MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - II / Yirmi Birinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Ben hiç annesiz kalmadım ama babasız büyüdüm. Dokuz yaşında babamı kaybettim ve en çok da babasını kaybeden insanları anladığıma inanıyorum. Mahi belki herkes için saçmalık derecesinde iyi biri. Belki çoğunuz onun yaptıklarına anlam veremiyor. Aslında onun da birçok kusuru, kusurları var. Bana göre Mahi yalnızca iyi biri değil, aynı zamanda annesizliği biliyor ve anlıyor. İkinci kitapta ona bir de bu gözle bakın isterim. Bu kitap sizin için, keyifli okumalar... Geçmiş... “Bazen sadece yorgun oluyor insan ne küs ne yalnız ne de âşık.” -Cemal Süreya Sevdan ile – Sıla Şahin Mahinev Kulağıma dolan seslerle gözlerimi aralamak için kendimi zorladım. Kafamın içinde adeta fil sürüsü dans ediyordu. Ağırlık o kadar fazlaydı ki gözlerimi açmak bir yana, başımı sağa sola bile sallamaktan aciz hissediyordum kendimi. Birilerinin konuştuğunu duyuyordum ama kelimeleri algılamakta zorlanıyordum. Ses ne çok yüksekti ne de kısık. Ama konuşan kişinin sinirli olduğunu anlayacağım kadar baskındı sesinin tonu. Derin bir nefes alma ihtiyacıyla göğsüm şişti. Saatlerdir sanki bu tek nefese ihtiyacım varmış gibi hissediyordum. Düşüncelerim zihnimde dörtnala koşarken gözlerimi aralamayı beceremedim ama elimi zorla da olsa kıpırdattım. Koluma bir acı saplanınca aniden irkildim ve dudaklarımdan kısık sesli bir inleme döküldü. Sonunda üzerindeki ağırlığın biraz hafiflediğini hissettiğimde gözlerimi hafifçe araladım. Tepemde yanan beyaz ışık gözlerimi acıtınca hızla yeniden kapattım. Tekrar denediğimde bu sefer daha temkinliydim. Gözkapaklarımı ağır ağır araladım. Etrafımı görmek istememe rağmen aceleci davranmadan usulca karşıya baktım. Odanın ışığı gözlerimi tekrar sızlattı ama en azından şimdi o ani saldırıya hazırlıklıydım. Gözlerimi birkaç kez daha kırpıştırdım. Yeniden derin bir nefes alıp verirken nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Beyaz floresan ışığının altında odayı inceledim. Hastanede olduğumu anlamam uzun sürmedi. Az önce acısını hissettiğim kolumu görmek için başımı çevirdim ve koluma takılı olan serumu fark ettim. Bu sahneyi görünce aniden yaşadıklarımız gözümün önünde canlandı. Üzerimize doğru sürülen arabanın ürperten sesi, herkesin aniden bağırması, üzerime kapanan Ali Asaf ve kulak uğuldatan patlama sesi… Ve en son da Ali Asaf’ın yüzüne bakarken gözlerimin önünde beliren kırmızı leke. Aniden bedenimin her bir zerresini panik ele geçirdi. Nefes alış verişim hızlandı ve tepemde olduğunu düşündüğüm makineler ötmeye başladı. Yattığım yerden bir anda doğrulmaya çalıştım. Başımın ağrısına eklenen mide bulantısını görmezden gelmek işkence gibiydi fakat yine de buradan kalkmam gerektiğinden oldukça emindim. Ali Asaf’ı görmem gerekiyordu. Kapının önünden konuşma sesleri geliyordu ama kim olduklarını bilmiyordum. Hem ben burada yatarken Ali Asaf neredeydi? Ona bir şey olduğunu düşündüğümde nefes alamadım. Onun parmaklarında gördüğüm kırmızılık bir türlü gözlerimin önünden gitmiyordu. Kendimi zorlayarak bu kez yerimde doğruldum. Koluma takılı olan serumla bakıştık. Keşke filmlerdeki gibi bir anda tutup kolumdan sökebilseydim ama yapamayacağımı biliyordum. Bir hemşire ya da ne bileyim, bunu kolumdan çıkaracak görevli birine ihtiyacım vardı. Sağıma soluma bakındığım anda kapı hızla açıldı. Birilerini görür gibi oldum ama kapı hızla açıldığı gibi yeniden kapandı. Ali Asaf’ın bana doğru gelen uzun adımlarını gördüğüm anda üzerime çöken rahatlıkla dudaklarımın arasından güçlü bir hıçkırık kurtuldu. Kendimde değilmişçesine serumun takılı olmadığı kolumu ona doğru uzattım. Adımlarını hızlandırmasını ve hemen yanıma gelmesini istiyordum. Ona dokunmazsam sanki ölecekmişim gibi hissediyordum. Dudaklarından birkaç sakinleştirici kelimenin döküldüğünün farkındaydım ama kulaklarım panikle uğuldamaya başlamıştı. İstesem de onu duyamıyordum. “Ali Asaf,” diyerek adını acıyla fısıldadığım anda, sert parmakları benim ona uzattığım elimi sardı. Onu kendime doğru çektiğimde yatağın kenarına oturdu ve hiç beklemeden beni kollarının arasına aldı. Alnım göğsüne yaslandığı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku