MAHİ (Mahalle Hikâyesi)

MAHİ - I / Giriş

Yazar:

MAHİ (Mahalle Hikâyesi) - Tuğba Atıcı Coşar kitap kapağı
MAHİ (Mahalle Hikâyesi) kitap kapağı

Günümüz… Ne zaman imkânsızı seversen, İşte o zaman gerçek seversin. - Özdemir Asaf Seni Yazdım – Müslüm Gürses Mahinev Yaşadığımız süre boyunca, dünyada geçirdiğimiz zamanı ne kadar uzun sanıyor, hiç bitmeyecek gibi yaşıyoruz. Ve bu yaşadığımız vakit boyunca, insan sadece bir kere âşık olur derler. Bir kere çok sever. Bir kere tükeniriz. Tek bir kere sizi içten dışa yakan bir aşkı yakalarsınız. Eğer bu tüketen, kavurucu aşkı hayatımızda tutmayı becerirsek, zamanla olgunlaşır, sonunda beklediğimiz huzura kavuşurmuşuz. Bu yüzden tüketen aşklar hep yorar, hep üzermiş. Belki başından beri huzur vermezmiş bu aşk ama sonunda o huzura sevdiğimiz insanla kavuştuğumuzda daha anlamlı gelirmiş her şey. Bunu başaranlar için sonu huzurlu olan mutlu sonlar vardır elbette. Ama ben, beni tüketen bir aşka tutulmuş, onunla geçirdiğim her bir dakikanın kıymetini bilmiştim. Bazen huzuru onun kokusunda, teninin sıcaklığında ve nefesinde bulmuştum. Çoğu zaman yıpranmadım diye yalan söyleyip inkâr edemem ama yine de onun yanında olduğum her bir dakikadan aldığım zevk için tüm çabalarıma değerdi. Ben hep onu hayatımda tutmayı; bu aşkı, vereceğim son nefese kadar sürdüreceğime inanırdım. Evet, aşkı belki hâlâ benimleydi ama maalesef beklediğim huzura kavuşan âşıklardan değildim ben, olamamıştım… Elimde tuttuğum kitaba odaklanmak için düşüncelerimden sıyrıldım. Buraya geldiğim günden beri aklım sürekli eski zamanlara kayıp duruyordu. Bunun sebebi tabii ki belli bir kişiydi. Buraya gelirken, yeniden buraya dönerken, başıma gelecekleri göze almıştım. Yine de düşünmekle uygulamak aynı şey değildi. Odamın camından içeri giren müzik sesini daha fazla görmezden gelmem imkânsızdı. Rahatsız edici boyutta değildi ama ben buradayım dercesine zihnimi meşgul ediyordu ve istesem de görmezden gelemiyordum. Elimde duran kitapta okuduğum sayfayı işaretledim ve kitabı kapatıp tekli koltuğun yanında duran sehpanın üzerine bıraktım. Kıvırıp oturduğum bacaklarım sanki ihanet eder gibi benden bağımsız hareket edip kıpırdandılar. Bacaklarımı koltuktan aşağı sallandırdım ama kalkıp adım atmak istemiyordum. Yine de bir yanım -güçsüz yanım- adımlarımı hızlandırıp camın önüne ilerlememi istiyordu. Bu kadar güçsüz olmaktan nefret ediyordum. Hâlâ ona karşı bu şekilde tepki veriyor olmak, kendi kendime ihanet ediyormuş gibi hissettiriyordu. Ama işte, zihnimin kuytu köşelerine sinmiş, saklanan minik bir ses rahatsız edercesine dürtüyordu beni. Ufak ufak yer etmek ister gibi beynimi tırmalayıp kendine rahat bir boşluk açıyordu. Sonunda daha fazla direnemedim. Yerimden kalktım ve geniş camın önüne doğru ilerledim. İnce perdenin ardından onun evinin bahçesini net olarak görüyordum. Derin, sakinleştirici bir nefes aldım. Perdeyi kenarından hafifçe araladım ve o, net bir şekilde karşımda belirdi. Bahçeye ufak bir masa kurulmuştu. O ve arkadaşları, önlerinde yanan ateşin etrafında oturmuşlardı. Ateşin ışığı ortamı aydınlatmış, onun yüzüne vuruyordu. Dans eder gibi hareket eden ateş onun yüzüne bakmam için zorluyordu beni. Hava serindi ama hepsi ortamın ısısından memnun gibiydiler. Kafamı kaldırıp baktım. Oradaydı… Tam karşımda… Etrafında onunla birlikte üç kişi daha vardı. Kim olduklarını biliyordum. Buraya döndüğüm zaman tanışmıştık. Geldiğimden beri birkaç sefer bu sahneye şahit olmuştum. Bazı geceler o ve birlikte çalıştığı arkadaşları bir araya gelip aynı masayı kuruyorlardı. Çoğu zaman daha kalabalık olurlardı. Mahalleden, benim de tanıdığım birkaç samimi arkadaşımız da katılırdı. Ama bugün sadece dört kişiydiler. Gözlerim onun hareketlerini yakalarken sadece izledim. Onun, elinde tuttuğu rakı bardağını kaldırıp başını geriye atarak tek seferde içmesini izledim. Boynunun hareket edişinden, neredeyse akıp giden sıvının tadını alabilirmişim gibi hissetmiştim. Yanında oturan arkadaşı hemen bardağını yenilemek için hareket etti. Rakı şişesine uzanıp aldı ve boşalan bardakları doldurdu. Bir diğeri onun bardağının içine birkaç tane buz attı ve o da ardından üzerine biraz su ekledi. Aynı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku