MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
SOLUK PEMBE
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Middle of the Night - Elley Duhé Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen 🩰 Keyifli okumalar dilerim. Cumartesi görüşmek üzere ❤️ ❄️ Bölüm 14: Soluk Pembe Victor Ivanov'dan: Bağımlılıklar. Her türlü şeye karşı olan onlarca bağımlılık. Bedensel bağımlılıklar için bir çare bulmak mümkündü. Peki insan, zihnen bağımlı olduğu bir şey için nereye başvurmalıydı? Bir psikoloğa omzuma kadar gelen, çıtı pıtı bir kıvırcığa bağımlığı olduğumu söylesem bana yazacağı herhangi bir ilaç ya da vereceği herhangi bir tavsiye durumu değiştirir miydi? Mümkün görünmüyordu. Fedor ve Sofya'nın olduğu masadaydı. Fedor'un yanağındaki bir şeyi siliyordu. Kaşlarımın çatılmasına engel olamazken Fedor'un aptal sırıtışı daha çok sinirimi bozdu. Evet, kimsenin onların kuzen olduğunu tekrar tekrar söylemesine gerek yoktu. Gayet iyi biliyordum, yine de engel olamadığım bir histi bu. Konuşmadan iyice bunaldığımda çıkıp bir sigara içmenin daha iyi olacağını düşündüm ve arka çıkışına yöneldim. Arka taraf tamamen ağaçlıktı ve çalışanlar için birkaç oturma yeri yapılmıştı. En yakındaki yere oturup sigaramı tutuşturdum. Daha tek nefes çekmiştim ki kapının yeniden açıldığını duydum. Omzumun üzerinden baktığımda sabrımı zorlayan bir yüzle karşılaştım. Görmezden gelmeyi seçerek önüme döndüğümde elbette gelip yanıma oturması beni şaşırtmadı. "Victor," dedi elini bacağıma koyduğunda. "Benimle konuşmayacak mısın?" "Elini çek," dedim sakince. "Ne zamandan beri dokunuşumdan rahatsız oluyorsun?" diye sordu bana biraz daha yaklaştığında. "Sen temas bağımlısısın." Gülümsedi. "Bundan rahatsız olmazsın." Ona boş boş baktım. "Temas bağımlısı olmam herkesin bana dokunmasından hoşlandığım anlamına gelmiyor. Senin temasına bağımlı olduğumu da nereden çıkarttın?" Röportaj verirken Tanya'nın elimi nasıl da sıkı sıkıya tuttuğunu anımsadım. "Kesinlikle temasına bağımlı olduğum kişi sen değilsin." "Ya kim?" dedi elini çektiğinde. "Tanya mı? Bir anda aşık mı oldun ona?" Kısa bir an düşündüm. Bir anda mı olmuştu? "Bilmiyorum," diye mırıldandım düşünceli bir şekilde. "Bunun üzerine pek kafa yormadım." Hayretle nefes aldı. "Benimle alay mı ediyorsun? En son sevişmemizin üzerinden ne kadar geçti? Ne dediğinin farkında mısın sen?" Hatırlamıyordum ve umurumda da değildi. Tek bildiğim Tanya'yı dayısının evinde gördüğüm, Tanya'nın onun yeğeni olduğunu öğrendiğim günden beri hiçbir kadının gözüne bile bakmadığımdı. Çünkü o andan beri artık bir ihtimal vardı. "Seninle yatıyorum diye sana aşık değilim Nastya, buna kafan basmıyor mu?" dediğimde irkildi. "Böyle mi konuşmalıyım? Dünyadaki en medeni insan gibi davranmaya çalışıyorum ama sen neden beni tanıdığın halde sınırlarımı zorluyorsun? Sana kötü davranmam hoşuna mı gidecek?" "Ben sadece seni istiyorum, asıl sen bunun neresini anlamıyorsun? Babama söz vermişsin resmen." Kaşlarım çatıldı ve elimdeki sigaranın külünü silkerken sakinliğimi kaybettim. Eh, azizlerden olmadığımı söylemiştim. "Baban, onunla iş yapmam karşılığında seni bir mal gibi bana vereceğini söylediğinde ona seninle konuşmasını söyledim, onay verdiğimi değil. Söz vermenin yanında bile geçmiyordum. Babanın çıkarları uğruna seni kullanması beni hiç şaşırtmadı ama sen de buna heveslisin sanırım." "Başka bir adamla evlenmeyeceğim, sadece söz konusu sen olduğun için babamın bu tavırlarına göz yumuyorum. Bir ilişkimiz olduğunu sanıyordum. Çok uzun zamandır takılıyoruz. Nasıl bu kadar çabuk ona âşık olabilirsin, sen aşka bile inanmazsın!" dedi hayretle. Sesi git gide yükseliyordu ve bundan son derece rahatsızım. "Gözlerime bak, Benjamin seni çağırdığında benim yatağımdaydın lanet olası! Ya o kız, onu daha yeni tanıyorsun. Benden daha mı değerli oldu birden?" "Kendini onula aynı kefeye koyma," dediğimde dudakları aralandı. "Kimse kendini onunla aynı kefeye koyamaz benim gözümde. Bu yüzden bunu uzatma Nastya." Tanya'ya olan ilgim uzun zamandır vardı ve beklenmedik bir şekilde onunla evlenmem gerektiğinde her şey olduğundan daha karışık duruma gelmişti. Benim için Tanya'yı…