MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ

EN KARANLIK GECE

Yazar:

MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ - Şeydanur İpek kitap kapağı
MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ kitap kapağı

Merhaba! Herkese iyi akşamlar! Bildiğiniz üzere, ben her zaman heyecanlı bölümleri seven bir yazar olmuşumdur. Bu yüzden bu heyecanlı bölümlerde okurlarımın tepkilerini izlemeye bayılırım. Ben yeni bölümü yazarken sizler de benimle düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayın. Oy konusunda sınır koymaktan hoşlanmıyorum, bu yüzden yapmayacağım ama sizler de oy ve yorum yapmayı unutmayın. Tepkilerinizi heyecanla bekliyordum. Şöyle bin kadar yorum beni çok mutlu ederdi. Keyifli okumalar dilerim. Bölüm şarkısı: Taylor Swift - How's afraid little old me? ❄️ Bölüm 48: En Karanlık Gece Dileklerimin her birinin aslında sadece sönmüş mumlardan ibaret olduğunu fark etmiştim. Tıpkı uzayın karanlığında solup giden yıldızlar gibi... Sönen ışıklara ve ölen yıldızlara bel bağlamıştık. Şimdi olduğum bu yer, çölden beterdi. Kulağımda bir uğultu vardı, kendimi iyi hissetmiyordum. Gözlerimi aralamayı başardığımda çevremin kalabalık olduğunu fark ettim. Sofya'nın yüzünün yanında büyükannemim endişeli suratı vardı. Sesini duyamasam da Polina'nın bir şeyler söylediğini ve babamı sakinleştirmeye çalıştığını görebiliyordum. Bütün yüzlere baktım. Vasili, Chole, Galina... Ama aradığım yüz burada değildi. Anılar çöken bir tavan gibi birden yüklediğinde açtığım gözlerimi yaşlar doldurdu. "Victor," diye fısıldadım. "Victor nerede?" Oda birden sessizliğe gömüldü. Ölüm sessizliği gibiydi. Ellerime, bileklerime güç doldu. Her şey sallanırken ve kendimi kusacakmış gibi hissediyorken bile beni ayağa dikebilecek şey oydu. Onun için duyduğum endişe, onun içinde duyduğum aşk, onun için duyduğum korku... Ben ellerimden destek alarak doğrulmak istediğime beni durduramaya çalıştılar ama onları uzak tutmayı başardım. Vasili'ye baktım. "Victor nerede Vasili?" diye sordum. "Ben buraya nasıl geldim?" "Yoldan geçen birisi kazayı görmüş. Şans eseri seni aradığım sırada açtılar ve 103'ü aradıklarını söylediler. Biz de hemen buraya geldik." Uzanıp benim elimi tuttu. "Onu bulamadık, ne durumda olduğunu bilmiyoruz." Yüzünde endişeli bir ifade vardı ve onu daha önce görmediğim kadar gergindi. "Ama korkma, arıyoruz. Ben onu bulacağım." "Abileri yaptı," dediğimde oda şaşkınlıkla doldu. "Emin misin?" dedi Galina. "Gerald yanıma geldi ve bana tokat attı," dediğimde büyükannem ondan beklemediğim şekilde küfretti. "Sadece şaka, dedi," diye fısıldadığımda bunun ne demek olduğu bilmek kemiklerimin bile titremesine neden oldu. Vasili'nin elini daha sıkı tuttum. "Onu bulmalıyız Vasili," dedim gözlerim yaşlarla dolarken. "Nedenini biliyorsun, onu bulmak zorundayız. Onu mahvedecekler." Vasili başını sallarken daha kararlı ama daha öfkeli bir şekilde baktı bana. "Halledeceğim," dedi o da benim elimi sıktığında. "Korkma, onu bulacağız." "Acele edelim," diye fısıldadım acıyla. "Acele edelim." "Hepiniz burada olamazsınız," dedi doktor içeri girdiğinde. "Tatyana Hanım dinlenmek zorunda." "Tamam," dedi Galina. "Birazdan çıkacağız, endişe etmeyin. Onun durumu nasıl?" Doktor bana baktı ve gülümsedi. "Korkulacak bir şey yok. Beyin sarsıntısı ve iç kanama riskinden şüphelenmiştik ama sonuçlarınızın her birisi temiz. Sadece birkaç sıyrık almışsınız, bir de kafanıza üç dikiş atmamız gerekti ama o kazaya bakılırsa çok iyi durumdasınız. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?" "Sadece biraz yorgun hissediyorum," dedim elimi başıma koyduğumda. "Bu normaldir. İyice dinlenin." Bana baktı, sanki bir şey bekliyormuş gibiydi. "Peki," diye mırıldandım. "Teşekkürler." "Ve," dedi iç geçirdiğinde. "Bebeğinizin durumu da iyi. Anlaşılan o da sizin gibi savaşçı." Nefes alamadım. "Ne?" Doktor duraksadı. "Korkmayın..." "Ne dediniz az önce?" dedim, herkes benimle birlikte şok olmuş halde kadına bakıyordu. Doktor da duraksadı. "Hamile olduğunuzu bilmiyor muydunuz?" Her şey bir oyunmuş ve dışarıdan birisi kumdan kalelerime tekme atmış gibi yıkılmaya başladı. Büyükannem Rusça bir şeyler mırıldanarak ağlamaya başladığında herkes birbirine bakıyordu. Ben gözlerimi kırpıştırdım. "Hamile miyim?" diye soludum sonunda. "Altı haftalık hamile…

Bölümün tamamını WritePad'de oku