MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - I / Bahar

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Seni öpsem, gülse bir halk Seni öpsem, yoksulluk Utansa verdiği acılardan -Şükrü Erbaş Beni Anla - Emre Aydın / Çağan Şengül Bahar Suratımıza kapanan kapıyla olduğum yerde donup kaldım. Ali Asaf abimin her zaman ani çıkışları olurdu ama onu ilk defa böyle görüyordum. Üstelik sinirli bile değildi. Ayrıca Mahi’ye olan bakışlarının yoğunluğunu görünce şaşırmış, hâlâ da o şaşkınlığı üzerimden atamamıştım. Bunun üzerine bir de şimdi olanlar beni şoka uğratmıştı. Ayrıca bahsettiğim o bakışları düşündükçe kızarıyordum. Ali Asaf abimin Mahi’ye olan bakışları tam anlamıyla yüz kızartan cinstendi. Kapanan kapının arkasından öylece bakarken içeriden konuşma seslerini belli belirsiz duyuyorduk. Bir yanım arkadaşının orada olmasına izin verme, diyordu ama diğer yanım da hem Mahi’nin duygularını düşünüyor hem de söz konusu olan adamın benim canım gibi olduğunu anımsatıyordu. Gerçi konu Mahi ise kim olursa olsun ben hep onun tarafında olurdum. Uzun zamandır arkadaştık ama arkadaş demek basit kalırdı artık bizim için. Kardeşim gibiydi Mahi. Bu yüzden baş başa kalıp konuşmaları doğru muydu yanlış mıydı emin olamıyordum. Sonunda müdahale etmeye karar verdiğim anda içeriden Ali Asaf abimin sesi bize ulaştı. “Selim,” dedi ve biraz durup bekledikten sonra yeniden konuştu. “Gidin yatın siz, biz konuşacağız,” dediğinde gözlerim sanki mümkünmüş gibi daha da irileşti. “Yok artık,” derken öne doğru bir adım atıp elimi kapının koluna doğru uzattım. Fakat ben daha yeni hareket etmiştim ki Selim hemen önüme geçip hızla elimi tuttu. “Bırak konuşsunlar,” dediğinde bana o kadar yakındı ki nefesine karışan alkol kokusuyla birlikte tenime değen sıcaklığı hissettim. “Selim saçmalama, bu halde ne konuşacaklar?” İçeriden belli belirsiz konuşma sesleri gelince Selim tek kaşını kaldırıp bana baktı. Tamam, belli ki bir şeyler konuşuluyordu. Yine de onları bu şekilde bırakmaya içim el vermiyordu işte. Elimi kaldırıp kapıya vuracak gibi hareketlendim ama Selim bir anda bana doğru atılıp, ellerini belime sararak beni içeri doğru yürütmeye başladığında neredeyse çığlık atacaktım. “Ya, ne yapıyorsun?” dedim ama adam beni duymamış gibi içeri doğru sürüklemeye devam etti. Belimden hafifçe kaldırmış, ayaklarımı yere sürerek içeri taşıyordu beni. “Selim bak,” diye sesimi hafifçe yükseltecek oldum ama bir elini belimden çekip ağzıma kapattı ve başıyla arkasında kalan odayı işaret etti. Sesimi yükseltirsem biri duyar korkusuyla ben de sustum. Sessiz bir baş eğmeyle içeri yürüdüm, daha doğrusu onun beni sürümesine izin verdim sayılır. Odadan uzaklaştığımızdaysa hemen kollarından kurtuldum. Ellerim titriyordu ve sinirliydim. Biraz kollarının bana sarılmış olmasından, çoğunlukla da beni buraya sürüklediği için bu haldeydim. Salona girince ondan uzaklaştım ama konuşacağımı anladığı anda uzanıp elimden tuttu ve bu sefer de mutfağa doğru çekiştirdi beni. Artık iyice tepem attığından sonunda hiçbir şeyi umursamadan elini bıraktım. “Ya bez bebek gibi ne savurup duruyorsun beni oradan oraya?” Öfkeyle çıkan kelimelerime eşlik eden kaşlarım çatıldı. Ben ne kadar öfkeli olsam da Selim bana sırıtarak baktı ve gözlerini yüzümün her bir santiminde gezdirdi. Bu bakışlardan sonra biraz huzursuz olunca ona ters ters bakmayı ihmal etmeden, “Ne var?” diye sordum. “Bebek gibisin zaten,” dedi fısıldayarak. Normalde sensin bebek, diye açar ağzımı yumardım gözümü ama Selim’in bana bebek gibisin derken kullandığı ses tonu ve üzerimde gezinen bakışları beni susturdu. Tenimin yanmaya başladığını hissettiğimde yutkundum. “Siz,” dedim ama kelimeler ağzımdan çıkamadan yutkunmak zorunda kaldım. Sonra farklı bir şey söylemeye karar verdim. “Sen de mi sarhoşsun?” Sorduğum soruyla Selim’in gülümsemesi daha da genişledi ve bana doğru bir iki adım atıp çok yakınımda, tam karşımda durdu. “Cık,” dedi dudaklarını minicik aralayarak. “Ben o kadar değilim.” Ali Asaf abim kadar sarhoş olmadığını söylüyordu ama yine de sarhoştu bana göre. Bunu ona da belirtmek ister gibi konuştum. “Ama o kadar olmasan da sarhoşsun,” d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku