MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
YÜZLEŞME
Yazar: Şeydanur İpek

İyi akşamlar. Yazarken içimi hem sıcacık eden hem de hüzünlendiren bir bölümle geldim. Umarım siz de seversiniz. Keyifli okumalar ❤️💖 Bölüm şarkısı: The Weeknd - Heartless Bölüm 43: Yüzleşme Hep bugünü beklemiştim. Her zaman annemin bana inanacağı ve karşısına geçip, ben haklıydım, diyeceğim günü beklemiştim ama neden kendimi iyi hissetmiyordum. İçeri girdiğimde kalbim acıyla atıyordu, adımlarım geri geri kaçıyordu. Yine de yatağın yanına kadar yürüdüm ve sadece camdan dışarıyı seyreden anneme baktım. Burada geçirdiği gece ona iyi gelmiş görünmüyordu. Dünden sonra kimsenin iyi olduğunu düşünmüyordum. Güçlü görünmek istedim, bu yüzden omuzlarımı dik tuttum ve sandalyeyi gürültüyle çekerek geldiğimi belli ettim. Camla arasına yerleştiğim an gözleri bana döndü. Gözlerinin rengi daha da solmuş görünüyordu. Göz göze geldiğimizde yutkundum ama duygularımı yüzümden sakladım. "Beni görmek istemişsin," dedim hiç titremeyen sesimle gurur duyarken. "Ne için?" Annemin titreyen göz bebekleri yüzümde gezindi. Yüzü şişti, tıpkı gözleri gibi. Çok ağlamış olmalıydı. Ne için, kim için ağlamıştı? Merak ediyordum, bir gün olsun benim için ağlamış mıydı? "Beni asla affetmeyeceksin, değil mi?" dediğinde dudaklarım acıyla kıvrıldı. "Asla." "Özür dilerim." Gözleri doldu. Gülümsemeye devam etsem de gözlerim doldu. "İşe yaramaz." "Biliyorum," diye fısıldadı. "Biliyorum." Yaşlar gözlerinden süzülürken o ağladığı için üzülmek istedim ama yapamadım. "Sen beni mahvettin anne," diye fısıldadım. Bugün geldiğinde söylemek istediğim, haykırmak istediğim ne çok şey vardı. Oysa hissettiğim her şey dört kelimelik bir fısıltıdan ibaretti. "Sen beni mahvettin." "İnanmak istemedim," derken artık gözlerime bakmıyordu. "Mümkün olabileceğine ihtimal vermedim. Sadece bir anlık bir yanlış anlaşılma olduğunu düşündüm." "Bir anlık değildi." Başımı iki yana salladım. "Bir anlık değildi anne. Tam altı yıl sürdü." Rengi birden kireç gibi olduğunda Tamer'in bu kadarını itiraf etmediğini anladım. "Altı yıl boyunca her gece odama geldi ve bana..." Annem birden hıçkırıklara boğulduğunda kelimelerim yarıda kaldı. Ellerini yüzüne kapattı, sarsılan omuzları yıkılan hayatını anlatıyordu. Ama benim hayatım da başlamadan bitmişti. Hem de annem bitirmişti. "Ağlama," dedim onu izlerken. Onu nasıl bu kadar hissiz izlediğime anlam veremiyordum. "Ağlayacak ne kaldı da ağlıyorsun?" "Süreyya..." "Ona karşı koydum, asla kazanmasına izin vermedim. Bana dokunmasına izin vermedim," dedim gururla. "Ben tek başıma savaş verirken hiç kaybetmedim anne. Ama ne zaman ki savaşım duyuldu, o zaman kaybettim. Sen bana inanmadığında, bana vurduğunda, o tokadı attığında ben kaybettim anne." Gözümden bir damla yaş süzülürken hayal kırıklığının hala bir cam gibi içime battığını hissedebiliyordum. "Tanrı'm... lütfen böyle konuşma." Yanaklarını silmeye çalışırken arkasından gelen yaşlar peşini bırakmıyordu. "Ben asla böyle olduğunu bilmiyordum. Beni manipüle etti, yemin ederim..." "Sen beni biliyordun, bilmeliydin," dedim kendimi işaret ederken. "Ama sen beni orospu olmakla suçladın," dediğimde başını diğer yanıma çevirdi. Kendimden beklemediğimde bir çeviklikle öne doğru atılıp onu çenesini tuttum. Şokla irkildi ama yüzünü kendime çevirdim. "Beni onu baştan çıkartmakla suçladın," gözlerini kaçırmak istediğinde başını daha yukarı ittim. "Sen sadece o itiraf ettiğinde inandın," dedim dişlerimin arasından. "Manipüle edilmedin. Sadece bununla yüzleşmek istemedin. Kendin acı çekmektense benim acı çekmeme göz yumdun," dediğimde ben geri çekilemeden bana sarıldı. "Hatalı olduğumu biliyorum," dedi ağlarken. "Kardeşin beni terk etti. Lütfen sen de beni terk etme. Yalvarırım beni kendi kendime bırakma." Kollarından kurtulmak zor da olsa başardım. "Seni terk etti çünkü sen, onun çocuğunu büyütecek kadar cesur değilsin. Yaşadığın her şeyin acısını ondan çıkartacaktın ve o da bunu hissetmiş olmalı." Acı acı gülümsedim. "Üzgünüm anne, sen kimsenin yanında kalamayacağı kadar bencil bir kadınsın." Geriye doğru bir adım attım…