MAHFİ MAHFUZ

🕊️BÖLÜM 5.2🕊️

Yazar:

MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı
MAHFİ MAHFUZ – Nisa Nur Cingitaş kitap kapağı

Neva (03-Siyah) Korku hissim her zaman öfkeye dönüşür. Korktuğum için önce kendime sonra da çevreme hiddetlenirim. Öfke benim diğer tüm duyguları koruduğum bir bariyerim. Görülmek, duyulmak ve en çok da 'ben buradayım' diyebilmek için. Var olduğumu en çok böyle hissedebiliyorum. Bana karşı bakışları yargılayıcı, tırsmış, iğreti olsa bile beni fark etmelerini sağlıyorum. Bu beni hafife almamalarını hep tetikte kalmalarını sağlıyor. Gelen gardiyanları bezdirip göndermek benim işim. Bekçi köpeği gibi başıma dikilen, beni kısıtlayan hiç kimseye izin veremem. Bir gün ev dedikleri bu camdan fanusu kırıp çıkacağım ve özgürlüğümü ilan edeceğim. Nereye gideceğim bilmiyorum, neredeyim bilmiyorum. Belirsizlikler ve şüpheler bir otursun... Kaçınılmaz olarak beni kabul etmek zorunda kaldıkları o günü bekliyorum. 'Tamam sen busun!' diye pes ettikleri o zamanı bekliyorum. O zamana kadar onların annesinden emdikleri sütü burunlarından getireceğim! Böylelikle tam 16 gardiyanı başarıyla defettiğimde yüzümdeki vatan gülüşü uzun sürmedi. Çünkü bu sefer gerçekten dişli bir rakip göndermişlerdi. 17! Bu adam beni tanıyordu, sanki zihnimin içini görebiliyordu. Emir Hoca'nın en iyi öğrencisi olduğu bir blöf müydü bilmiyorum ama dövüş eğitimlerini babama tavır olması için bırakmam her zaman içimde yarım kalmış bir hayaldi. 17'nin beni yarım bıraktığım eğitimlerimle vurması resmen bel altıydı! Neymiş! 'Bırakmasaymışım, bir şansım olurmuşmuş!' Bak sen ukala köpekçiğe! Gaza getirmeye çalışıyor, başarıyor da! Sadece sözleriyle kafamı allak bullak etti ve boşluğuma denk geldi. Kendini bir şey zannetmesine izin veremem. Ne demişler; 'Zoru başarırım ama imkânsız biraz zaman alır.' Öyle ya da böyle bu malikâneden gittiği gün arkandan su bile dökeceğim bu da yeminim olsun! Şimdi karşımda durmuş, dağıttığım odaya göz gezdiriyordu. Bugün seni buradan göndereceğim ve baş edemeyeceğin şeylere girişmemen gerektiğini öğreteceğim. Tavşanımı üzmek gibi aptalca bir şeye giriştiğine pişman olduğunu görmeyi zevkle bekliyorum. "Rövanşa hazır mısın 17? Yoksa alçakça hile yaparak oynamayı sürdürecek misin?" Çenesi kasıldı. Konuşmadan önce kelimeleri teker teker seçtiğini uzun süren sessizliğinden anladım. Aferin benimle etkileşime geçmeden önce defalarca kez düşün, hafife alma... "Buraya dövüşmeye gelmedim" Ne boş bir yalandı bu, vücut dili hiç de dövüşmek istemiyor gibi değildi. Yayında gerilmiş ve fırlamayı bekleyen bir oktan farksızdı. Bana doğru temkinli bir adım attığında masadan elime geçirdiğim vazoyu fırlattım. Fırlatacak bir şey bulmakta zorlanıyordum çünkü daha o gelmeden dikkatini çekebilmek için odayı dağıtmıştım; 'Bakın ben tehlikenin göbek adıyım.' Vazodan kaçınarak arkasındaki duvarında parçalanmasını izledim. Derin bir nefes alarak yüzünü ovuşturdu. Bense ikazımı megafondan duyururcasına bağırdım; "Yaklaşma dedim!" "Peki öyleyse rövanşı nasıl gerçekleştireceğiz söylesene!" Bak yine yapıyor, beni kışkırtıyor. "Yakınlaşırsam seni alacağımı biliyorsun değil mi?" Suratındaki silik gülüşü tamamen ortadan yok etmek istememe sebep olan bir ses tonuyla konuşmuştu. Uzak mesafeden şansım daha yüksekti evet. Ama yakın mesafede de bir kere gardımı indirdim diye hep kaybedeceğim anlamına gelmiyor bu! "Kes! Neva'yı ağlattın! Şimdi kim bebek gibi ağlayacak göreceksin!" En yakınımda duran ağır kristal kül tablasını ona doğru fırlattım. Yine ıskaladığımda yumruklarım kas katı kesildi. Fatih'in yüzünde en ufak bir duygu kırıntısı yoktu. Sadece her zamanki gibi sinir bozucu buz gibi bakışlar. "Iska," dedi Fatih, sesi buz gibiydi. "Bir dahaki sefere daha ağır bir şey dene. Belki o zaman nabzım hızlanır." Harika! Şimdi beni çıldırtmayı başardı. Vücudum resmen onun soluğunu kesmek istiyordu. Ellerimin arasında can verse güzel bir son olurdu. "Senin o duygusuz suratını dağıtana kadar durmayacağım!" Diyerek üzerine atıldım. Ancak yerdeki parçalanmış kitaplara bastığımda dengem bozuldu. Düşmemek için yanındaki ince uzun, cam vitrine tutunmaya çalıştım ama vitrin zaten az önceki öfke…

Bölümün tamamını WritePad'de oku