MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ

ÖLÜMLÜ UMUTLAR

Yazar:

MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ - Şeydanur İpek kitap kapağı
MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ kitap kapağı

Bölüm şarkısı: Taylor Swift / Midnight Rain Keyifli okumalar dilerim canlarım, oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın 🤍 ❄️ Bölüm 6: Ölümlü Umutlar Ruhlardan seçkin olanları geceleri yaşamayı sever. Ruhlardan kusurlu olanları geceleri kaçar, gündüzleri yaşamaya çalışır. Fırtına kusurlu ruhumun üzerinde bütün gazabıyla gürledi. Her şeyi tetikleyen bir damar kesildiğinde oluk oluk kanayan geçmiş beni kara elleriyle siyaha boyadığında uyanmak her şeyden zordu. Kafasının içinde kendisi için boy boy intihar ipleri taşıyan bir kadının dans eden bedeninin yaşadığını düşünmek trajikomik bir yanlış anlamaydı. Kanatları kırık bir kuğunun ayakları parçalanmış, ne uçabilmiş ne de suya girebilmiş. Ölüm onu gece uykularında ziyaret edermiş, onu ne alırmış ne de yanına uğramayı bırakırmış. Tam da bu yüzden, hayatın kendisi bir işkenceye dönüşmüş ancak yaşamak siyah kuğunun aynaya baktığında başardığı tek şeymiş. Ölümün gölgesini kaldıran güneş, tenimdeki izleri aydınlatırken sızlayan gözlerimi cama çevirdim. Ben geceleri yaşayamazdım ama gündüzlere de düşmandım. Tenimdeki bu izleri parlatan güneşi sevmediğim için suçlu muydum? "Tatyana." Odanın kapısı hızla açıldığında kaçamayacağımı biliyordum, insan hayattan kaçamazdı. Ne de olsa her daim devam edebilen yalnızca oydu. "Derse geç kalıyoruz." Bakışlarımı ona çevirdiğimde benden önce yataktan çıktığı ilk sabah olduğu için onu tebrik etmeyi düşündüm ancak içimde hiç muzip parça bulamadım. Yorgundum, gece boyunca hiç uyumamış, Tanrı'dan çaresizce umut dilenen birisi gibi güneşin doğmasını beklemiştim. "Tatyana," dedi bana doğru sokulduğunda. Elini alnıma koydu, ateşime baktı. "Sen iyi misin? Korkunç görünüyorsun." "Dün gece pek uyuyamadım," diye itiraf ettim ama cümlenin arkasını tamamlayacak olan sebepleri kendime sakladım. "Kalkıp hazırlanırım şimdi." "Emin misin?" Örtüyü üzerimden ittim. "Eminim." Kalkıp banyoya yürürken sızlayan kollarımı görmezden gelmeye çalıştım. Tırnaklarımın dibindeki kanı gece karanlığında silmiştim. Bazen kendi zayıflığımdan utanıp ağlardım, en çok da tırnaklarımdaki kanları temizlerken ağlardım. Çünkü kanın rengi zayıflığımın altını kırmızı kalemle çizerdi. Elimi yüzümü yıkarken aynaya bakınmaktan kaçındım, döndüğümde odada kimse yoktu. Yine de kapıyı kilitledim ve üzerimdeki kazağı çıkartıp boy aynasının karşısına geçtim. Kollarımdaki morlukları, bir kalemle çizilmiş gibi omuzlarımdan dirseklerime uzanan tırnak izlerine baktım. Korkunç bir gecenin ardından ruhumun çığlıklarının aciz bir portesiydi bu izler. Derin bir nefes aldıktan sonra dolaba yürüdüm, uzun kollu bir badi çıkartıp mayomun üzerine giydim, dolapta bir tane bile kısa kollu eşyamın olmaması durumun ne kadar kötü olduğunu anlatmak için yeterliydi. Dalgın bir şekilde elimde geçenleri giydim ve çantamı alıp odadan çıktım. Akademiye doğru yürürken hava her zamanki gibi soğuktu, eylül bitiyordu, bu da demekti ki kar yakında yağmaya başlardı. Buraya dair en çok sevdiğim şeylerden birisi kardı. İçeri girdiğimizde alışkın olduğumuz yoğunluk bizi karşıladı. Victoria ortalıkta görünmüyordu ama çalışma programı bize teslim edilmişti, çalışmalara başlamak ya da alıştırma yapmak için ona ihtiyacımız yoktu. Salonun olduğu kata ulaştığımızda salonun karşısındaki toplantı odasının kapısının açık olduğunu gördüm. Önünde pek çok takım elbiseli kadın ve erkek vardı. Bazılarını ilk görüşte tanıdım, sponsorlar ve ortaklar buradaydı. Bu bale okulu, pek çok yüksek cemiyetten kişinin yardım yaptığı ya da kendisini bir sanat düşkünü olarak göstermek için kullandığı bir yerdi. Başkalarının ucuz şovlarının parçası olmak canımı sıkıyor olsa da en prestijli bale okulunu bırakıp gitmeyecek kadar çok seviyordum. "Bugün kurul toplanacakmış," dedi Anna. "Anastasia'nın yaptıklarını tartışıp cezasına karar verilecek." Salona girerken başını salladım. Dmitry çoktan gelmişti, bir şekilde en erken gelen olmayı başarıyordu ama Moses ortalıkta yoktu. Onu görmemek içime su serpti. Bir yanım onu yanlış anladığım için kendinden utanıyordu, diğ…

Bölümün tamamını WritePad'de oku