döndü. “Sen nereye gideceksin?” Yüzü asılınca ona gülümseyerek bakmaya devam ettim. “Eve gideceğim, Linacığım.” “Ama bize gelsen olmaz mı? Hem babam bugün bana domatesli makarna ve top gibi köftelerden yapma sözü vermişti. Sen de yersin olmaz mı, Mahicik?” Ona hayır demekten nefret ediyordum. Lina ne zaman benden böyle şeyler istese hep sessiz kalıyordu ve yine ses etmemesi sinirlerimi tepeme çıkardı. Kızına her seferinde benim hayır dememi mi istiyordu? İyi o zaman, bu sefer tüm suçu ona atacaktım. “Babanın işi var Linacığım, müsait değil. Biz seninle daha sonra plan yaparız olur mu? Sen babanla vakit geçir.” Lina bakışlarını babasına çevirdiğinde ben de tıpkı onun gibi başımı çevirdim. Ali Asaf uzun uzun bana baktı ama gözlerimi bu sefer kaçırmadım. Beni desteklemek zorundaydı. Ali Asaf, “Baba, ne işin var senin?” diye soran kızına doğru döndü. Sessiz kaldıkça olduğum yerde gerildim. Bir Lina’ya bir bana baktı ve başını iki yana salladı. “Benim bir işim yok kızım. İsterse Mahinev de yemeğe gelebilir.” Buz gibi soğuğun ortasında sinirden kulaklarım alev alev yanmaya başladı. Yerimden kalkıp karşısında durdum. Dişlerimi sıkarak konuşurken sesimi alçalttım. “Delirdin mi sen?” Başını iki yana salladı. “Alt tarafı bir yemek Mahinev, abartma,” dediğinde gözlerim hayretle açıldı. Refleks olarak ona doğru bir adım atıp durdum. Neredeyse Lina’nın yanında ona bir tane tekme atacakken kendime hâkim oldum. “İşim vardı demiştin ya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku