MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Yirmi Beşinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

İçinde her şey çiçek pıhtılarına dönüşecek, Bir gün gelecek hiç ağlamayacaksın. -Didem Madak Yok Başka Hayalim - Tan Taşçı Mahinev Elimdeki tepsiyi Bahar’a uzatırken ona baktım. “Bir sakinleş,” dedim işe yaramasını umarak. En az onun kadar heyecanlıydım ama arkadaşımı rahatlatmak için elimden geleni yapıyordum. “Ellerim titriyor Mahi, taşıyamayacağım ben bu tepsiyi.” “Hayır hayır,” dedim. Sesim ondan daha heyecanlı çıkmıştı. “Neden bu kadar kalabalık!” diye isyan etti Bahar. Haklıydı da. “Tamam, bak bu tepsiyi hafifletelim.” Ona uzattığım tepsiyi geri çektim ve masanın üzerine koydum. İçinden birkaç fincanı çıkarıp yeniden düzenledim. “Sen bunları götür, sonra gelip diğer tepsiyi alırsın. En son da zaten Selim’in kahvesini götüreceksin.” Bahar tepsiyi sımsıkı tuttuğunda biraz daha rahatlamış gibiydi. Arkasını dönüp kapıdan çıkınca derin bir nefes aldım. Yeni bir tepsi alıp kalan kahve fincanlarını yerleştirdim. Su bardaklarını almak için ayağımdaki terlikleri çıkardım ve masanın yanından bir tane sandalye çekip üzerine çıktım. Dolabın üst rafından bardakları tek tek alırken aniden sıcak bir elin bacağıma dokunduğunu hissettim. Yerimde sendelerken elin sahibinin kim olduğunun farkında olsam da irkildim. “Ali Asaf,” derken başımı dolabın arkasından çıkarıp ona ters ters baktım. Bir yandan da elimdeki bardakları dengede tutmaya çalışıyordum. “Bir şey söyleyeyim mi?” derken elini dizimden yukarı doğru okşayarak kaydırdı. Sıcak parmakları çıplak bacağımdan yukarı doğru ilerlerken eteğimin altına doğru kıvrıldı. “Sonra söylersin,” dedim dişlerimi sıkarak. Eli, olduğu yerde durdu ama geri çekilmedi. “Şunları indirmeme yardım eder misin?” Elini aşağı doğru kaydırmadan önce dizimin üzerine doğru çıkıp, parmaklarını açarak hafifçe tenimi sıktı. Geri çekilmeden evvel, “Sen emret, ben yapayım,” diye fısıldadı. Bardakları ona uzattım, o da elimden alıp hepsini tezgâha koydu. Son bardağı da elimden aldığında dolabın kapağını kapattım ve inmek için arkamı döndüm. Ali Asaf beni belimden yakaladı ve orada tuttu. “İndir beni aşağı,” dedim gülümseyerek. Bana bakışı yüzünden ona kızamıyordum bile. Sözümü dinleyip beni kaldırdı ve ayaklarımın üzerine bıraktı. Geri çekilmeden önce önüme düşen saçlarımı geriye itti. “Kabir azabı gibisin, Mahinev,” diye fısıldadığında gülümsedim. Parmak uçlarımda yükselip yanağından öptüm ve geri çekildim. “İşime biraz daha engel olursan azap ne demek göstereceğim ben sana.” Arkamı dönüp su bardaklarını tepsiye yerleştirmeye başladım. “Hem senin ne işin var burada?” “Sana yardıma geldim,” dediğinde alay eder gibi gülümseyerek ona baktım. “Ben de inandım. Hadi yürü içeri. Bahar seni burada görürse iyice heyecanlanacak.” Gitmek için hareket ettiğini gözucuyla görsem de kapıdan çıkmadan önce bana yaklaştı. Hiçbir şekilde bana dokunmadan, sadece parmak uçlarıyla uzun saçlarımı tek omzuma topladı ve açığa çıkardığı boynuma yaklaşarak minik bir öpücük kondurdu. İçine çektiği derin nefesi duyunca onun yorgunluğunu fark ettim. Elimdeki sürahiyi masaya bırakıp ona döndüm. “İyi misin sen?” Yüzüne daha dikkatli bakınca ne kadar uykusuz ve yorgun olduğu dikkatimi çekti. Günlerdir Bahar’ın durumu için koşturmaktan adamakıllı bir araya gelememiştik zaten. Telaştan onun bu halini fark edemediğim için kendime kızdım. Soruma cevap vermedi ama başıyla onayladı. Elimi kaldırıp parmak uçlarımı elmacıkkemiğinin üzerinde ve gözaltlarında gezdirdim. “Ali Asaf,” dedim usulca. “Yorgun görünüyorsun.” Beni geçiştirmek ister gibi omuzlarını silkti. “Bir şey mi oldu?” Bir an için kafasında dönüp dolaşan yoğunluğu görür gibi oldum. Sanki bana bir şey anlatacaktı ama sonra vazgeçip hafifçe gülümsedi. “İş yoğun, başka sorun yok güzelim,” dedi sakince. Fakat ona inanmadım. Aklına takılan bir şeyler vardı ve benimle paylaşmıyordu. Tam ona yeniden soracağım sırada Bahar telaşla içeri girdi. Bizi birbirimize bu kadar yakın görünce gülümsedi. “Sakın evlenmeden beni hala falan yapayım demeyin,” diye dalga geçtiğinde Ali Asaf’tan uzaklaştım. Ali Asaf ben…

Bölümün tamamını WritePad'de oku