MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 3.2🕊️

Yazar:

MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı
MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı

NEVA (01/GRİ) Şekerli şeftali tabağından dolu bir kaşık aldığım bir gündü. Sanırım bahar yeni gelmişti çünkü malikânenin boydan boya camla kaplı mutfak duvarından uçuşan çiçekleri hatırlıyor gibiyim. Kolsuz elbisem, ne sıcak ne serin havaya uyumluydu. Ağzımı şapırdatarak şekerli şeftalimi yiyordum. Annem zift gibi kahvesini yudumlayarak kitabını okuyordu. Handan teyze bana gülümsedi ve uzun süredir mutfaktaki tek ses olan ağız şıpırtıma yenisini ekleyerek konuştu; "Neva, geçen gün atölyede gölün kenarında iki tavşanın resmedildiği bir tablo gördüm. Senin miydi?" Annem bir saniyeliğine gözünü Handan teyzeye kaydırıp tekrar kitabına döndü. Ben ise sulu şeftaliyi ağzımda döndürmekte zorlansam da heyecanla sandalyenin üstüne çıktım. Ağzımdan süzülen şekerli yapışkan sıvıyı görmezden geldim. "Evet! Nereden anladın? Beğendin mi?" Küçük bir kıkırdamayla beni sandalyeye tekrar oturttu. Çok sıcak bir gülümsemesi vardı. O kadar mutlu olmuştum ki beğenmese bile fark etmiş olması günümün güzelleşmesi için kâfiydi. "Göle gittiğimizde o tavşanları baya sevmiştin. Eve götürmek için ısrar etmiştin. Ama onlar kaçıp gitmişti. Sen yine de onları resmedebilmişsin." Yanaklarım kızardı. O tablo benim ilk kez bakmadan sadece hayal ederek resmettiğim tabloydu. Handan teyze bu kadar detaylı bir gözlemi nasıl yapmıştı? Annem bile fark etmemişti. Hoş, annem zaten ruhu vücuduna uğramayan bir cesetten farksızdı. Çocuktum ya işte, mutlulukla mutfakta koşmaya başladım. Handan teyze düşmeyeyim diye arkamdan koştu ve onun beni yakalamasına izin vererek beline sarıldım. O an şaşkınlıkla durakladı, tereddütle eli bir ileri bir geri gitti. Sonunda yumuşakça kıvırcık saçlarımla buluştu. "Aferin sana..." Neredeyse fısıltıyla söylenmiş bu iki kelime, şu an hâlâ yazarken gözlerimi doldurmaya yetecek iki kelimeydi. Belki de yaşadığım o kadar travmatik ve kötü anıya rağmen hala resim yapmaya devam etmemin tek sebebi bu iki kelimeydi. "Yaaa! Ben resim yapmaya gidiyorum!" Diyerek bağırarak ve koşturarak mutfaktan coşkuyla çıktım. Koridordaki karoları seke seke geçtim ve atölyenin kapısına geldiğimde soğuk metalden yapılma kapının koluna asıldım. Yok! Açılmadı! Heyecandan atölye odasının anahtarını annemde unuttuğumun aydınlanmasını yaşayarak neşeyle gerisin geri mutfağa döndüm. Döndüm dönmesine de... Annemin Handan teyzeyi azarladığını işittiğimde bulunduğum yere mıhlandım. Kapının arkasında gizlice konuşmalarını dinlerken yüzümdeki neşe gelincik çiçeği gibi narince soluvermişti. "Sana fikrini belirt diyen mi oldu?" Handan teyze kekeleyip konuşmaya çalışsa da annem izin vermedi. "Neva henüz çok acemi. Sanattan anlamadan, teknik bile bilmeden yorum yaparak onun gevşemesine sebep olacaksın. Onu gereksiz yere şımartamazsın." Handan teyze taktığı mutfak önlüğünü elleriyle sıkıştırdı. Çok şey demek istiyor ama yutuyor gibiydi. "Ben de bir anneyim Züleyha Hanım ve çocukların takdir edilmesinin onları şımartacağını düşünmüyorum." Annem öfkeyle okuduğu kitabı bırakıp tek eliyle masadan destek alarak hışımla ayağa kalktı. Annemin ruhsuz halinin yanına eklense eklense gaddar ruh hali eklenirdi ki bu yüzünü kimse görmek istemezdi. "Şimdi de benim anneliğimi mi yargılıyorsun? Sen kimsin? Buraya nasıl geldiğini unutmuş gibisin. Evet, senin çocuğun cin ali resmi çizdiğinde de "aferin sana" diyorsundur kesin! Bizim dünyamızda ayakta kalabilmek için övgülere yaslanmak değil, eleştirilere göğüs gerebilmek gerekir. Benim kızım senin çocuğun gibi okul panosunda sergilensin diye değil dünyaya ismini duyursun diye resim çiziyor. Kendi çocuğunla karıştırma! Hele de Neva'yı sahipleniyormuş gibi yapmayı kes! Ben hepinizin ciğerini biliyorum! Hepinizin gerçek niyetini de!" Handan teyze iki adım geri giderek pamuk beyazı elleriyle eşarbını göğsünün üstünde topladı. Onun titrediğini bu mesafeden görebiliyordum. "Tövbeler olsun! Benim tek niyetim Neva'yı mutlu etmek." "Yani yalancı olduğunu kabul ediyorsun. Hepinizi biliyorum, amaçlarınızı gerçekleştiremeyeceksiniz!" Daha fazla dinleyemedim, göğs…

Bölümün tamamını WritePad'de oku