MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 2.2🕊️

Yazar:

MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı
MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı

FATİH Yataktan düşmeden önce hızla onu yakaladım demek isterdim ama yerle kavuşması ben bir adım bile atamadan gerçekleşmişti. "Hop!" Neyse ki yorganla beraber yuvarlandığından düşüşü hafifletmiş olduğunu tahmin ederek yanına, yere tek dizimi koyarak çömeldim. Yorganı bilerek yüzüne çektiğinde anladım ki bu dünkü Neva değildi. Onu korkutarak tekrar tetiklenmesini istemediğim için aramızdaki mesafeye sadık kaldım. Sesimi nötr bir ifadede tutarak kendimi tanıttım. "Neva Hanım, ben Fatih, yeni kişisel korumanız. Lütfen korkmayın." Yorgan hafifçe aşağı indiğinde elma gibi yanakları ve kıvırcık karamel rengi saçları elektriklenerek ortaya çıktı. O an yüz ifademi sabit tutmakta zorlandım. Doktor, karakterleri arasında yaş, yetenek hatta cinsiyet farklılığı bile olabileceğini söylemişti. Şükür ki iki karakteri de kadındı! Ama bu hali sanki biraz daha çocuksu ve kırılgandı... "Hakan'a ne oldu?" Dudakları kurumuştu. Rengi solgun pembe bir gülü anımsatıyordu. Gözleri sorduğu sorunun cevabını duyunca pişman olacağına emin bir tutumla sıkıca kapandı. "Artık aramızda değil..." Diye bilerek iki anlama da gelebilecek bir cümle kurarak onun tepkisini ölçmeye niyetlendim. Cevabımı işitince yorganların arasından zıplayarak ve elleriyle ağzını sıkı sıkıya kapatarak çıktı. Derinden gelen çığlığını bastırmaya ateşten yanmış gibi salladığı elleri yetemedi. Telaşlı ve dehşetle odayı turlamaya başladı. "Katil mi oldum? O kadar mı ileri gittin Neva! Günlüğüm! GÜNLÜĞÜM!" Tökezleyerek ayağına dolanan yorganı tekmeledi. Neredeyse emekleyerek çalışma masasına uzandığında günlüğü ile arasına girdim. Yanıp sönen kulaklığımdan gelen bir anonsa dikkatimi vermeden Neva'nın masaya uzanan eline elimi uzattım. "Katil olmadın...bundan sonra da böyle bir şey ihtimal dışı olacak." Vücudu biraz gevşedi. Uzattığım eli tutmadan, emekleme pozisyonundan iki dizi üzerine tedirgince oturdu. Dağınık saçlarını tek omzunun üstünde toplayarak sıktığında, çalışma masasındaki sandalyeyi, tekerleklerinin çıkardığı ses eşliğinde kendime çekip ters bir şekilde oturdum. Kollarımı sandalyenin üstüne, çenemi de kollarımın üstüne yerleştirdim. Beni incelememeye çalıştığını ama merak ettiğini hissedebiliyordum. Pamuk prensesimizin içinde dikenleri sakladığını, Neva'nın pamuk şekerin altında gizlenmiş olduğunu biliyordum. Bunun hayalini kurmak bile pamuk şekerin yanık kokusunu burnuma getirdi. Yanmış şeker kokusu...ve meydana çıkan yemyeşil sivri dikenler...ucunda kurumuş kan kalıntıları. "Bugün...sergi vardı?" Gözleri masanın üstündeki takvime takılı kalmıştı. Sessiz sorusuyla bulunduğum ana geldim. Başımı kaldırarak pencereden hızlanmaya başlayan yağmuru seyretmeye başladım. Hafif açık pencere, beyaz tül perdeyi ıslatıp ağırlaştırmıştı. "Var-dı...Katılamadığın için üzgün müsün?" Yüzü çok hüzünlüydü, sanki bu servete sahip hiç olmamış, hayatı zorluklarla geçmiş bir insan gibi yüzüne bir olgunluk oturmuştu. Çocuksu masum tavırlarına tezat oluşturuyordu. Ayağa kalkıp rahatsızca eliyle yakasını kapattı. "Günlüğümü okudun mu?" Sorusu biraz suçlu hissettirdi çünkü günlüğü onun mahrem alanıydı ve onu karıştırmıştım. Belki de ona ait olan tek şey düşünceleriydi... Dudaklarımı birbirine bastırarak "Özür dilerim...Sadece son sayfayı..." dedim. Özrümü beklemiyor olmalı ki gözlerinin yüzüme saniyelik dokunuşunu, tenimde hafif gıdıklayan bir tüy gibi hissettim. Suçlulukla uzandığı günlüğüne bakamayarak başımı çevirdim. Sayfalarını çevirdiğini ve son sayfada duraklayıp yumuşakça kapattığını da sadece duyduğum seslerden sezinlemiştim. Boğazımı temizledim; "Duyduğuma göre ne zaman sergi lansmanı olsa olay çıkıyormuş-" "Önemli..." Diyerek sözümü hızla kesti. "Hah?" Anlamadan ona baktım. O ise yüzündeki o mahsun hüzne yaralı bir ciddiyet ekleyerek devam etti. "Önemli diyorum, ben uyurken odama girmen, odamı karıştırman ve günlüğüme dokunman...Bunlar saygısızca..." Kamburum anında dikleşti ve dudaklarım hafifçe aralandı. Şu an karşısında sandalyeye ters bir şekilde bu kadar rahat oturmam bile beni içten…

Bölümün tamamını WritePad'de oku