MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
S.V.S.
Yazar: Şeydanur İpek

Merhaba, yeni bölümle geldim. Geçen bölüm biraz gerildik ama iyiyiz. Haberiniz olsun, keyifli okumalar diliyorum. Sizi seviyorum ve güzel, çoook yorum istiyorum. Haberiniz olsun. Keyifli okumalar ❤️ Bölüm şarkısı: Billie Eilish - Happier Than Ever Bölüm 25: Suskunlar ve Suçlular Victor Ivanov: Her şeyi kontrol edemezsin, demişti bir seansımda psikoloğum. Ona her şeyi kontrol edemezsem de çoğu insandan daha çok şeyi kontrol edebileceğimi söylemiştim. O da bunun beni yormaktan başka bir işe yaramayacağını, hayatı ve kendimi rahat bırakmamı söylemişti. Saplantılı kişiliğim yüzünden çevremdekilere ve kendime zarar vereceğimden neredeyse emindi. Birisini sevmek saplantı mıydı? Birisini sevmek saplantı değildir Bay Victor, saplantı o kişinin her şeyine müdahale etmek, hayatının akışına dokunarak onun seçimlerine müdahale etmektir, demiştir. Yaptığı yorum beni uzun süre durduran şey olmuştu. Mantıklı kararlar almamda psikoloğumun büyük bir etkisi vardı. Bir şeyi elde etmekle, bir şeyi elde etmekte cesur olmakla, bir şeye saplantılı olmak arasındaki farkı bana gösterecek kadar iyiydi. Seçimler önüme gelmeden cevapları veremezmişim. Hayatın bana bir seçim hakkı vermesini çok uzun süre bekledim. Çocukken bile hiçbir şeyi bu kadar uslu beklememiştim. Oysa söz konusu Tanya'm olduğunda gerçekten sabırlı olabiliyordum. İlginç bir şekilde hayat bana bir seçim hakkı tanıdı. Bunun bir seçim olup olmadığını düşündüm ve nihayetinde bir seçim olduğundan emin olarak onu o piç Matta'dan kurtarmayı seçtim. Böylece Tanya benim hayatıma girdi. Şimdi kollarımın arasına uyurken içimi saran korkunç bir his var. Bu his gün geçtikte güçleniyor. Tanya ile bir ilişkiye başlarsak, onunla yakınlaşırsak o zaman bir şekilde bu arzunun, bu isteğin zayıflayacağına inanmıştım ama gün geçtikçe daha da büyüyordu. Göğsüm patlayacakmış gibi hissediyordum. Daha önce bu kadar yoğun bir his yaşadığımı hatırlamıyordum bile. Telefonum çalmaya başladığında onu uyandırmamak için dikkatle kollarım arasından çıkarttım ve odadan çıktım. "Günaydın kardeşim," dedi Vas telefonu açar açmaz. "Sana da günaydın," dedim esnerken. "Ne oldu?" "İtalyanların Consigliere'si burada," dediğinde kaşlarım çatıldı. Demek ki buradan birileriyle bağlantı kuracaklardı. Başka bir nedenden ötürü İtalyan mafyalarından birisinin sağ kolunun burada olması mantıklı değildi. Büyük bir iş olmadıkça buraya gelmeye tenezzül etmezlerdi. "Emin misin?" diye sordum ama emin olduğunu biliyordum. "Evet," dedi ikinci kez düşünmeden. "Adamı takip edin, kiminle görüşüyor, kiminle bağlantı kurmaya çalışıyor öğrenin. Her şeyin bilmek istiyordum. Yanlış adamı öldürmek istemem." Bu şehir benimdi, kimse benim iznim olmadan hareket edemezdi. Onlara bir yer tayin ediyorum diye benim karşıma geçemezlerdi. Sicilya'da birçok farklı mafya vardı ve hepsinin kendisine göre bir politikası vardı ama neredeyse hepsi kadın ticareti yapıyordu ve siktiğimin yeraltında bir ilkem varsa o da kadın ticaretiydi. Hayallerimi, hedeflerimi, istediğim hayatı siktir edip bu cehennemde kalmamın bir nedeni varsa o da bu ilkeydi. Bana miras kalan bu ilke mezara kadar benimle gelecekti. "Kuznetsov ile görüşmeye gelmiş sanırım," dedi. "Emin değilim ama. Bana biraz müsaade et, kısa sürede gerekli bilgiyi toplayacağım." O şerefsiz son zamanlarda haddini fazlasıyla aşıyordu. Bu moruklardan fazlasıyla sıkılmıştım zaten. Ecelleri olmak istemediğim için sık sık onları öldürmeyi kendi içimde reddediyordum ama görünen o ki onlar ölümlerini benim elimden istiyorlardı. "Tamam, bekliyorum," dedim telefonu kapattım. Daha telefonu cebime atmadan yeniden titremeye başladı. Arayan Raskol'du. "Ne var?" dedim açtığımda. "Günaydın kardeşim," dedi neşeli sesiyle. Her durumda ve her saatte bu kadar neşeli olmayı nasıl başardığını bilmiyordum. Doğrusu çoğu zaman pişmiş kelle sırıtan yüzüne bir tane patlatasım geliyordu ama şerefsiz abilerim arasında en sevdiğim kişi olduğunu söylemeden geçemeyecektim. Yine de suskunlardan hoşlanmazdım. Suskunlar da suçlular kadar suçluyd…