MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
EN PARLAK YILDIZ
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm 44: En Parlak Yıldız Victor Ivanov: Yarının ne getireceği konusundaki endişelerimin her birisinden Tanya sayesinde arınmıştım. Onunla bir hayat kurmak konusunda ikimizin de birbirimizin vazgeçilmezi haline geldiğimiz o gün her şey netti. O ve ben dünyanın sonuna kadar bir arada olacaktık. Bizi ayırabilecek hiçbir güç olduğuna inanmıyordum. Şimdi de düşüncelerim değişmemişti ve kucağında bir bebekle uyuduğunu gördüğümde içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Kırılma, hissetmeye alışkın olmadığım kadar sertti, canımı yakmıştı. Küçük kız, onun göğsüne tutunmuş uyuyordu. Tanya'nın küçük bir versiyonu gibiydi ve o kadar sevimliydi ki karşı konulması imkânsızdı. Bu onların yanına ikinci gelişimdi, ilk gelişimde Tanya henüz dalmamıştı, bu yüzden geri çekilmiştim. Beni görürdü, beni bilirdi, bundan emindim. Ne hissettiğim konusunda henüz emin değildim ama o beni tanıdığı için eminim ki bunu bilirdi. Şimdi ikisi de uyuyorlardı ve kızın Tanya'ya benzerliği binlerce düşünceyi peşinde sürüklüyordu. Birbirilerine olan uyumlarına bakınca dışarıdan kim görse bu sevimli ufaklığın Tanya'nın kızı olduğuna inanırdı. Yutkundum ve usulca yatağın yanına oturdum. İkisine de dikkatle baktım. Çocuk sahibi olmak benim için her zaman bir tabuydu. Kimsenin devirip kaldıramayacağı bu tabuyu bir gün kendi ellerimle yıkacağıma asla inanmamıştım. Hatta abim Raskol eşinden bu yüzden boşandığında bir gün başıma bunun gelip gelmeyeceğini düşünüyordum. Ne de olsa kadınların büyük bir kısmı çocuk istemediklerine uzun süre kendilerini ikna ederler, yaşları ilerledikçe artan hormonlarla birlikte üremek konusunda ciddi olmaya başlarlardı. Tanya için bu durumun hormonlardan ibaret olmadığını elbette biliyordum. Sevgili karım için bu kötü bir travmanın sonuncuydu fakat gözlerinde görüyordum. İkimiz de son zamanlarda birden çocuklar hakkında daha çok konuşur hale gelmiştik. Dahası bunların büyük düşüncelerin küçük yansımaları olduğu düşünüldüğünde Tanya'nın çocuk konusunda ne düşündüğünü gerçekten merak ediyordum. İşin diğer yanı ise kendimin bile bu konuda eskisi kadar sert olmadığımı fark etmemdi. Çok sert değildim, bu doğru ama hala yetersizdim. Başımı iki yana sallayarak ayağa kalktım ve onları uykularında rahat bırakmak adına odadan çıktım. Vasili, çocuklarıyla güreşmeyi bıraktığında bazıları yorgunluktan dalmıştı. Bunun ne kadar değerli olduğunu anlamalarını umdum. Babasıyla oynamaktan yorgun düşen bir çocuğun çok mutlu olduğuna emindim ama umarım bunu anlarlardı. Akşama doğru büyük evdeki diğer salonda otururken yanımızda kimse yoktu. Sofya ve Chloe hala çocuklarla ilgileniyordu. Bunu fırsat bilerek biraz yukarıda oturmaya karar vermiştik. Vasili'yi yormayı başarabilen tek şey çocuklarıydı. Keyifli bir şekilde viskisini yudumlarken onun adına sevindim. Çocuklarını gerçekten seviyordu ve onlarla zaman geçirmek onun için bir tür terapiydi. "Neden somurtuyorsun?" dedi koltukta biraz daha yayıldığında. "Somurtmuyorum," diye homurdandım. "Hem somurtuyorsun hem de homurdanıyorsun," diye ısrarcı olduğunda ona aksi bir bakış attım ama oralı bile olmadı. Ben de korkmasını falan beklemiyordum zaten. "Çocuk konusunu düşünüyordum," dedim açıkça. Bu konuda kendimi daha rahat hissedeceğim bir başkası yoktu. Vasili her zaman çocuklar konusunda en anlayışlı insandı. Hem geçmişte yaşadığı hayat yüzünden hem de onu atlatıp çocukların sorumluluğunu alabilecek kadar sağlam bir psikolojiye sahip olduğu için. "Tanya ve Zvezda'yı gördüğün için mi?" diye sordu, onun gözünden bir şey kaçmasını bekliyorsanız çok beklerdiniz. Nasıl bir mesleki deformasyonsa ayrılışının üzerinden geçen beş yıla rağmen hala aynı hassasiyetle devam ediyordu. "Birlikte çok sevimlilerdi. Kim derdi ki Tanya'nın huysuz çocuklarla bile anlaşmak konusunda muhteşem bir bilgisi olacağını?" "Öyle mi düşünüyorsun gerçekten?" "Elbette," dedi omuz silktiğinde. "Zvezda çocuklarım arasında en zor iletişim kurduğum ve benden sonraki herkesin de aynı şekilde zorlandığı tek çocuk. Ama Tanya onun kalbini hemen kaza…