MAHİ - I / Sekizinci Bölüm
Yazar: Tuğba Atıcı Coşar

El olduk efendim, velhasıl ziyan olduk, ziyadesiyle. -Turgut Uyar Ben Yine Sana Vurgunum – Ozan Manas Mahinev Yüzüme vuran güneşle gözlerimi araladım. Şaşkın bakışlar eşliğinde etrafıma bakınınca denizin ılık sesi kulaklarıma doldu. İki katlı evin önünde durduğumuzu anladığımda gözlerim kocaman açıldı. Bakışlarımı hemen Murat’a çevirdim. Gözlerimi şaşkınlıkla kırpıştırdım. “Yok artık,” dediğimde Murat kahkaha attı. Murat, “Gerçekten Mahi, harika bir yol arkadaşısın.” Utançtan yanaklarım kızardı. Çocuk kalkmış beni buraya getirmişti ama tüm yol boyunca uyumuştum. “Ben cidden...” dedim ama devamını getiremedim. Murat bu halime bir kez daha güldü. “Dua et karnım aç, sırf yemekler için sesimi çıkarmıyorum,” Kapısını açıp indiğinde ben de hemen arkasından arabadan çıktım. “Valla dün gece geç uyudum, ondan oldu sanırım.” Yaptığım açıklamaya sadece gülümseyerek karşılık verdi. Ben çantamdan anahtarları çıkarırken o da bagajdaki çantaları aldı. İki elini dolduran çantalara baktım. “Murat, birini bana ver istersen,” dediğimde tek kaşını kaldırıp bana baktı. “Ben hallederim Mahi, hadi sen aç kapıyı.” Hızlı adımlarla önünden geçtim ve bahçe kapısından içeri girdim. İki katlı yazlık evin ilk katını çok uzun zamandır kiraya veriyorduk ama üst katı her zaman biz kullanırdık. Şimdi alt kat da boşalmıştı ve anladığım kadarıyla Emine annem uzun süre kiraya vermeyi düşünmüyordu. Murat’ı bekletmemek için üst katın merdivenlerini hızlı adımlarla tırmandım. Kapıyı açıp içeri girdim ve onun da geçmesi için kenara çekildim. Murat, ayakkabılarını çıkarıp elindeki poşetleri direkt mutfağa götürürken, ben de kapıyı kapatıp peşinden ilerledim. Yere bıraktığı çantaları hızla açmaya başladığımda o da bana yardım etti. Buzluğa konması gerekenleri hızlıca yerleştirdim. Masanın üzerinde kalan saklama kaplarına bakınca ikimiz de sırıttık. Sarma, dolma, börek, kızartma… Hem Emine annem hem de Bahar şahane şeyler hazırlamıştı. Murat bir bana bir kaplara bakınca gözlerimi devirdim. “Çantamı odama götüreyim ben, sen de balkon kapılarını aç. Zaten Emine annem buradaydı, her yer tertemiz. Masa falan balkondadır. Sonra da ben masayı hazırlarken sen de içecek bir şey alırsın.” Murat söylediklerimi hevesle onaylarken çantamı alıp mutfaktan çıktım. Odama geldiğimde açılan balkon kapısının sesi kulaklarıma doldu. Çantamdan bir tane toka alıp saçımı gelişigüzel bir şekilde tepeden topladım. Salona girdiğimde Murat dış kapının önündeydi. “İşin yok değil mi? Ben sana sormadan çat diye beni götür dedim. Yetmedi yemeğe falan kal diyorum ama…” Cümlemi bitiremeden araya girdi. “İşim yoktu canım olsa söylerdim. Ayrıca o yemekleri tek başına yemene izin vermezdim de.” “Aman iyi, tek derdin yemek zaten,” derken gitmesini belli etmek ister gibi elimle onu kovaladım. Murat gittiğinde hemen odama girip çantamdan telefonumu aldım ve mutfağa doğru ilerledim. Masayı hazırlamadan önce Emine anneme mesaj atıp eve geldiğimi haber verdim. Benzer mesajı Bahar’a da attım ve telefonu masanın üzerine bıraktığım an çalmaya başladı. Arayanın Bahar olduğunu görünce gülümseyerek telefonu açtım. “Hemen özledin değil mi?” diye sordum. Bahar telaşla, “Ay Mahi,” dediğinde yüzümdeki gülümseme kayboldu. “Ne oldu?” Ayşe ve Kaan geldi direkt aklıma ama Emine annemler akşam gidip konuşacaktı. Yine de erkenden gittiklerini düşünerek olumsuz cevap aldıklarını düşündüm. “Kabul etmedi değil mi huysuz kadın?” dediğimde Bahar’ın sadece nefes sesi geliyordu. “Kim?” dediğinde kaşlarımı çattım. “Bahar, kim olacak Asuman teyze tabii ki!” “Yok ya, ona daha gitmediler ki.” “Kızım o zaman ne bu telaşın!” Kızgın çıkan ses tonumla Bahar da kendine geldi. “Ya ben ne dediğimi biliyor muyum? Ali Asaf abim,” dedi ve o sırada arkadan Seyhan teyzenin sesi geldi. Bahar bana cevap vermek yerine ona soru soran kadınla konuşmaya başladığında yerimde huzursuzca kıpırdandım. Az sonra meraktan geberip gidecektim. Arada birkaç kelimeyi yakalayabildim. Seyhan teyze ne sorduysa Bahar da ne olduğunu anlamadığından, çekip gittiğinden fal…