MAHİ - I / Onuncu Bölüm
Yazar: Tuğba Atıcı Coşar

Sevmek, içini açmaktır. -Oruç Aruoba Vazgeçtim – Sezen Aksu Mahinev Odamın penceresinden içeri sızan hain güneşle gözlerim zor da olsa aralandı. Gözümü açtım ama sonra hemen hızla kapattım. Dün gecenin yorgunluğunun ve uykusuzluğunun tüm acısı gözlerime yerleşmişti. Batar gibi bir acı hissettiğimde gözlerimi sımsıkı kapatıp bir daha açmak istemedim. Acıyorlardı . Önce saatlerce ağlamıştım. Sonra üzerine uykusuz kalmıştım ve şimdi de güneş yüzünden canım acıyordu. Yorgunluk tüm bedenimi ele geçirmişti sanki. Güneş hariç geri kalan hepsinin bir sorumlusu vardı tabii. Sorumlusu şu an benim odamda, başımı çevirsem izleyebileceğim yakınlıktaydı. Aklını yitirmiş gibi bizi buraya kilitlemiş, yetmemiş gibi bütün gece saçmalayıp durmuştu. Ali Asaf, istediği kadar inkâr edebilirdi ama birkaç saat içinde gözlerini açtığında, dün gece söylediği hiçbir kelimeyi hatırlamayacağını düşünüyordum. Bir mucize olup hatırlasa bile kesin sarhoşluğuna sığınacak ve saçmaladığını söyleyecekti. Beni kırdığını düşünüp özür dileyecekti, ben de böylece daha beter kırılacaktım. Zaten dün söylemek istediği her şeyi söylememiş miydi? Neden bir daha kapıma dayanıp üzerime gelmişti? Her ne kadar düşünmek istemesem de bana olan bakışları sürekli gözlerimin önüne geliyordu. Kabullenmek istemiyordum ama bir yanım da bas bas bağırıyordu. Farklı bakıyordu Ali Asaf… Delirmiş gibiydi dün gece. Olanları düşündüğümde delirmiş olduğundan da oldukça emindim aslında. Ama yine de içimde umut etmeye meraklı olan minik parça, bakışlarını kazımıştı aklıma. Aynaya baktığımda, onu düşündüğümde gözlerimde oluşan o gizli parıltıyı yakalamıştım bana olan bakışlarının derinliğinde. İçimdeki diğer ses sarhoştu adam, diye yırtınıp duruyor, umut etmeye niyetli tarafımı ezip geçiyordu. Baskın çıkmasını istediğim tarafı seçemiyordum. Kırıp dökmüştü dün gece. Sonra gelip düzeltmeye mi çalıştı bilmiyordum ama onu da becerememişti. Aklımı karman çorman yapmış, üzerime gelmişti ama beni de ikiye ayırmıştı bu tavırları. İki farklı kişi vardı içimde. Birisine Mahi, diğerine Mahinev diyordum. Mahi deliriyordu. Bas bas bağırıp cam, kapı ne varsa indiriyordu içeride. Kalbimin etrafında dönüyor kendine gel, diye aklını yitirmiş gibi kızıyordu bana. Kırdı işte, hep kırdı buraları görmüyor musun , diye soruyordu bana. Bak , diyordu avazı çıktığı kadar bağırarak. Bak işte, görmüyor musun kırıkları? Adım atacak yer yok burada. Paramparça… Sessiz kalıp sinmiyordu Mahi, uyarıp duruyordu beni ama işte… bir de onun arkasında duran Mahinev vardı. Kırgın bakışlarıyla izliyordu olanları. Sesini çıkarmıyordu ama gözleri yaşlıydı. Mahi gibi sinirlenmiyordu ama sessiz sessiz yıkılıyordu orada. Sen de bir şey söyle, diye bağırmak istedim ona. Sen de onun gibi mi düşünüyorsun, diye ağzını yoklamak istiyordum ama sessizdi Mahinev. Kırgın bakışlarını bana çevirdiğinde ağzını araladı ama Mahi’nin sesi avaz avazdı içimde. Mahinev’e fırsat vermiyordu. Sonra bir solukla araya girdi Mahinev. Farklı baktı bize, dedi. Bence de başkaydı bakışları, derken gözlerimin içindeki umuda tutunmak ister gibiydi. Bunu duyan Mahi çıldırdı. Aptal, dedi Mahinev’e. Hep senin yüzünden, diye suçladı onu. Sen veriyorsun bu umudu ona, derken parmağıyla beni işaret etti. Mahinev daha da sindi yerinde. Korumak istedim onu ama sesim çıkmadı. İkisi de ben değil miydim? İki karmaşa da benim içimde yaşanmıyor muydu? Birbirleriyle didişme sebepleri ben değil miydim? Mahinev’i korusam Mahi çekip gitmez miydi o zaman? Hangisine kıyardım, hangisine kıyabilirdim? İkisi de ben değil miyim , diye tekrar tekrar çevirdim aklımda. Hangisinden vazgeçeyim? Düşüncelerimden sıyrılmak istedim. Zihnimde didişen iki farklı tarafı susturmak istedim. İkisini de dinlemek istemiyordum şimdi. Ortak noktada buluşmaları imkânsız olan iki tarafımın didişmesi arasında ezilip gidecektim sonunda. O yüzden kaçtım aralarından. Bıraktım onları kendi hallerine. Boş odada bıraktım ikisini de ve çektim kapıyı çıktım o odadan. Sonunda zorlayıp araladım gözlerimi. Işıkla aydınlan…