MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Yirmi Altıncı Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Arala yüreğini ucundan, bir öpüp dönmektir niyetim. -İbrahim Gökbaş Sana Bir Şey Olmasın - Yonca Lodi Mahinev Ertesi gün uyandığımda bütün gece ağlamaktan gözlerim şişmiş ve burnum kızarmıştı. Kimseden bir şey saklayamayacak durumdaydım. Zaten bunun için çaba göstermek de gelmiyordu içimden. Hazırlanıp kahvaltı için Ali Asafların evine yürüdüm. Herkes bahçedeydi. Çardağın altında oturmuş, kahvaltıya başlamak üzerelerdi. Seyhan teyze elinde çaydanlıkla kapıdan çıkınca beni gördü. “Hoş geldin kızım, tam zamanında,” derken gülümsediğinde ona aynı şekilde karşılık verdim. Ali Asaf oturduğu sandalyede geriye yaslandı ve bana bakarken gözlerini kıstı. Önüme düşen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdım ve yanındaki boş sandalyeye doğru ilerledim. Yanına oturunca hemen bana doğru döndü. Masanın altından elini bacağıma uzatıp hafifçe sıktı ve aşağıda birleşik duran ellerimi ayırıp birini avucunun içine aldı. “İyi misin?” derken endişeli gözlerini üzerimde gezdirdi. Ona bakarak gülümsedim. “İyiyim,” dedim onu ikna etmek ister gibi ama şimdi daha da endişeliydi. Neyse ki herkes masaya oturunca dikkatini zorla da olsa benim üzerimden ayırdı. Kahvaltımı didiklememek için çok uğraştım ama nafile bir çabaydı. Böyle yapıp onu da üzmek istemiyordum fakat kendime de engel olamıyordum. Seyhan teyzeyle yüz yüze gelince beni anladığını belirten bir gülümsemeyle yüzüme baktı. Ona bakarken bir an neler hissettiğini düşünmeye çalıştım ama ben böyleysem Seyhan teyzeyi anlayamazdım. Günün geri kalanı hızla geçti. Akşamı Ali Asaf’la birlikte geçirme planları yapmıştım. Maalesef o da bir anda hayal kırıklığı oldu çünkü Ali Asaf’ın pazartesi sabah erkenden gitmesi beklenirken bir anda pazar akşamı gideceğini öğrendik. Ali Asaf hızla çantasının son kontrollerini yaparken sessizce onu izliyordum. Benim durgunluğumu fark ettiğinde çantasının fermuarını çekti ve yanıma geldi. “Asık suratlı da güzelsin tamam kanıtladın,” dediğinde gülümsedim. “Uğraşma benimle,” dedim onu iterek ama benden uzaklaşmadı. “Bak her gün konuşacağız, mesajlaşacağız,” dedi gülerek. “Sanki aynı şey,” dedim dudaklarımı büzerek. Eğilip sesli bir şekilde dudaklarımdan öpüp geri çekildi. “Ben senden daha beter durumdayım yavrum, gün içinde bile seni deli gibi özlüyorum ben ki bu, akşam seni göreceğimi bile bile oluyor. Senden uzak olacağımı düşünmek canımı fiziksel olarak yakıyormuş gibi hissettiriyor.” Bakışlarımı kaldırıp ona baktım. Çocuk gibi davranmayı bir an önce kesmem gerektiğini fark edince yutkundum. Adamın zaten işinin yeterince stresi yokmuş gibi bir de ona olan özlemimi kaprise çevirmiş gibi gözükmek istemiyordum. Ellerimi siyah tişörtüne sarıp onu kendime çektim. “Her gün konuşacağız, tamam,” dedim fısıldayarak. “Sadece çok özleyeceğim,” dediğimde sonunda yüzü biraz gevşedi. “Ben de çok özleyeceğim yavrum,” derken ona sarılmama izin verdi. *** Ali Asaf gideli bir hafta olmuştu. Dediği gibi sürekli telefonda konuşuyorduk, sık sık mesajlaşıyorduk ve geceleri müsait oldukça beni görüntülü arıyordu. İlk günler onu deli gibi özlemek canımı yakıyordu ama onun da aynı durumda olduğunu fark ettiğimde, en azından Ali Asaf’ın içini rahatlatmak için kendimi toparlamıştım. İkinci haftanın başında ders çalışmak ve birazcık da denizin tadını çıkarmak için Emine annemin Urla’daki evine gitmeye karar verdim. Evin kapısından girmiştim ki telefonum çaldı. “Yavrum,” diyen sesini duyduğumda elimdeki çantayı yere bırakıp kapıyı kapattım. “Canım,” dedim neşeyle. “Erken aradın sen beni?” Anahtarı sehpanın üzerine koyup koyu perdeleri çektim ve denize bakarken Ali Asaf’la konuştum. “Bir yere gitmemiz gerek güzelim, telefon çekmeme ihtimali var. Ben de akşam geç dönerim diye öncesinde seni aramak istedim. Vardın mı?” “Evet, şimdi geldim.” “Tek başına olmandan hiç hoşlanmıyorum,” dedi huysuzca. “Ben buraya hep tek başıma geliyorum, Ali Asaf,” dediğimde homurdandı. “Huysuzsun,” dedim gülerek. “Senin yüzünden,” dedikten sonra derin bir nefes aldı. “Ben gelene kadar orada kal o zaman. Cuma döneceğim,…

Bölümün tamamını WritePad'de oku