MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ

K.K.B.V.K.K.T.A.

Yazar:

MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ - Şeydanur İpek kitap kapağı
MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ kitap kapağı

Bölüm şarkısı: Sia - Elastic Heart İyi akşamlar ve keyifli okumalar. Bölüm 19: KarKüresindeki Balerin ve Kar Küresini Tutan Adam Victor Ivanov: (bölüm geçmişten geleceği doğru ilerleyen bir akış içerisindedir) Bir günahı işlemenin en zoru, o günahın ilkidir, derler. Ona o çiçekleri vermemem gerekiyordu, biliyordum. Çiçeklerin asıl sahibi kız kardeşimdi ve ona ellerim boş gitmek, çiçekleri ona vermiş olmamın ağırlığı altında kaybolan bir suçluluktu. Kendime verdiğim sözleri tutmak konusunda ne kadar istikrarlı olduğuma en yakınlarım bile şaşırırdı, Vas çoğu zaman bu huyumun sonumu getireceğini söylerdi. Bu kadar keskin çizgilerin bir gün birilerinin canını yakacağından emindi. Hiçbir sözümden dönmememden nefret ediyordu, her konuda bu kadar net olmam sorunmuş falan, biraz taviz vermek gerekiyormuş... Taviz vermek de aynı günah işlemeye benzer, bir kez taviz verdiğinizde ikincisi hemen ensesindedir ve ilk tavizi vermek hep en zor olanıdır. Açılış gösterisinden sonra bir daha akademiye gitmemiştim, toplantılara benim adıma halamı yolluyordum ve kendimden çok küçük bir kız çocuğundan uzak durmam gerektiği konusunda kesin düşüncelerim vardı. Evet, yaptım. Araştırmış olabilirdim, doğum gününe kadar ezbere biliyor olabilirdim ama Eidetik hafızaya (fotografik hafıza) sahip olmak benim suçum değildi, gördüklerimi unutmak istediğim onca şeye rağmen. Üstelik bugün buraya gelmeyi de ben istememiştim ama acil toplantılar söz konusu olduğunda akademi ısrarcıydı, hem Victoria ile annem yakın arkadaşlardı ve o kadını kıramıyor oluşum anneme dair hiçbir şeyi göz ardı edemiyordum olmamdan kaynaklanıyordu. Bu yüzden akademiye adım atarken onu görmemek için Tanrı'ya bir kez daha dua ettim. Sadece söz konusu o olduğunda Tanrı'ya dua etmemin ne kadar acizce hissettirdiğini kabullenmek zordu. Hiçbir şey yapmadan beni Tanrı'ya sığınacak kadar zayıflatıyordu ve bu korkunçtu. Onu neden bu kadar istediğimi bilmiyordum, belki de sorunlu kişiliğim kendini ortaya koyuyordu. Halam küçükken de hep yasak olana meylettiğimi söylerdi, asla elde edemeyeceğim şeylere karşı bir zaafım vardı çünkü hayatın bana meydan okumasına hareket çekmemin bir yoluydu bu. Hayatla bireysel hesaplaşmamızı bu şekilde yapıyorduk. Ya o bana meydan okuyordu ya da ben ona. Kazanmaktan başka çarem yoktu çünkü o açgözlü canavara karşı çok şey kaybetmiştim. Akademinin içine girdim ve hızlı adımlarla üst kata çıktım. Sofya neredeydi bilmiyordum ve Nastya'ya da yakalanmak istemiyordum. Üç ay önce babasına benimle evlenmek konusunda kızıyla konuşmasını söylemiştim. Herkesin yaptığı gibi bir çıkar, bir iş evliliği olacaktı. Son zamanlarda limanlarda biraz sorun yaşıyordum ve bunu kan çıkmadan halletmek istiyordum. Bu yüzden amirin yanımda olması işime yaracaktı. Hem Nastya yatakta iyiydi, akıllıydı, güzeldi, bana sadık olacağından şüphe duymuyordum. Tatyana ise... İyi bir adam olsaydım, sakin ve ona yakışan bir hayat sürseydim peşinden koşacağım o kadındı. Utanmayacağı, arkadaşlarıyla korkmadan tanıştırabileceği, gözlerine korkmadan bakabilecek birisi olsaydım o zaman her gün çiçekleri kendim götürürdüm ama o adam değildim, hiçbir zaman da olmayacağım için kendime yakın birisiyle evlenmem gerekiyordu. Nastya'nın babasının benden geri kalır bir yanı yoktu, Nastya da babasının kazandığı paranın kanlı olmasından gocunmuyordu. Bu yüzden birbirimize denk sayılırdık. Toplantı salona girerken tepkisizdim, herkes içerideydi. Kısa bir selamlaşmanın ardından kendi yerime geçtim. Toplantı okul için önemli olsa da büyük bir sorun teşkil etmiyordu, bu yüzden benim açımdan sakin geçti. Tabii bu işe kendini çok kaptıran ve dünyayı döndürdüğüne inanan drama düşkünü bağışçılar için o kadar kolay geçmemişti. Bir saat kadar sonra toplantı sona erdiğinde kararlar imzalandı. Salondan çıkarken Vasili'nin toplantı boyunca reddettiğim aramalarını bu defa cevapsız bırakmadım. "Ne oldu?" dedim ama etrafımı birden saran küçük, bacak kadar çocuklar yüzünden etraf gürültüyle doldu. Kabarık tütüleri ile etrafta koşturup…

Bölümün tamamını WritePad'de oku