MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
Y.V.Y.S.
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Paloma Faith - Only Love Can Hurt Like This İşte uzun, yeni bölümümüz. Keyifli okumalar dilerim 🤍 Görüşmek üzere 🩰 ❄️ Bölüm 16: Yaralar ve Yaraları Saranlar Yaşamanın birçok yolu olduğu gibi ölmenin de birçok yolu vardı. Ölüme çok benzeyen bir gecenin ardında ayakta durmak yaşamak kadar zordu. Bütün yaralarım, bütün var oluş acılarım ile büyükannemin gözleri önünde durmak ise yaşamaktan bile daha zordu. Her zaman onun sivri köşelerine çarpmaktan kaçınarak yaşamıştım ama o ilk defa sert köşelerini benim için törpülemişti. Yatağın kenarına oturup birkaç saniye gözlerimi yumdum, hazırlanıp çıkmam gerekiyordu. Bir an önce dansa dönmem gerekiyordu. Dans edip biraz rahatlamamam ve nefes almam gerekiyordu. Gözlerimi kırpıştırarak açtım, elimdeki külotlu çorabı giymeye koyuldum. "Victor'a söyledin mi?" diye sorduğunda büyükannem, hala geceliklerinin içindeyken yatağımda oturuyordu. Saçları biraz dağınıktı ve gözleri solgun bakıyordu. Gecenin onun için de kolay geçmediği her halinden belliydi. "Sence?" dedim diğer ayağımı da çoraba geçirdiğimde. "O hala yaşadığına göre..." Victor hakkında emin olduğum bir şey varsa o da öfkesiydi. Sakin bir adam olduğunu iddia ediyordu ancak onun bana geçmişte yaptıklarını duysa dünyanın öbür ucunda olmasını bile önemsemeden onu öldürmenin bir yolunu bulurdu. Bunun beni mutlu etmeyeceğinden değil tabii ama yapmasını istemiyordum. Onu öldürmek bile önemsemek anlamına gelirdi. "Bunu neden yapmadığımı anlıyorsun, değil mi Tanya?" Büyükannemi anlıyordum. Ben torunuydum ve benim için kızına zaten arkasını dönmüştü. Bir de kızının çok sevdiği biricik kocasını öldüremezdi, değil mi? Annemin gözü o kadar kördü ki büyükannemin böyle bir şey yaptığını öğrense mahvolurdu, herkesi de mahvederdi. Büyükanneme dava bile açabilirdi. Dahası kocası ölürse kendine zarar verebilirdi. "Anlıyorum." Ayağa kalkıp külotlu çorabı yukarı doğru çekerken ona bakmadım. "Ama," dedi büyükannem. "Eğer bunun tek seferlik bir olay olmadığını bilseydim, yani bunu sana çok kez..." Durup yutkundu. "Bilseydim onu gerçekten öldürürdüm." Doğrulup büyükanneme baktım. "Ben seni affettim," dedim gözlerinin en içine bakarken. "Çok önce affettim büyükanne. Her şeye rağmen seni herkesten çok seviyorum ve bunu sen bile anlayamazsın belki." O kadarını anlatmaya gücüm yoktu. İntiharın eşiğine itildiğim günleri söylemeye gücüm yoktu. Özellikle de böyle bir gecenin ardından dans dışında hiçbir şeye gücüm yoktu. Büyükannem yanıma gelip başımın üzerine bir öpücük bıraktı. "Ben de seni çok seviyorum." Gözlerimin tam içine baktı. "Hem de herkesten çok." Gülümsedim. Bunları duymak benim için ne kadar değerliydi, anlatamazdım ama çok derinden hissediyordum. "Bu arada." Geri çekildi. "Victor'a bu uyku hastalığından bahsetmelisin." "Ne?" "Aynı odada kalacaksınız, evleneceksiniz." Çenemi tutarak başımı yukarı itti. "Zor olduğunu biliyorum ama... Atakların şiddetleniyor Tanya, çığlıklarını aşağıdaki adamlar bile duymuş." Yutkunurken gözlerimi kaçırdım. "Belki de doktora yeniden gitmeliyiz. İlacın dozunu..." "Olmaz." Geri çekildim. "İlaç beni uyutuyor, çok fazla hem de. Dozu arttırırsa her şey mahvolur, bütün düzenim bozulur. Uyumamak için direndiğimde ne olduğunu biliyorsun." Bayılıyordum. Herhangi bir yerde, herhangi bir noktada sızıp kalıyormuş gibi görünsem de aslında bayılıyordum. İlaçları kabuslardan uzaklaşmak için içsem de onlar beni uyutmak istiyordu ve ben uyumadıkça da sonuçlar kötüleşiyordu. "Annenler geleceği için mi bu kadar tetiklendin?" diye sordu. "Eğer öyleyse gelmemelerini söylerim." "Zaten ne yüzle geliyorlar ki?" dedim kaşlarımı çattığımda. "Nasıl o ve kocası geçen yılların ardından hiçbir şey olmamış gibi nişanıma gelecekler ki?" "Teyzen ısrar etmiş." Kollarını göğsünde kavuşturdu. "Hem bu ayrılığın bir son bulması iyi olur diye düşündüm ve ben de kabul ettim gelmelerini. İşin iç yüzünün bu kadar berbat olduğunu bana hiç söylemedin." Ona nasıl söyleyebilirdim ki? Bu konunun bir daha açılmasına hiç izin vermemişti. Başımı iki…