MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
CAMDAN HAYALLER
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı : Sia / Courage to Change Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın lütfen. Keyifli okumalar 🤍🦢 ❄️ Bölüm 2: Camdan Hayaller 14 Eylül 2022 Bir balo salonunun içerisinde küçük bir kız çocuğunun mücadelesi yatardı. Küçük bir bedenin acılar içerisinde verdiği tutku dolu bir mücadeleydi bu. Bir yandan umut vaat ederdi, aynı çatlamış bir tohum gibi kocaman bir ağaç olup yeşermeye eğilimliydi. Kendi gölgesinde büyüyen bir kız çocuğunun bir kadına serpilmesini izlemek için bir köşe bulup izlemeniz yeterdi. Kendimi bildim bileli içinde bulunduğum bu mücadelenin bütün sivri köşelerinden nasibimi almış olsam da artık olmak istediğim yerdeydim. Tam olarak olmayı hayal ettiğim basamakta değildim ancak o evin içindeydim, o evin içine girdikten sonra basamakları zamanla tırmanırdım. Bedenim sarsılırken, üzerinde yürüdüğüm o ipin sallandığını hissediyordum. Bazen ölüm, düşündüğümüzden daha yakın olurdu. O kadar yakın olurdu ki içinizde filizlenen küfleri bile hissettirmeden sizden alacağını alıp giderdi. Her şey ellerimin altından kayarken gözlerimi yumarak öğürdüm. Titriyordum. Biraz daha dayanırsam bitecekti, az kalmıştı. Yanaklarımdan süzülen yaşlar çeneme akarken midem öğlen yediğim her şeyi atmaya başladı. Korku ve endişe üzerimde bir örümcek gibi geziniyor, kabuslarımı tetikliyordu. Kustuğum şey sadece yemekler değildi. Bazı geceler inançlarımı da kusardım, güvenimi de kusardım. Hayatımı kusmak isterdim. Kendi pençelerimden kendimi kurtarmak isterdim ama aynaya baktığımda kolumdaki izlerden görürdüm kendimi nasıl sıkı tuttuğumu. Nefes nefese geri çekildiğimde banyonun kapısı tıklandı. Titreyen parmaklarım sifonu zar zor yakaladı. Büyükannemin sesini duyabiliyordum, bastonu kapıya çarptıkça zihnimin içinde bir kırbaç gibi şaklıyordu. Elimin tersiyle ağzımı sildikten sonra derin bir nefes alarak ayağa kalktım. Dengemi hemen yakalamam kolay olmadı ama birkaç dengesiz adımdan sonra başarabildim ve aynadaki aksime bakmayı reddederek hızlıca yüzümü yıkadım. Birazdan toparlardım. Toparlamaya mahkumdum. Belli çizgilerin içinde olmak zorundaydım, ipler beni dört bir yandan bir oyuncak gibi çekiştirirken o bez bebek olmak zorundaydım. Çünkü bu dünyada olmayı başardığım tek şey buydu, bir bez bebek. Kırılgan bir bez bebek. Elimi yüzümü kuruladım ve saçlarımı topladıktan sonra banyodan çıktım. Kapıda kimse yoktu, hemen kendi odama geçtim. Yatağımın başındaki sürahiden bir bardak su içtim, sonra ikinciyi içtim. Neyle karşı karşıya kalacağımı biliyordum. Neyle yargılanacağımı biliyordum. Bir bardak daha içtim. Midemin inleyerek kıvrandığını duydum, ben olsam ben de benim midem olmak istemezdim. "Tatyana!" Büyükannemin Rus aksanı evin her yerinde gök gürültüsü gibi çınladığında hızla ayağa fırladım. Üzerimdeki mayonun uzun kollarını avuçlarıma doğru çekiştirirken sanki bir işe yarayacakmış gibi derin bir nefes daha aldım. Kendimi iğneleyici sözlere, dik bakışlara, çabalara rağmen hayal kırıklığı ile üzerime dönecek olan bakışlara hazırladım. Salona girdiğimde onu karşımdaki koltukta otururken buldum. Hemen önünde ise bir tartı duruyordu. O her zamanki gibi rahat ve kendinden emin görünüyordu. Küçük yüzünü saran ak saçları muhteşem bir topuzla toplanmış, üzerine etek ve gömlekten oluşan, bol kesim bir takım giymişti, içinde iyi görünüyordu. Eski bir balerin olduğunu her hareketinden anlamak mümkündü. Yüzündeki çillerin sayısı gün geçtikçe artsa da bu gözlerinin parlaklığını örtmeye yetmiyordu. Anksiyetem ensemde nefeslenirken gözlerine baktım. Çenesiyle hemen önünde duran tartıyı işaret etti. Tartının üzerine çıkmak, közlerin üzerinde dikilmek kadar zordu. Yine de onu ikiletmedim ve iki adımda tartının yanına vardım. Karşı koyarsam neler olacağını biliyordum, tescilli bir dansçı olsam da onun bana doladığı iplerden kurtulamıyordum. Büyükannemin mavi gözleri keskin bir bıçak gibi üzerime saplanırken nefesimi tutarak işaret ettiği tartıya çıktım. Tartının kırmızı ibresi sola doğru kaydı, korktuğum kadar ilerlemedi ama beklediğimden de biraz…