MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
SOLAN GÜLLER
Yazar: Şeydanur İpek

Merhaba, Bu yüzden size upuzun, kocaman ve kaos dolu bir bölüm yazdım. Umarım çok beğenirsiniz.😍😈 Sizden bol bol, çok çok yorumlar istiyorum. Keyifli okumalar ballarım❤️ Bölüm şarkısı: Intoxicated - Aaryan Shah Bölüm 27: Solan Güller İçine sonradan dahil olduğum bu hayatta, elimde ilk defa tuttuğum bir kalemle dikiliyordum. Çizgilerin ve sınırların olmadığı hayatın sağlıksız olduğunu düşündüğüm için bir yerde kalemi hayata dokundurmam gerekiyordu ama daha önce hiç yapmamıştım. Hep benim için çekilen sınırların içinde yaşadığım için bocalıyordum. Üstelik şimdiki hayatım eski hayatıma hiç benzemiyordu. Kendi normalleri ve anormalleri vardı. Kıvrıldığım koltukta rahatsızca kımıldanırken birisinin bana dokunduğunu fark ettim. Gece yaşanan her şey aniden zihnime dolduğunda irkilerek gözlerimi açtım. "Victor!" Victor üzerime eğilmiş şekilde beni kucağına almaya çalışıyordu, sanırım uyandırmamak için özen göstermişti ama zaten tedirgin bir uykudaydım. Dokunuşuyla birlikte gözlerim açıldı. Buz mavisi gözleri gecenin içinde beyaz hareler gibi parlarken yakalanmış olmanın küçük hayal kırıklığı ile kapandılar. "Kapat gözlerini küçük kuğu," dedi beni kucağına alırken. "Uyu hadi." Kollarımı onun boynuna sararak kendi dengemi korumaya çalışırken çoktan dağılan uykum bana el salladı. "Saat kaç?" diye sordum. Sonra odanın neredeyse aydınlandığını fark ettim. "Erkenden geleceksin sanıyordum, nerede kaldın?" Ensesindeki elime değen ıslak saçları hissettiğimde duraksadım, aynı saniyelerde ise yanımdan ayrıldığı kıyafetlerin değil de sadece bir tişört ve eşofmanın üzerinde olduğunu gördüm. "Duş mu aldın sen?" "Evet." Beni usulca yatağa bıraktı. "Geleli yarım saat oluyor, kirlendiğim için duş aldım." Yorganı üzerime çektikten sonra kendisi de diğer tarafa geçti. "Hem sen neden yatakta değilsin de koltuktasın bakalım?" Beni kendi kolları arasına çekerek sarıldığında başımı arkaya attım ve yüzüne baktım. Gerçekten yorgun görünüyordu. "Seni bekliyordum," diye itiraf ettim. "Asıl neden bu kadar geç kaldın? Gün ağarıyor." "Can sıkıcı meseleler," dedi huzursuzca. "Birkaç çocuk yaralandı, onların hayatta olduğundan emin olmak istedim." Kalbim bir külçe gibi ağırlaştı ve göğsümü ağrıttı. "Hepsi iyi mi?" "Bedenen? Evet. Ruhen? Hiç sanmıyorum." Öyle bir iç geçirdi ki aldığı nefes sanki benim göğsüme doldu. "Ama Vasili şimdi yanlarında, babaları olmak için hevesli ve bunun için dünyadaki en doğru adam. Vasili onlarla olduğu sürece gözüm arkada kalmayacak." Kollarını bana daha sıkı doladı. "Uyu hadi, yarın provan erken başlıyor." "Sen iyisin değil mi?" "Bedenen? Evet. Ruhen? Sanmıyorum." "Gel buraya," dedim ve onun kolları arasından sıyrılarak biraz daha yukarı koydum başımı ve onu göğsüme çektim. Victor beni kendinden uzaklaştırmadı, kollarını belime sararak yüzünü boynuma saklarken o küçük çocuklardan hiçbir farkı yoktu. Belki de kendini onlarda gördüğü için canı bu kadar yanıyordu. Zamanında karanlık bir sokakta baygın annesinin başında savunmasız halde bekleyen de o değil mi? Victor kollarımın arasında uyuyakaldığında ben de gözlerimi yumdum ve alarm çalana kadar orada kalmaya devam ettim. Uykusuz gecelere alışkın olduğum için sabah kalkıp dansa gitmek beni zorlamadı. Zaten uyandığımda Victor çoktan yanımda ayrılmıştı. İçimdeki huzursuzluk hissiyle vardım akademiye. Dans beni her daim sakinleştiren ve dizginlerimi çeken şey olmuştu. Bu yüzden kendi huzursuzluğumdan ona tutundum. Bugün kafam o kadar doluydu ki kendi düşüncelerimden Moses ile olan dansım bile normal geldi. Evlilik hayatı Victor ve benim için hiçbir şey değiştirmedi. Yoğunluğumuz aynıydı, hatta nikahtan sonra geçen bir haftanın ardından da her şey aynıydı. Çocuklardan birisinin durumu kritik olduğu için gün içerisinde zamanını onların yanında geçiriyordu ve İtalyanların sağ kolu hala şehirdeydi. Bu esnada ben artan provalarıma ayak uydurmaya çalışıyordum. Victor ve ben birbirimizi destekleyerek hem ilişkimizi geliştirmeye hem de kendi işlerimizi ilerletmeye çalışıyorduk. Aslında ilk defa…