MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - I / On Birinci Bölüm

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

İki kalbin anlaşması, ilkbaharı yüz yıl uzatır. -Jules Verne Dip - Madrigal Mahinev “Ne zaman?” dediğinde gülümsemesinin bana bulaşmasını istemedim. Bir anda arkamı döndüm ve kaynayan suyla çayı demlerken ona bakmadan konuştum. “Bilmiyorum, Kaan ve Ayşe durumu var biliyorsun,” dedim ama devam edemeden araya girdi. “Ben beklemem, bu gece konuşalım.” İçime derin bir nefes çektim. Çaydanlığın altına su ekleyip yeniden ocağa koyduktan sonra ona döndüm. “Ne bu acele? Kaçmıyorum ya!” dedim sitem eder gibi. Zaten sakin kalmak için kendimi zorlamıyormuşum gibi bir de onun bu aceleci tavrı sinirlerimi yerinden oynatıyordu. Tek kaşını kaldırıp bana baktı. “Gerçekten kaçmıyor musun? Sabahtan beri köpek oldum peşinde. İt gibi ittirip durdun beni oradan oraya...” İsyan eder gibi değildi sesi. Hararetli bir konuşma yapıyordu ama daha çok sanki bu duruma alınmış gibiydi. Söylediklerinden sonra neredeyse kahkaha atacaktım. Kendimi zorlayarak dudaklarımı ısırdım. “Kendimi koruyorum ben sadece.” “Tamam,” dedi. Sakinleşmek ister gibi durdu. “Anladım ama kaçma artık, olur mu?” Değişen ses tonu yüreğimi hoplattı. “Ne konuşacağından hâlâ emin değilim ve açık söylemek gerekirse sana ikimizin arasındaki bu şey konusunda zerre güvenmiyorum. Üstelik ben daha konuşmadım bile. Sen, sadece benden duyduğun iki üç cümleyle işi bu raddeye getirdin. Başka zaman olsa ya da konu başka bir şey olsa bu hayatta gözümü kapatıp arkama bile bakmadan güveneceğim birkaç insandan birisin sen fakat dün olanlardan sonra, kusura bakma ama sana kendim konusunda güvenemem. O yüzden bırak da kendimi koruyayım.” Söylediklerimden dolayı canının yandığının farkındaydım. Değişen yüz ifadesi, bakışlarına yerleşen hüzünlü karaltı; hepsi bana açık bir kitap gibi onu okumam için kendini ifşa ediyordu ama şimdilik elimden gelenin en iyisi buydu. Kartlarımı açık oynaktan yanaydım. Ne hissettiğimi, bana ne hissettirdiğini anlaması benim için önemliydi. “Kaçmasan?” dedi son bir umut. Gözlerime bakınca, bakışlarımı ondan farklı bir yere çeviremedim. “Üzgünüm, özür dilemenin faydası olacağını düşünmüyorum ama en azından bir daha olmayacak sözünü verebilirim sana. Yemin ederim dün olanlar için hatta daha öncesi için köpek gibi pişmanım. Sebebi belki seni tatmin etmeyecek ama saçma sapan tepkiler verdiğimi bil sadece. O yüzden kendimi anlatmak istiyorum sana. Bana kalsa şu an hemen şimdi kolundan tutup seninle konuşmak isterim ama istiyorum ki sakin kafayla beni dinle. Belki o zaman sen de beni anlarsın…” Söylediklerinden sonra aklımda bir sürü sahne oluştu ama o düşüncelerin hiçbirine Ali Asaf’ın dönüp bana ben de seni seviyorum , dediği sahneler yerleştiremiyordum. Belli ki aramızda, neden bir ilişki olamayacağını bana sakin bir dille, belki de kendini ifade ederek anlatmak istiyordu. İçime çöken huzursuzluk korkunç bir şekilde her yerimi sardı. Üzerime pis bir şey dökülmüş gibi hissediyordum. Ve bu konuşmanın sonunda da her şey daha kötü olacakmış gibi bir duygu kaplamıştı içimi. “Şu zaman diyemem fakat fırsat bulduğumuz ilk anda konuşalım,” dedim ama içimde pek de istek olduğu söylenemezdi. Yine de bir yanım aramızın böyle olmasını da istemiyordu. Konuşmazsak uzayıp gidecek ve dağ gibi büyüdüğünde yine altında kalan ben olacaktım. Ben de bir an önce ne olacaksa olsun kafasına sokmaya çalışıyordum kendimi. Daha fazla bu ağırlığı taşıyacak gücüm yoktu. Ali Asaf bu şekilde konuyu kapatmaya pek niyetli değildi. Bir şey söyleyemeden içeriden Bahar’ın adımı seslenmesiyle ikimiz de başka tek kelime etmedik. Ali Asaf’ın önünden çıkıp salona girdiğimde arkamdan geldiğini biliyordum. Selim ve Bahar ayaklanmış bizi bekliyorlardı. “Ne oldu?” diyen Ali Asaf’a Selim cevap verdi. “Kaan aradı, geceye falan kalmadı işimiz. Bizim de gitmemize gerek yok, atlamış geliyorlar.” “Aaa,” dedim şaşırarak. “Bir şey mi olmuş?” Selim omuzlarını silkerek devam etti. “Bir şey demedi ama sesi çok kötüydü. Ben de telefonda daha fazla üzerine gitmek istedim.” “Ayşe evden tek başına çıkmaya bile korkup bizi yanında istem…

Bölümün tamamını WritePad'de oku