MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
ÖLÜMSÜZ İZLER
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Taylor Swift - Lavender Haze Merhaba, merhaba... Nasılsınız, umarım iyisinizdir. Sizi çok özledim, bu bölümü okumanız ve yorumlarınız için çok heyecanlıydım. Ay bütün tepkilerinizi çok merak ediyorum. Lütfen hepsini yorum olarak atın. Görüşürüz, keyifli okumalar dilerim 🩰 ❄️ Bölüm 18: Ölümsüz İzler Bazı geceler uykusuz işkencelerden ibaretti. Çaresiz çırpınışlardan ibaretti. Simsiyah bir elin avcunda boğulan çığlıklardan ibaretti. Bu gece de o gecelerden birisiydi. Kalbim o kadar hızlı çarpıyordu ki, korkunun can yakabildiğini bilmezdim. Oysa korku insanın canını her şeyden daha fazla yakabilirdi. Yatağımın bir köşesine sırtımı verip bacaklarımı kendime çekmiştim. Yorganımı kendime sıkı sıkıya sararken gözlerim odamdaki yuvarlak saatteydi. Her bir saniyenin geçişini gözlerimle takip ediyordum. Derler ki bir dakika bir saatten uzundur, bu gece bütün zamanlar kısaydı. Hızlı geçiyordu. Annem sarhoş bir şekilde geldiğinde sızacağını biliyordum. Büyükannemin de üst kattaki odasının kapısını kapatarak yatacağını biliyordum. İlaçları ağır olduğu için eskisine nazaran daha derin uyuyordu. Her gece bu evde bir canavar ve bir çocuk hep uyanık kalıyordu. Ben ve bana dair güzel olan her şeyin celladı ayaktaydık. Yine. Kapının arkasından gelen adım seslerini işittiğimde kalbim sıkıştı. Kendimi duvara daha sıkı bastırdım ve gözlerimi yumdum. Gelmesini istemiyordum, gelmesini istemiyordum, gelmesini istemiyordum. Saniyelerin tıkırtısı ayak seslerine karıştırdı. Her saniye adımları biraz daha yaklaştı. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki bedenim titriyordu vuruşlarından. Kapıya bakacak cesareti bulduğumda onu gördüm. Oradaydı, kocaman bir gülümseme ile bana bakıyordu ama bir şeytana benziyordu. Nefesim titrerken boğazım düğümlendi. "Gelme," diye fısıldadım. "Çık dışarı." "Neden böyle yapıyorsun tatlı Tatyana?" dedi içeri girdiğinde. Gözlerim dolmaya başladığında kendimi kastım. Bağırsam annem asla uyanmazdı, uyansa da o kafayla hiçbir şey yapamazdı. Büyükannem belki de hiç duymazdı, duysa bile o bir şekilde inkâr etmenin yolunu bulurdu. Kanıtlayamazdım, nasıl kanıtlayacaktım? Büyükannemin babamdan çok sevdiği damadının ve annemin her şeyden çok sevdiği eşinin beni neredeyse her gece taciz ettiğine onları nasıl inandıracaktım? "Sana çık dışarı dedim," derken titreyen sesimden nefret ettim. Güçsüz olmamdan nefret ettim. Kimsenin bana inanmayacağından korkmaktan nefret ettim! Kapıyı kilitlememe izin vermediği için büyükannemden nefret ettim. Beni kontrol altında tutmaya o kadar alışkındı ki istediği an odama dalmak ister, istediği anda beni kontrol etmek isterdi. Bu yüzden odamın anahtarını almıştı. Beni nasıl bir işkenceyle baş başa bıraktığını bilmiyordu bile. Bana doğru yaklaştı, yüzündeki o iğrenç, mide bulandırıcı gülümseme hiç silinmiyordu. Yatağıma, yakınıma oturduğunda duvara daha da yaslandım. "Babacığın seni seviyor Tanya," diye fısıldadı bana doğru eğildiğinde. Onu ittim. "Sapıksın sen!" dedim gözlerim dolarken. "Manyaksın sen! Seni anneme söyleyeceğim!" "Annen sana inanır mı sanıyorsun?" Elleri birden yorganın altına girdiğinde korkuyla ve korkunun getirdiği çaresiz acıyla inledim. "Burak beni!" dedim yaşlar artarken. "Sen beni biricik bebeğimsin, ben de babacığınım," dedi bana doğru yeniden eğildiğinde. Eli bacaklarımın arasına kaydığında irkilerek onu tekmeledim ama benden çok daha güçlüydü. Tek eliyle bacağımı sıkıca yakaladı ve uyluklarımın içini sıktığında nefes alamadım, boğuldum. Kendi çaresizliğimin içinde ölümün adını öğrendim. "Kimse seni duyamaz Tanya. Bu evde senden başka kimse beni duyamaz ve ben de sadece senin sesini altımdayken duymak istiyorum." Ona vurdum. Rastgele bir şekilde yüzüne vurduğumda tokadım yüzünün tam ortasına çaptı. Var gücümle vurduğum için oldukça sert çarpmıştı. Bir an irkilerek geri kaçtı. "Sen iğrenç orospu çocuğunu tekisin! Şerefsiz piç..." Birden yüzüme aldığım darbeyle yana doğru devrildim ve başım yatağın başlığına çarptı. Başlık yumuşak olsa bile darbe o kadar sertti ki nevrimi…