MADALYON CEMİYETİ - 1 KIŞ GÜNEŞİ
TENDEKİ GÖRÜNMEZ İZ
Yazar: Şeydanur İpek

Bölüm şarkısı: Amy Winehouse / You Know I'm No Good Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen 🤍 Keyifli okumalar dilerim💖 Bölüm 12: Tendeki Görünmez İzler Bazen güneş doğsun isterdi insan, bazen de karanlıkta kalmak. Karanlıktan korkuyordum, geceler her daim yaralarımın nedenlerini hatırlatan uğursuz fısıltıları üzerine taşırdı. Kapım hep geceleri çalardı, o ince gıcırtı kulaklarıma dolduğunda saat hep gecenin en kör saatini vuruyor olurdu. Bir gece kapım çalmasa bile her akşam o yatağa kalbimde büyüttüğüm bir korkuyla girerdim. O korku içimde öyle dallanıp budaklanırdı ki bazen nefes borumu bile tıkardı. Bir gün en karanlık gece geldi çattı. Kalbimin tam ortasına çattı, öylesine sert bir acıyla çattı ki bana o en karanlık gece bir daha hiç güneş doğmayacak sandım. Bedenimde onlarca izle uyandığım o sabah güneş doğdu. Güneş doğduğunda ve yataktan çıkacak o cesareti bulduğumda aynaya bakmak bir ölüm, adeta bir zulümdü. Bedenimde onlarca iz vardı. Kalçalarımda, göğüslerimde, bacaklarımın arasında, belinde... Bir yabancının ama bir o kadar yakın bir adamın ellerinin izleri bedenimin her yerindeydi. Elleri kordanmış gibi yanık izleri bırakmıştı bana, hayatım boyunca hiç o kadar kötü kalpli birisiyle daha karşılaşmadım. Asla. O en karanlık geceden bile daha karanlık bir kalbi vardı. Aynaya bakacak cesareti bulduğumda görebildiğim şey onun kordan ellerinin izleri değildi. Görebildiğim tek iz yanağımdaki kızarıklıktı. Sırtımdaki yumruk izleriydi, patlayan dudağımdı. Bunları o yapmamıştı, o kötü kalpli adam değildi bu izleri sahibi. Bunlar annemin bana bıraktığı son hatıralardı. Hayatım boyunca sırtımda taşıyacağım yadigarlar. Zaman geçti; göğsümdeki, bacaklarımdaki, kalçalarımda o yabancı kordan izler hep silindi. Sırtımdaki yumruk izleri, patlayan dudağım ve yanağımdaki o tokat izi baki kaldı. Benimle geldi. Nereye gitsem onları üzerimde taşıdım. Şimdi sabah güneşi yüzüme vururken aynadaki yansımama bakamıyordum. Ben o günden sonra doğru düzgün aynaya hiç bakamadım. Ben hatalıydım belki de. Olamaz mıydı? Annem haklıydı. "Sen utanmaz, arlanmazın tekisin! Başıma orospu mu olacaksın!" Yanağımda patlayan tokat ağzımın içine bir kan tadının yayılmasına neden olduğunda bedenim o şiddetle yatağa düştü. Yaşadığım şok yüzünden kendimde değildim, dünyanın dönüşü bile hissedebiliyordum, öyle ki dünya midemin içinde dönüyormuş gibi bulanıyordu midem. Kendimden tiksiniyordum. "Anne yemin ederim ben bir şey yapmadım." "Hiçbir şey yapmadın mı?" Çılgına dönmüştü. Beni ağlatırken kendisi de deli gibi ağlıyordu. "Hiçbir şey yapmasan sana neden dokunsun? Sen bir şey yapmasaydın, ona kuyruk sallamasaydın neden peşinden gelsin ha? Hiç mi utanmadın? Daha bu yaşında hiç mi utanmadın ha?" Saç köklerim sızlamaya başladığında irkilerek ellerimi saçlarımdan çektim. Annemin çektiği saçlar çoktan kopmuştu. Onların yerine yenisi gelmişti, uzamıştı. Saçlarımın kökleri ise zaman zaman hala sızlıyordu. Belki onlar da annem tarafından koparılan telleri istiyorlardı. Belki bir başkası koparsaydı canım bu kadar yanmazdı ama annem koparmıştı ya bir kere, bir daha metrelerce uzasalar da hep o birkaç telin yokluğunu arayacaklardı. Tarağı daha yumuşak bir şekilde saçlarıma daldırdığımda gözlerimi aynalı komodinin önündeki makyaj eşyalarından ayırmadım. Bu yüzden güneşin doğmasını da istemiyordum. İzlerimi açığa seriyordu sanki. Güneş ışığında daha da parlıyordu izlerim, gösteriyordu sanki herkese. Hem izlerimi hem de izlerimin acınası, utanç verici nedenlerini. Benim suçumdu belki de. Annem haklıydı. Eğer hiç suçum olmasaydı terk eder miydi beni? Etmezdi, değil mi? Eğer hiç suçum olmasaydı babam arardı beni. Bir uçağa biner gelir, elimde tutardı. Suçum vardı belki de. Öyle ya, insan canından bir parçadan bu kadar kolay vazgeçebilir miydi? Annem gitmişti, demek ki onun affedemeyeceği kadar suçluydum ben de. Odamın canıma çarpan şeyle dalgınlığımdan kurtulduğumda başımı çevirip cama baktım. Küçük bir taş bir kez daha çarptı. Elimdeki tarağı bırakırken merakla ayağa ka…