MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Yirmi Dokuzuncu Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Bir seni bilirim, bir de adın geçince sıkışan kalbimi… -Attila İlhan Sana Yıldızları Ödediğimden - Bengü Peker Mahinev Son ayları kafamda canlandırmaya çalışırken oturduğum yerde gerildim. Zamanın bu kadar hızlı akıp gitmesi iyi mi yoksa kötü müydü? Garip bir ikilem içindeymişim gibi hissediyordum. Son zamanlarda içimden taşan tedirginlik ve huzursuzluk tüm hayatımı içten içe etkiliyordu. Bahar’la ikimiz mezun olmuştuk. Aradan geçen zamanda ne yapacağımızı düşünecekken bir anda Bahar ve Selim’in düğün telaşına kapıldık hepimiz. Sürekli bir koşturmaca halindeydik. Geç saatlere kadar çoğu zaman Ali Asafların evinde oluyordum. Bahar’ın anne ve babası da uzun zamandır buradaydı. Ev hem kalabalık hem de tatlı bir telaşın içindeydi. Bu zamanların çoğundan keyif alıyorduk. En yakın arkadaşımın evlenecek olması beni mutlu ediyordu. Her anına şahit olmanın verdiği heyecan bana iyi geliyordu. Bir yanım tedirgindi. Ali Asaf’la aramızda bir sorun yoktu ama yine de tarif edemeyeceğim şekilde kötü bir his vardı içimde. Her seferinde bir sorun olmadığını söylüyordu bana. Ne zaman konuşmak istesem bir şekilde konuyu değiştirip geçiştiriyordu beni. Son zamanlardaki yorgun ve huzursuz hallerini de düğünün yaklaşmış olmasına bağlayıp işin içinden sıyrılmaya çalışıyordu. Ama ben hissediyordum. Ali Asaf’ın benden bir şeyler sakladığının farkındaydım. Bunun tayin durumuyla alakalı olduğunu düşünüyordum. Arada sırada hâlâ bana bu konuyu açıyordu. Kavga etmeden ya da tartışmadan bir şekilde konu kapanıyordu ama Ali Asaf bu işin peşini bir türlü bırakmıyordu. Sevdiğim adamla evlenmek istemiyor değildim. Uzun yıllardır âşık olduğum kişiyle tabii ki bunu istiyordum ama Ali Asaf evlilik konusunu adeta bir takıntı haline getirmiş gibi hissediyordum. Bazen bu konunun üzerine çocuk gibi surat asıyordu. Hiç yapmadığı şekilde aniden sinirlendiği zamanlar da oluyordu. Bu halleri beni şaşırtıyordu ama onun aklını yoran asıl konunun bu olduğuna artık inanmıyordum. Üzerine gitmememin ve bu konuyu ciddi bir şekilde ele almamamın tek sebebi arkadaşımın düğünüydü. Yerimden kalkıp, odamdan çıktım ve aşağı kata inerken Emine anneme seslendim. Kapının oradan sesini duyunca hemen yanına gittim. “Kızım ben de sana seslenecektim şimdi gelecek misin diye.” Başımı sallayıp onaylarken kolumdaki lastik tokayla saçlarımı topladım. “Evet geleyim, Bahar kırk kere aradı.” Söylediğim şeye ikimiz de güldük. “Heyecanlı tabii kızım, yanında seni istemesi normal.” “Hemen evlenmem diyen kıza bak ama Emine anne, koştur koştur düğün yapıyoruz.” Kapıdan çıktığımızda Emine annem beni beklerken kapıyı kilitledim. “Öyle diyenden korkacaksın zaten,” diyerek güldü ama bana yan gözle bakmayı da ihmal etmedi. “Hiç bana bakma öyle,” dedim sahte bir kızgınlıkla. Benimle dalga geçer gibi, “Turşunu kurayım ben senin kızım,” dedi. “Kur kur,” derken yanına sokuldum. “Ali Asaf çok sever turşu,” dediğimde Emine annem bir yandan gülerken bir yandan da numaradan beni cimcikledi. “Ay,” dediğimde dudaklarında hâlâ gülümsemenin izlerini taşıyordu. “Adamın ağzına layık kız mı vereceğim, terbiyesiz seni.” Kendimi tutamadan kahkaha attım. “Senin aklın fesat valla ben bir şey demedim.” Gülerek evden çıktık. Yolun karşısına geçerken Emine annemin koluna girdim. Baharların bahçe kapısını açmak için elimi uzattığım anda kapı aniden açıldı. Elim boşluğa düşerken Ali Asaf ve Orhan abiyle karşı karşıya geldik. Bakışları önce bana sonra da Emine anneme döndü. Yeniden bana baktığında Emine annem, “Ay dikildin kaldın evladım kapıda, çekil de içeri geçelim,” dedi. Ali Asaf yeniden şaşkın bakışlarını konuşan kadına çevirdiğinde elimi ağzıma götürüp gülümsememi saklamaya çalıştım. Orhan abi hafifçe güldü ve Emine annemin koluna girip bahçeye doğru ilerledi. Ali Asaf’la ikimiz kapının önünde durduk. Bakışlarımı kaldırıp yorgun yüzüne baktım. “Gören de sen evleniyorsun zanneder,” dedim gülümsemesini sağlamak için ama tam tersini yapıp kaşlarını çattı. “Birileri huysuzluk etmeseydi o da olurdu tabii.” Yaptığım şakaya verdiği…

Bölümün tamamını WritePad'de oku