MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 3.1🕊️

Yazar:

MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı
MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı

"Arkanda dağ olması gerekenlerin sırtında kambur oluşunu unutamazsın." *** NEVA (01/Gri) Hayatımın alt üst olmadan önce de pek sağlıklı bir yaşantım olmadığını biliyorum ama yine de olanlardan önce ben kimdim, neler yaşamıştım biraz anlatmak istiyorum. Domino etkisine sebep olan her bir olay aslında kaderimi tamamen değiştirecekti. Şimdiden oldukça uzun yazacağımın uyarısını veriyorum; nadiren ana kişiliğim bilincime uğradığı için uğramışken uzun uzun yazacağım. Saçlarımı kesmezdim, anneme benzemek beni mutlu ederdi. Çünkü küçükken annem saçımı tararken bir an elleri taramaya ara verdi. O an aynadaki yansımasında hafifçe tebessüm ettiğini yakalamıştım. "Saçların benimki gibi kıvırcık ve inatçı." (Züleyha Karçin) Annem gülümsemezdi, o hep mutsuz bir kadındı. Sanırım annemi mutsuz eden bendim. Çünkü çok eski siyah beyaz fotoğraflarda annem gülümsüyordu. Annem olduğuna inanamadığım kadar genç ve yaşam doluydu oradaki yüz. Demek ki 'ben onun mutluluğunu çaldım' diye düşündüm her zaman. Doğmasaydım annem hep gülümser miydi? Anneme benzemeye çalışarak onu mutlu edeceğimi sanırdım. Dedim ya bir kere ona benzediğimi düşündüğü için gülümser gibi olmuştu. Ona kahkaha attırmak istiyordum. Bu kendimden vazgeçip ona dönüşmemi gerektirse bile. Neyse ki annemin genetiğinden resim yeteneğini kapmıştım. Ama yeterli değildi. Annem tablolarını hiç bakmadan hayal dünyasında özgünce resmedebilirken ben sadece bakarak çizebiliyordum ve bakarak çizmeme rağmen hâlâ çok çirkin görünüyorlardı gözüme. Ben sadece aptal bir hırsızdım, kopyacıydım. Kendimi dolandırıcı gibi hissediyordum. Yine de annemi kopyalama dürtüme mâni olamıyordum. Henüz çok küçükken, yalvar yakar ısrarlarımla, annemin sergilerinin birinde benim bir resmimi sergilemeye ikna etmiştim. Tüm gün kendi tablomun yanında pembe puantiyeli beyaz elbisemle ve kıvırcık saçlarımın arasında kaybolan pembe fiyonk tokamla ayakta beklemiştim. Tablomu satın almak isteyen ya da övgüyle bahseden birilerini görmek için can atıyordum. Sergi her zamanki gibi kalabalık, yetişkin kahkahalarına karışan çello sesleri, annemin sevdiği lotus tütsünün belirgin kokusu eşliğinde olağan akışındaydı. Birbirinden şık giyimli amcalar ve teyzeler bana gülümseyip saçımı okşasalar da kimse tabloma uzun süre bakmadı bile. Jelatini süslü bayramlık şekeri gibi orada dikilen bana bir süre bakıp; "Züleyha Hanımın kızı mı? Sanırım öyle baksana annesiyle aynı giyinmiş." Diyerek yanımdan bazen gülümseyerek bazen de görmezden gelerek geçip gidiyorlardı. Annemle aynı kıyafeti giymek yine benim başımın altından çıkan bir fikirdi. Annem her zamanki gibi ruhu yokmuş gibi bana bakmış babam ise "Aferin, orada uslu dur" diyerek beni geçiştirmiş, yoğun iş görüşmelerine geri dönüş yapmıştı. Babam ayrı bir konu ondan sonra bahsedeceğim. Annemden daha başarılı, güzel, ilgi odağı olmak istemiyordum. Onun kadar olabilsem yeterdi. Ama bu hiç olmadı. Her zaman annemin gerisinde kaldım, görmezden gelindim. O gün sergide olduğu gibi... Babam serginin sonuna doğru "ideal eş" gösterisini sergileyebilmek için uzun beyaz sütunların olduğu sergi girişinden içeri girebilmişti. Uzaktan "ulaşılmaz, karizmatik, harika bir erkek" görüntüsü verdiğinden tüm dikkat anında babama kaydı. Benim ise minik ayaklarım ayakkabıların içinde terden adeta buruşmuş ve zonkluyorlardı. Her çocuk gibi 'babacııımm!' diyerek koşup sarılmak isterdim ama o yine kameralara poz vermekle meşguldü. Acaba muhabir falan mı olsaydım belki babam bana gülümserdi... Gülümsemeyle kafayı bozmuş bu kız diyebilirsiniz, evet bozdum! Küçüklüğüm soytarı gibi dolanıp birilerini güldürmeye çalışmaktan ibaretti. Herkesi güldürmek isteyen birisiydim lakin gel gör ki tüm vesikalıklarımda somurtuyorum. Dikkat çekmek istiyordum. Evimizdeki çalışanların bile dikkatini çekmek istiyordum! Annemin pahalı elbiselerini giyip beceriksizce makyaj malzemeleriyle yüzümü palyaçoya çevirdiğim gün olduğu gibi! Annemin taklidini yaparak malikânede gezdiğimde aynı korkunç suratları görmüştüm. Hizmetçiler panikle be…

Bölümün tamamını WritePad'de oku