MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - I / İkinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Uzaktan seviyorum seni, Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan, yüzüne dokunamadan. Sadece seviyorum. -Cemal Süreya İhtimaller Perisi – Gökhan Türkmen Mahinev Saat neredeyse gecenin ikisi olmuştu. Esnemekten ağzım ikiye ayrılıyordu ama kimseye belli etmemek için sürekli elimle kapatıp duruyordum. Bahar durumumun farkındaydı ama yine de beni ele vermemek için uğraşıyordu. Onun da benden farkı yoktu gerçi. Gözlerinden uyku akıyordu ama o yatmaya giderse benim de eve gitmek zorunda olduğumu bildiğinden sesini çıkarmıyordu. İlk esnememde onunla göz göze gelmiştim. Yalvaran bakışlarımı ona diktiğimde omuzlarını düşürüp kabul etmişti. Bunu benim için yaptığını bildiğimden minnettardım. Fakat ara sıra Selim abinin ona attığı bakışları yakaladığımda olayın sadece benden ibaret olmadığını anlamıştım. Ali Asaf geldikten sonra yemek masasını toplamış, daha sonra hep birlikte bahçede oturmuştuk. Saat geç olduğunda önce Emine annem ayaklanıp gitmişti. O yatmak için eve geçtikten sonra Osman amca ve Seyhan teyze de bizi bahçede yalnız bırakıp içeri girmişlerdi. Şimdi bahçede Bahar, ben, Ali Asaf, Selim abi ve Kaan abi kalmıştık. Hep beraber masadan kalkmış, bahçenin beton alanının dışında kalan ufak toprak kısmına geçmiştik. Oturmaktan keyif aldığım bir çardak vardı bahçelerinde. Bahar üzerini süslemiş, hafif ışıklandırmıştı. Geceleri, özellikle yaz akşamları burada oturmayı çok severdik. Yanımda oturan Bahar yerinden kalktı ve ortada duran geniş masanın üzerinden boş bardakları topladı. Bardakları küçük tepsiye yerleştirirken hepimiz onu izledik. “Ben bir bardak daha alırım,” dedi Ali Asaf. Hemen arkasından Kaan abi de onu onaylar gibi başını salladı. “Bana da doldur,” derken gülümsedi. “Bu sefer kesin son bardağım. Valla çatlayacağım ama Bahar’ın çayı olunca hep aynı şey oluyor.” Cümlesini bitirdiğinde hepimiz onu onaylar gibi başımızı salladık. “Yetenekli benim arkadaşım,” dedim sırıtarak suratına bakarken. O da bana gülümsedi. Bahar ve benim bakışmamızı Ali Asaf böldü. “Sen de biraz öğrensen fena olmaz aslında,” dediğinde gözleri gözlerime kenetlendi. Bakışlarındaki eğlence kıvılcımlarını görebiliyordum. Her zaman böyleydi. Özellikle beni kızdırmaktan zevk alıyordu sanki. Söylediği cümleden sonra yüzümdeki gülümseme silindi. “Ne demek istiyorsun?” derken sesimin tonu bu durumdan ne kadar mutsuz olduğumu belli eder gibi sertti. “Çayın zehir gibi oluyor ya senin,” dedi sırıtarak. Sonra devam etti. “Bahar’dan öğrensen diyorum. Biz de senin ellerinden, midemiz delinecek mi diye korkmadan bir bardak çay içsek.” Yemin ederim onu gebertecektim. Hem de çıplak ellerimle … “Sen,” dedim dişlerimin arasından tıslar gibi. “Yemin ederim sen…” Ama o kadar sinirlenmiştim ki cümlemi tamamlayamadım. Bahar halimi anlamış gibi hemen araya girdi. Hızla Selim abinin önünde duran boş bardağı almak için uzandı. Onun her adımını izleyen adam, Bahar’dan önce davranarak bardağını kaldırıp tepsiye koydu. Başını biraz yukarı kaldırdı ve Bahar’ın gözlerine bakarak konuştu. “Ellerine sağlık ama ben artık içmeyeceğim,” dediğinde, Bahar sanki onun bakışlarından kaçmak imkansızmış gibi sertçe yutkundu. Birkaç saniye gözlerini kaçırdı ve tepsiyi sımsıkı tutarak mutfağa doğru ilerledi. Ben de hemen peşinden kalktım çünkü eğer burada biraz daha kalırsam, geldiği ilk günün gecesinde hasret, özlem falan dinlemeden bu adamı gebertecektim. Mutfağa girdiğimde Bahar boş bardakları makineye yerleştiriyordu. Sonra vazgeçip bıraktı ve çay içenler için yeni iki tane bardak çıkarttı. “Bu adam var ya…” dedim devamında ne diyeceğimi bilemeden. Ellerimi tezgâha dayayıp derin nefesler aldım. “Anladık, beni sevmiyor ama böyle davranmak zorunda mı?” Az önceki sinirim yok olmuş yerini kırgınlığa bırakmıştı. Hep böyle oluyordu zaten. Onun yanındayken benimle uğraşmalarını görmezden geliyormuş gibi davranmak kolaydı. Oldum olası dilimi tutamazdım zaten ama söz konusu Ali Asaf olunca ağzımdan çıkanları hiç kontrol etmezdim. O beni kızdırdıkça, benimle uğraştıkça ben de altta kalmıyordum. Ama ya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku