MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 1🕊️

Yazar:

MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı
MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı

Bölüm görselleri

MAHFİ MAHFUZ - 🕊️BÖLÜM 1🕊️ bölüm görseli 1
MAHFİ MAHFUZ - 🕊️BÖLÜM 1🕊️ bölüm görseli 1

“Işığıma gelenle değil, “karanlığımdan” kaçmayanla…” FATİH “Efendim, beni yurtdışına gönderin, kirli işleriniz için kullanın…Hatta bir gorille bile dövüştürebilirsiniz. Ama bana bu görevi vermeyin.” Cemil Bey’in benden bu isteğini hiç beklemiyordum desem yalan söylemiş olurdum. Çünkü yayılan dedikodular sebebiyle Safir’e görevlendirilenlerin, “Until Dawn” oyununu aratmayacak şekilde ortadan kaybolduğunu öğrenmiştim. Ama sıranın bana bu kadar çabuk geleceğini düşünmüyordum. Gardiyanlık sırasının. “Ben de senin bu görevi yapmanı istemiyorum, Fatih. Ama doktorun söylediklerini sen de duydun. Ayrıca güvendiğim başka bir adam da kalmadı.” Sıkıntısı yüz ifadesinden o kadar belli oluyordu ki villa genişliğindeki zırhlı aracın içine dahi sığamıyordu. Şimdi, benden on yedinci olmamı bekliyordu. On yedinci gardiyan. Biricik kızı Neva’yı tüm gözlerden saklamak için hapsettiği malikânenin özel gardiyanı. Safir malikânesinin on yedinci kurbanı... Gardiyan olarak seçilmemin Cemil Bey’in bana güvenmemesinden mi yoksa aksine çok güvenip son kozu olarak beni kullanmasından mı olduğuna karar veremiyordum. Emin olduğum bir şey varsa, Neva’yı hapsetmesinin tek sebebi kendi imajını korumaktı. Cemil Karçin; Türkiye’nin en önemli yazılım şirketinin sahibi, milyarder ünlü iş adamı… İmaj ve statü, onun dünyasında her şeyden önce gelirdi. “Bundan sonra tek görevin kızımı korumak olacak.” Araç Safir’in dış kapısındaki güvenlik sınırına yaklaşmıştı. Yakınından bile geçmemin yasak olduğu bu 190 dönümlük arazi ağaçlarla kamufle edilerek gizlenmişti. Sırlarla dolu malikâneye seneler sonra şimdi, neredeyse “padişah emriyle” getirtilmiştim. Gergin bir şekilde iç çektim. “Kızınız dışarı bile çıkmıyorken, onu tam olarak kimden korumamı istiyorsunuz?” Yüzündeki kaslar huzursuz bir şekilde seğirdi. Bileğindeki saati kontrol ederek kayışını düzeltti. “Onu kendisinden koruyacaksın.” Sıcacık araçtan ayaza doğru bedenimi kaydırdım. Tüm karanlık sırları bünyesinde saklayan o devasa malikâneye, Safir’e doğru yürümeye başladık. Bana seçme hakkı sunulmamıştı. Bu bir emirdi ve uymam gerekiyordu. Çünkü ben Karçin ailesinin sadık gölgesiydim: Fatih Çetiner. On yedinci koruma olarak, bu aileye hizmetimin tam on yedinci yılıydı. Çocukluğumdan beri Cemil Bey’in himayesinde, bir bıçak keskinliğinde yetiştirilmiştim. Benim dünyamda duygulara yer yoktu. Tek görevim emirleri harfi harfine yerine getirmekti. Malikânenin ağır siyah demir kapısı, sanki bir tüy hafifliğindeymiş gibi içeriden açıldı. İçeri girerken ceketimin düğmelerini sıktım. Yağmur, Ankara’nın o gri ve ruhsuz akşamında, sanki her şeyi yıkamak değil de daha çok kirletmek istiyormuş gibi yağıyordu. Tavan göremeyeceğim kadar yukarıda, avize ise üstüme düşecek ağırlıkta tehditkârdı. Karçin ailesinin servetleri arsasındaki bu malikâneye daha önce geldiğimde kaç yaşındaydım tam kestiremiyorum. O zaman da şu an olduğu gibi gerilim yüklü bir havaya hakimdi. Çalışanlar her an diken üstünde ve bir felaketi önleme refleksiyle gergindi. Malikânenin ana salonuna girdiğimizde "Fatih," dedi Cemil Bey. O, bir zamanlar çocukluğumun kahramanı sandığım narsisist devdi. "Emredersiniz efendim," dedim, sesimdeki her türlü duyguyu öldürerek. "Kızım yukarıda. Yine o... 'fazlarından' birinde. Odadaki her şeyi parçalamış. Onu sakinleştirmeni değil, sadece odasında tutmanı istiyorum. Yarın sabah önemli bir sergi lansmanımız var. Basın orada olacak. Tek bir morluk, tek bir saçma sapan hareket istemiyorum. Anlıyor musun beni?" "Anlıyorum." "Güzel. Onu bir eşya gibi düşün, Fatih. Kırılmaması gereken, ama sergilenmesi de şart olan antika bir vazo gibi. Arıza çıkarırsa müdahale et ama sakın ona dokunma. Diğerleri bu hatayı çoktan yaptı." Gözleri salonun giriş kapısında sıralanmış bir örnek giyinmiş korumalara kaydı. Aralarından benden önce görevlendirilen korumayla göz göze geldik. Hakan, benden bir yaş genç olsa da fiziksel dayanıklılık bakımından benden çok daha kendini geliştirmiş meslektaşımdı. Burnunun Neva’nın fırlattığı mermer şamdan sebeb…

Bölümün tamamını WritePad'de oku