MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
İNTİHAR ÇİZGİSİ
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Rihanna - Stay Keyifli okumalar dilerim 💖 Lütfen oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın, sizi seviyorum. ❄️ Bölüm 15: İntihar Çizgisi Sofya Ivanova'dan: Hayal kırıklıklarının ne kadar şiddetli olabileceği ön görülemezdi. Birisini sevdiğinizde onun arkanızda bir dağ, başınızda bir gölge, yanınızda bir el olacağını düşünürdünüz. Fakat sonra o kişi altında kaldığınız o dağ, başınızda ateşten bir top ve yanınızda bir urgan olurdu. Hayal kırıklığı o kadar şiddetli olurdu ki o urgan, sizi o ateşten topun altında, yıkılan dağın toprağında asardı. Ben ölümün içine doğdum, ben kanın içine doğdum. Kayıp vermeye doğduğum an başladım, tehlike benim yattığım evin duvarlarına sinmiş bir oda parfümüydü. Bu yüzden kaybetmeye alışkındım. Bana öğretilen tek bir şey vardı, gururundan asla vazgeçme. Öl, gerekirse öl ancak asla gururundan taviz verme. Ben sevdiğim adam için gururumu öldürdüm, kendimden taviz verdim ama yolun sonunda o dağın yanında sallanan urganda asılı olan bendim. Benim hayallerimdi, benim umutlarım, benim sevgimdi. Bu yüzdendir ki affetmenin yüceliğini taşımıyordum. Affedemiyordum, affetmek bana göre değildi. Taviz verebilirdim, boyun eğebilirdim ama ben tavizlerime rağmen beni çiğneyeni asla affedemezdim. Yatağımın ortasına kıvrıldığımda bu gece olanları düşünmeden edemedim. Ellerimi dizlerimin arasına sıkıştırarak gözlerimi yumdum. Uyumam gerekiyordu, bu profesyonel kariyerimin en önemli rolüydü ve hakkını vermeliydim. Aksi halde bir daha asla yukarı tırmanma şansım olmayacaktı. Yıllar önce olanları düşünerek kendime işkence etmekten ve geçmişin sancılarıyla geleceğimi zehirlemekten başka bir şey yapmıyordum. "Nefret ettiğim tek insanın kim olduğunu öğrenmek ister misin Sofya?" demişti sarhoş, kırmızı gözlerini bana diktiğinde. O an bana eskisi gibi baktığını hissettim, saf bir öfkeyle ama hayır, saf bir acıyla bakıyordu. "Kendim. Duydun mu beni? Bu hayattan en çok kimden tiksindiğimi biliyor musun? Kendimden. Neden bir metres aradığımı bilmek ister misin, çünkü ben onurlu bir eşe layık olmayan şerefsizin tekiyim. Anladın mı?" Belki de hayal görüyordum. Bakışı, ellerinin titreyişi, gözlerindeki acı... Hepsi benim görmek istediklerim olduğu için öyle görüyordum. Belki de benim aptal kalbim hala onu sevdiği için böyle görüyordum. Bu kendimden nefret etmeme neden olan, kendimden tiksinmeme neden olan bir sevgiydi. Saf değildi, temiz değildi, doğru değildi. Ama vazgeçemiyordum, kalbimi vazgeçiremiyordum. Fedor'u ilk defa gördüğümde on beş yaşındaydım, dedesiyle abimin işleri düzeltmeye başladıkları zamanlardı. Benden dört yaş büyük olduğu için gözüme çok büyük görünüyordu, biraz yapılıydı o zamanlarda. Hoş şimdi daha kaslıydı ama ben on beş yaşında bir ergen değildim artık. Başlangıçta beni hiç görmüyordu, doğrusu dans derslerinin yoğunluğundan ben de onu ayda bir defa falan görebiliyordum, o da denk gelirsek. Zamanla büyüdük, ikimiz de. Sonra Eva ile abim nişanlandı. Ben Eva'dan bir yaş büyüktüm ve birbirine karışmayan ailelerle birlikte sık sık bir araya gelme fırsatı buluyorduk. Bazen aptal gibi davrandığımı biliyordum ama ona kapılıp gitmemek benim için mükemmel bir imkânsızlık taşıyordu. Nehrin suları gibi beni alıp sürüklüyordu. Fedor hiçbir zaman kendini çekmemişti, benden uzak durmamıştı. Arkadaş değildik ama sürekli bir aradaydık, bazen elimi bile tutardı. Yaz Bahçesi'ne gider, dolaşırdık ama kimseye bir şey belli etmiyorduk. Eva ve abim evlendikten sonra biz de ilişkimizi açıklayabilirdik, bir ilişkimiz olduğuna inanıyordum. Ne de saftım. Ne de aptaldım. Elimi tutup benimle gezdi diye, bana dondurma aldı diye beni sevdiğini düşünmüştüm, beni istediğini düşünmüştüm. Eva öldü. Fedor nefretle doldu. Kardeşinin ölümünden sonra benimle hiç buluşmadı, telefonlarımı açmadı. Nerede karşılaşsak selam bile vermedi. Geçen bir yıl boyunca tek bir kelime etmemiştik. Sonra en çok istediğim şey oldu, aileler yeniden birleşmeye karar verdiler. Komisyon onları çok baskılıyor, kendilerine destek çıkmaları için iki tarafa…