MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
ÖLEN HAYALLER
Yazar: Şeydanur İpek

Merhaba, size keyifli okumalar diliyorum.🫀 Bölüm 30: Ölen Hayaller Bölüm şarkısı: Yalancı Bahar - Selin Victor Ivanov: Annem birisini sevmenin kolay olmadığını söylemişti. O zamanlar gerçekten küçük olduğum için buna anlam verememiştim ama şimdi anlıyordum. Birisini sevmek, onu kaybetme korkusu ile yaşamak hiçbir şeye benzemiyordu. Ondan ayrı kalmak hiçbir şey benzemiyordu, onu bir jilete gülerek bakarken yakalamak hiçbir şeye benzemiyordu. Beni öldürüyordu. Kucağımda bilinçsiz bir şekilde yatıyordu. Baygın değildi ya da uyumuyordu ama bilinçsiz olduğunu biliyordum. Ayağa kalkıp onu içeri taşımak istiyordum ama bacaklarım tutmuyordu. Gerçek buydu, benim, her boku kaldıran ve üstelenen, herkese korku salona Victor Ivanov'un korkudan bacakları tutmuyordu. Elimden gelen tek şey ona sarılmaktı ve bu çaresizliğin bir adı yoktu. En son kendimi bu kadar çaresiz hissettiğimde annemin intihar ettiği odaya girmiştim. Onu da böyle kucağıma almış, sarmış sarmalamıştım ama hiçbir sonuç alamamıştım. Onu kurtaramamıştım. Tanya'nın buna biraz da olsa eğilimi olduğunu biliyordum ama bu kadarını asla tahmin etmemiştim. Bu beni de öldürürdü. Annem gibi onu da gömemezdim. Annemi kaybetmiştim, ben ona yetişememiştim ama Tanya... Onsuz yapamazdım. Annem ölmeyi o kadar çok istiyordu ki ölümü beni yalnız bırakmaya tercih etmişti. Tanya da mı beni ölüm kadar sevmiyordu? O da mı ölümü beni sevdiğinden daha çok istiyordu? Sevmeyi bilmediğini biliyordum ama sevgim hiç mi yetmiyordu? "Victor," diye fısıldadığında saçlarımı yüzümden çektim ve gözlerine baktım. "Söyle minik kaplan," diye fısıldadım, dişlerimin gıcırtısı kulaklarımı çınlatıyordu, gözlerimdeki nem yerini terk etmeyen bir asker gibi oradaydı. Gitsinler istiyordum ama sanki bir çocuk gibi ağlamak üzereydim. Görmüştüm, lanet olsun ki, o jilete nasıl da gülümseyerek baktığını görmüştüm. "Ölmek istemiyorum," dedi korkuyla. Gözlerine baktım. Onu bu raddeye getiren neydi? Ona bunları yaşatan neydi? Ben neden bu kadar kördüm de karımın sorunlarını göremiyordum? Bana hiçbir şey söylemiyordu evet ama ben bir şekilde görmek zorundaydım. Göremezsem onu kaybedecektim. Onu kaybedersem ben de ölecektim. Onu göğsüme bastırarak sımsıkı sardım ve nihayetinde ayağa kalkacak gibi gücü buldum. Uyuşuk bacaklarla onu yatağa taşıdım. Yatağa oturmasını sağladıktan sonra dönüp kapıyı kapattım ve o siktiğimin jiletlerinin üzerine kapıyı örttüm. Güçlü görünmem gerekiyordu. Zaten yeterince sorunu vardı, bir de ona annemin nasıl intihar ettiğini anlatarak onu daha fazla üzemezdim, biliyordum üzülürdü. Bu travmanın yükünü onun omuzlarına bırakamazdım, bu yüzden bunu başka şekilde aşmamız gerecekti. Yatağa oturdum ve sırtımı başlığa vererek onu kucağıma çektiğimde bakışlarından yavaş yavaş kendine geldiğini anladım. "Bana söz vermiştin Tanya," dedim gözlerinin içine baktığımda. "Bana söz vermiştin, asla yapmayacağım demiştin." "Yapmadım ki," dedi masum bir şekilde. "Sadece düşündüm. Daha önce de düşünmüştüm ama yine yapmamıştım." "Ya ben içeri girmeseydim, o zaman ne olacaktı?" diye sordum. Bu soru göğsüme bir kurşun saplanmış gibi hissetmeme neden oldu. Ya geç kalsaydım, ya yine geç kalsaydım ve yine kaybetseydim en sevdiğimi? "Yapacak mıydın?" "Nasıl oldu bilmiyorum," diye fısıldadı. "Kendimi kötü hissediyordum, elimi yüzümü yıkamak istemiştim. Havluyu çekince onlar döküldü, aslında toplamak için eğildim ama sonra aklım karıştı ve ben..." "Ve sen de beni bırakmayı mı düşündün?" dediğimde gözlerime baktı çekingen bir şekilde. "Kendini düşünmedin ama beni de mi düşünmedin? Sensiz ne yapacağımı bir an olsun aklına getirmedin mi Tanya?" Bakışlarını benden kaçırdı. "Kötü hissediyorsan beni neden çağırmadın?" "Bana arkanı dönüp yatmışken seni nasıl çağırabilirdim ki?" diye sorduğunda kendime küfrettim. Aklımı sikeyim, kahretsin! "Aslında çağıracaktım," diye ekledi hızla. "Ama seni uyandırmak istemedim, kendim halledebileceğimi düşündüm. Sadece düşündüğüm gibi olmadı." Gözlerime bakmıyordu, yine ağlayacak mıydı? Kollarımı beli…