MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - I / On Dördüncü Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Her kadın saçmadır sevdiği zaman, bırak da içimden seveyim seni… -Nazım Hikmet Alev Alev - Feridun Düzağaç Mahinev Gözlerimi araladığımda odam hâlâ karanlıktı. Kolumu uzatıp yanı başımda duran telefonuma parmaklarımın ucuyla dokundum ve zorlanarak elime alıp saate baktım. Henüz dördü beş geçiyordu. Sessiz olmaya çalışarak telefonumu yerine bıraktım. Zorlanmamın sebebi göğsümde sakin nefesler alarak uyuyan adamdan başkası değildi. Daha uyuyalı birkaç saat olmuştu ama sanki saatlerce uyumuş ve uykumu almış gibi dinç hissediyordum. Sakince inip kalkan nefesimi sabit tutmaya çalıştım. Açıkta kalan tenime dudaklarından sızan sıcak nefesi vurdukça sakin kalmak zor oluyordu benim için. Başı hâlâ ilk koyduğu yerdeydi ama artık neredeyse üzerimde uyuyordu. Koyu renk kafası göğüslerimin arasında, bir bacağını bacağımın üzerine atmış ve koluyla da bana sımsıkı dolanmıştı. Enseme yayılan dağınık saçlarımın terlememe sebep olduğunu hissettim. Başımı hafifçe kaldırıp elimle saçlarımı ensemden çektim. Yeniden yastığa düşen başım artık daha rahat hissettiriyordu en azından. Olabildiğince az hareket etmek istemiştim ama Ali Asaf’ın hafifçe kıpırdandığını fark ettim. “Uyandın mı?” diye mırıldandı uykudan kalınlaşan sesiyle. Cevabımı beklemeden devam etti. “Saat kaç?” “Daha dört,” derken esnedim. “Biraz daha uyuyalım,” diyerek bana daha fazla sokuldu. “Hatta biraz değil, çok fazla uyumam gerek benim böyle…” Durup derin bir nefes alırken burnunu açıkta kalan tenime sürttü. “Bu şekilde.” Belimde dolanan eli sıkılaştı ve beni içine sokmak ister gibi kendine bastırdı. “Kimse erken kalkmaz zaten.” Boynunun altında kalan elimi çektim ve hafifçe sırtına dokundum. Diğer elim yeniden saçlarını bulduğunda huzurlu bir iç çekişe karışan mırıldanma eşliğinde başını göğsüme yaslamadan önce dudaklarıyla dokundu. İki göğsümün arasına uzanan iplerin açıkta bıraktığı tenime dokunan sıcak dudaklarla yerimde kıpırdandım. Saçlarının arasında duran elimle bir tutam saçına asıldığımda başını geriye doğru atıp uykulu gözlerini üzerime dikti. “Yapma,” diye fısıldadığımda gülümsedi. Başını biraz daha geriye atıp çenesini kaldırdı ve dişlerini benim çeneme sürtene kadar yukarı uzandı. Çenemin ucunda ufak ama sert bir ısırık hissettim. Bunun beni heyecanlandırması çok saçmaydı ama işte orada minik ısırıklar bırakarak gezen dişler yüzünden aklım karışıyordu. “Ali Asaf,” dedim fısıltıyla ve yeniden uyardım. “Yapma.” “Çok güzel ama,” dedi nefesini çeneme bırakarak. “Böyle uyanmaya alışırım ben.” Başını tutup benden uzaklaştırdım ve yüzüne baktım. Amacım ona kızmaktı ama elim yanağına kayarken bakışlarım dudaklarına odaklandı. Birkaç saat önce yaşadığımız o öpüşmenin aklımdan asla çıkmayacağını biliyordum ve ben yine istiyordum. “Uslu dur,” diye uyardım ama dilim böyle söylese de aklımdan geçen şeyler bambaşkaydı. Ali Asaf bunu hissetmiş gibi dudaklarını bana doğru uzattı ve onu öpmemi bekledi. İlk adımı atmadı, ona gitmemi beklediğini biliyordum. Gözlerimin içine bakarak, beni kışkırtmak ister gibi altdudağının üzerinde dilini gezdirdi. Azıcık kararlı olsaydım onu görmezden gelirdim ama ıslanan altdudağı karnımın kasılmasına ve heyecanlanmama sebep oluyordu. Onu öpmekle bu anın tadını çıkarmak arasında gidip gelirken, Ali Asaf bir kez daha bana uzandı ve bu sefer daha sert bir ısırık aldı çenemden. Dudaklarımın arasından nefesimle karışık bir inleme kaçıp gitti. “Sadece bir kere öpeceğim,” dedim. Ona değil kendime söz veriyordum. Ali Asaf başını sallayarak beni onayladı. “Sonra yeniden uyuyacağız,” derken yine ondan onay almak ister gibi yüzünde gezindi bakışlarım. Ali Asaf cevap vermedi. Yüzünde gezinen elimi çenesine indirdim ve dudaklarını hafifçe büzerek sıkarken ona yaklaştım. “Tamam mı?” Başıyla onayladı. Ona tepeden bakarken parmaklarımın arasında tuttuğum dudaklarına takılı kaldı gözlerim. Ellerimi hafifçe gevşettim ve başparmağımı tereddüt ederek dudağının üzerinde gezdirdim. Dudaklarının arasından hızlanarak çıkan nefesi parmak uçlarıma dokundu. “Hadi,” dedi sabırs…

Bölümün tamamını WritePad'de oku