MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Ayşe

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Başka yerlerde aramaya gerek yok, Mutluluk içimizde, kirli olmayan... -Ali Tekkanat Aşk Bir Kahkaha - Yıldız Tilbe Ayşe Mutfaktan gelen tabak sesleriyle gözlerimi açtım. Hiçbir zaman bu kadar uzun uyumaya alışkın olmadığımdan aniden afallayarak etrafıma bakındım. Kaan’la evlendiğimiz günden beri sabah erkenden uyanır, o işe gitmeden onunla birlikte kahvaltı etmek için elimden geleni yapardım. Her seferinde bana buna gerek olmadığını, kendi kahvaltısını kendisinin hazırlayacağını söylemiş olsa da tamamen isteyerek uyandığımı sonunda kabullenmişti. Fakat son zamanlarda bu rutinimiz sekteye uğramıştı. Ne kadar uğraşsam da hem kendi telefonumun hem de Kaan’ın telefonunun alarmını kursam da nasıl oluyorsa asla gözlerimi açamıyordum. Artık sabahları uyanamamamın minik bir sebebi vardı. Dudaklarımda istemsizce oluşan gülümsemeyle birlikte yataktan kalktım. Ayağıma terliklerimi giyip banyoya ilerledim ve hızlıca işlerimi halledip mutfağa doğru yürüdüm. Ben kapıdan girdiğim anda Kaan elindeki tavayla birlikte döndü ve göz göze geldik. Kirli sakalının ardına gizlenen dudakları gülümsemeyle kıvrıldı. “Günaydın, Ayşe’m,” dediğinde aynı şekilde gülümsedim. “Günaydın hayatım,” dediğimde Kaan elindeki tavayı masanın ortasına yerleştirdi ve hemen yanıma gelerek kollarını bana doladı. Olduğum yerden yukarı yükseldiğimde hafif bir çığlık atarak kollarımı ona doladım. Etrafında bir tur attı ve beni hemen arkamda duran tezgâhın üzerine oturttu. Bacaklarımın arasına girerken ellerini de belimin etrafına yerleştirdi. Dudaklarını hafifçe benimkilerinin üzerine getirip bastırdı ve geri çekilmeden fısıldadı. “Hayatım diyen ağzını yerim,” dediğinde utanarak bakışlarımı kaçırdım. Kaan her zamanki gibi bu halimden zevk aldığını belli edercesine gülümsedi. “Kaç aydır evliyiz hâlâ karşımda kızarıyorsun.” Sahte bir kızgınlıkla ona baktım. “Sen de hâlâ benim bu halimle eğleniyorsun.” Başını geriye atıp o bayıldığım derinden gelen sesiyle bir kahkaha attı. Yeniden bana doğru eğildiğinde yutkunarak bekledim. Dudakları usulca önce yanağıma sonra da boynuma dokundu. “Çok seviyorum çünkü.” Ben sessiz kalınca geri çekildi ve elleriyle yüzüme düşen saçlarımı geriye itti. “Neden beni de uyandırmadın? Zaten hafta içi uyanamıyorum bari hafta sonu kahvaltıyı birlikte hazırlasaydık.” Gözlerini yüzümün her bir santiminde dolaştırdı. “Senin dinlenmen gerek,” dedi ciddiyetle. “Ayrıca yorulmanı istemiyorum.” “Kaan,” dedim itiraz eder gibi. “Daha çok küçük. Evet uyku halim var ama şu an bunlara gerek yok.” Kesin bir dille itiraz etti. “Hayır. Elimizden geldiğince seni yormayacağız.” Kaşlarımı çatarak onu izlerken bu kelimenin altında yatan bir sürü şey geçti aklımdan. Kaan yüzümdeki ifadeyi görünce gülümsedi. “Bir tek yerde yoracağım seni,” diye fısıldarken yeniden dudaklarını yanağıma bastırdı. “Ona da doktor izin verdiği sürece. Sen de bunu düşünüyordun değil mi?” Evet, itiraf ediyorum aklımdan geçen şey tam olarak buydu. Bunu Kaan’a itiraf edemezdim ama o benim ne düşündüğümü yüzüme bir kere bakınca anlıyordu zaten. Yine de bunu kabullenmedim. “Hiç öyle bir şey düşünmedim,” desem de Kaan bana inanmadığını belli eder gibi gülümsedi. Hemen ardından belimden tutup beni tezgâhın üzerinden indirdi. “Hadi bakalım, şimdi sizi doyuracağım. Sonra da istersen biraz gezeriz.” Masaya geçip sandalyeme otururken Kaan da çaylarımızı doldurdu. Yanımdaki sandalyeye yerleştiğinde önüme iki dilim ekmek koydu ve elini uzatıp yanağımı okşadı. “Bir yere gitmek ister misin?” Ağzıma attığım ekmeği çiğnerken başımı iki yana salladım. “Aslında bizimkileri yemeğe mi çağırsak bugün?” Kaan söylediğimi düşünürken çayından bir yudum aldı. “Düğüne az kaldı, kızlar mezun oluyor ve bebek haberimizi verdik. Bir arada olmak için güzel bir zaman gibi geldi.” “Olur,” dedi Kaan ama sonra hemen devam etti. “Hiçbir şey hazırlamayacaksın ama baştan anlaşalım. Dışarıdan yemekleri ayarlarım ben.” Kaşlarımı çatarak ona baktım. Bu sefer ciddiydim. “Ya asla olmaz. Ne demek dışarıdan söyleriz? Hayatta kabul etmem ben…

Bölümün tamamını WritePad'de oku